Eda’nin İngilizce Yazı Denemeleri..

Eda geçen hafta bana İngilizce dersinde yazdığı hikayeden bahsetti. Bu hikayeyi yazarken çok eğlenmiş olacak ki ertesi gün okulda bana bu hikayeyi gösterdi hatta ben o an tamamını okuyamayınca bu hafta sonu defteri eve getirdik.  Hikayeyi ben de çok beğendim. Hatta herhangi bir öyküden ya da olaydan mı etkilendi merak bile ettim. Hikaye şöyle;IMG_2743

Eda nın bu hikayesini görünce, bu yaz Çeşme de yazdığı yazılar geldi aklıma. Melis ablası ile beraber bir konu kararlaştırıp o konu hakkında “essay” yazmaya çalıştılar. Eda nın bu essay çalışmalarından bazıları da aşağıda. Kimisi ne resim de çizmiş:)

IMG_2759

 

bu IMG_2760  IMG_2758 IMG_2757

 

Minik Başak’ım Ada 3 Oldu…

 Kalbimin ikinci yarısı, canım kızım… işte 3 yaşını doldurdun ve hatta 1 ay geçti bile… Tam da doğduğun gün aşağıdaki maili hazırlıyordum ki Çeşme deki evimizden çam ağaçlarımızın kesimi ile ilgili bir haber aldık.  Bu habere çok üzüldüğümüz için,

senin doğum günün olmasına rağmen o saatten sonra kafamı toplayıp aşağıdaki yazıya devam edemedim. Fakat tılsımı gitmesin diye değiştirmek de istemedim.  Kaldığım yerden devam edeceğim yazmaya….
“Anne, bak sana bir şey söylicem ama kızmayacaksın, bak kızmayacaksın ama ve soru gelir ” yemekten sonra bana abur cubur verebilirmisin?”

“Anne yemeyeceğim söz bak söz veriyorum anne, sadece elimde tutcam”

“Anneee şu Eda ya bir şey söyle”

“Annee telefonum nerde yaaa”

“Bak rica ediyorum Eda “ütfen” diyorum . (henüz lütfen demiyoruz “ÜTFEN”)

“Annee Eda beni cimdiriyo”

“Abla ben seni çok seviyorum çünkü biz seninle kaadeşiz”

“Baba bana sakız getirdiğin için sana tedettür ederim” (henüz teşekkür değil “tedettür” diyoruz)

“Abla bak bana bunu yapmanı istemiyorum. Bak rica ediyorum”

“Baba bak nolur” tamam” de bak nolur “tamam” de.

“Anne şu Eda ya bir şey söyle bana “bebek” diyor. ben “bebek” değilim.”

Kalbimin ikinci yarısı küçük kızım, bundan  3 yıl önce yaklaşık 8 saat sonraydı seni kucağıma alışım. İkinci mucizemsin benim. Şimdi 3 yaşını doldurdun bile.

3 yaşında sana seni  anlatmayı hediye etmek istiyorum aslında,  ama nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu akşam seni yatırırken yine elinde telefon oluşundan bahsetmeliyim belki:)

Bir I- phone kılıfından çıkan mika telefon şeklindeki aparatı telefon yaptın kendine 1-2 aydır. Sürekli onunla birilerini arayıp tel konuşması yapıyorsun. 2 parça olan bu mika malzemeyi sürekli yere düşürüp ikiye ayırıp sonrada düzelttin diye mızıklamaya başlıyordun. Yere düşürmelerine  dayanamayınca ben Alaçatı pazarından sana bir ıphone kılıfı aldım. Çok mutlu oldun. Herkese telini gösteriyorusun. Vee onsuz asla hiç bir yere gitmiyorsun. Sürekli birilerini arayıp konuşuyorsun. Akşamları haydı uyku saati yatağa dediğimde. Telefonum nerede diye aranıyorsun ve onu bulup dur telefonumu kapatayım deyip kapatıyorsun.  Agustos da benim işte olduğum bir gün denize gitmek için hazırlanmışsınız. Sonra telefonunu almak istemişsin her gün olduğu gibi. Telefonu bulamamışsınız.  Ferah Ablanın sırtından ter akmış . Evin her yerinde telefon aramış ve maelesef bulamamış. En sonunda sen onun gerçekten çok çabaladığı halde bulamadığını görüp ikna olunca, tamam ama gelince yine arayalım diyerek denize gitmeyi kabul etmişsin.

Son zamanlarda bir de Eda nın sana “bebeksin” deyişine ciddi takıldın. Sen takıldıkça da Eda seni daha çok kızdırıyor. 3 gün önce yine sana bebek demiş. Sen de ben bebek değilim bebekler konuşamaz ben konuşabilirim deyince, Eda da sana iyi o zaman kanıtla dedi. Hadi  “transportation” de o zaman dedi.  Sen Eda nın İngilizce bir şey söylediğini anlamış olacaksın ki “one, two, three…” diye saymaya başladın. Eda çok güldü, sonra da iyi o zaman hadi bunu bil şunu bil diye sana farklı İngilizce kelimeler söyledi. Sen hepsinde sayı sayınca. Bu sefer “taka tuka” dedi. Sen de “tata tuta” deyip işte söyledim. Gördün mi ben bebek değilim dedin:)  Eda senin henüz “k” harfini tam söyleyemediğini biliyor ve hep sana içinde k olan kelimeler söyletiyor.

En sevdiğin oyunları düşünüyorum; saklambaç hala ilk sıralarda. Fakat 3. yaş doğum günü partinden beri en çok oynadığın oyun ise anneannenin aldığı bebek ve Ayla Teyze nin aldığı bebek arabası. Her zaman ki gibi bu oyuncakları da onlar ısmarladı ben aldım. Fakat ben bile alırken bu kadar seveceğini düşünmemiştim.  6 Eylül deki doğum günü partisinden beri evin içinde bu araba ve bebekle dolaşıyorsun. Bebeğin ismini anneannenle beraber Irmak koydunuz. Onunla sohbetlerini izlemek ayrı bir keyif:)

Bu aralar bir de neredeyse her akşam hafıza kartı oynuyoruz ailecek.   Bizim için hala evin en küçüüğü olduğundan, hafıza kartlarını bu kadar güzel oynaman çok hoşumuza gidiyor:) 2 aydır hafıza kartlarında gayet iyisin. Hatta bazen tam hatırlayamadıysan kartlara çaktırmadan iyice eğilip bakmaya kalkıyorsun. Eda da” anne Ada hile bile yapmaya başladı diye seni bana şikayet ediyor”

Sana doğum günü hediyesi olarak bir set de hayvan resimli hafıza kartı almıştık. Hem bunları oynuyoruz hem de ablandan kalan çok fazla miktarda Merakli Minik dergisinden çıkan hafıza kartları var hem de bunları oynuyoruz. Sen her seferinde kartları değiştirmeyi seviyorsun.

Stickerlar… Sevdiğin şeyleri yazarken sticker lardan bahsetmemek haksızlık olur. Benden sürekli ablanın ki gibi bir sticker dosyası istiyorsun. Baban sana Ramazan bayramında sticker kitabı hediye almış. Aslında bunun aynısından epey kullanılmış olanı ablanın da vardı. Şimdi iki sitcker kitabından da zaman zaman seninle yapıştırmalar yapıyoruz.

Kitaplar…

Bebekliğinden itibaren sen de kitapları çok önemsedeim aslında hatta öyle önemsedim ki, Türkiye de bebeklere yönelik çok fazla içerikli kitaplar bulamayınca, Amazon dan 7-8 tane kitap getirtmiştim senin için. Bu kitapları sen gerçekten çok sevdim.”Where is My MOm” isimli olanı hala okuyoruz arada bir. Çünkü anne ve beben saklambaç oynuyorlar. Ve sen bu kitabu bu sebeple çok seviyorsun.

İlk yılki bu kapakçıklı ve hareketli özellikli kitaplar dışında, hikaye şeklindeki kitapları genelde red ettin aslında. Hikayeyi pek dinlemek istemedin. Hatta bunu bir süre öncesine kadar ben bile kanıksamıştım. Bir ara sana her gece yatarken kitap okumaya çabalarken senin hiç ilgilenmediğini görünce bırakmıştım. Ama yaklaşık 3 aydır durum biraz daha farklı. Hatta son 1 aydır artık ciddi takip ediyorsun. Tabi genelde yeni kitaplara hemen şans tanımıyorsun. Hep var olanları tekrar tekrar okumak istiyorsun. “Tombik Ayı Acıkınca”,  “Üç Pisicik”, “Pepe Sayıları Öğreniyor”  en çok sevdiğin kitaplar.

Resim-Sanat…

Adacım senin eline boyaları verişim ilk aylarına dayanıyor aslında. Genel olarak su bazlı boyalar ile, fırçalı süngerli etkinlikleri çok seviyorsun. Bunun dışında çizebildiğin şekilller henzü sınırlı. Düz çizgi çizebiliyorsun, daire çizebiliyorsun, üçgen i çok düzgün olmasa da çizebiliyorsun. Bu arada A harfini de çizebiliyorsun ve “A” harfi çizince anne bak “Ada” yazdım diyorsun. İsmin de 2 tane A harfi olunca, A harfini isminle bütünleştirdin. Hatta yolda büyük harfler ile yazılmış bir dükkan ismi gördüysen ve için de A varsa anne bak Ada yazıyor diyorsun. 1 yazmayı biliyorsun bir de . Henüz  insan figürü çizmek çok ilgilini çkemiyor. Fakat 1 ay önce ablan sana kafa insan çizmeyi öğretmiş onun kine bakarak sen de çizmişsin. Onun fotoğrafını çekmeliydim ama atladım. Hiç de fena değil di:)

Bu ara elinde küçük bir defter ve bir kalem, sürekli ödev yapıyorum diye evde dolaşıyorsun.

Bir de kağıtları küçük küçük kesip, para yaptım diyorsun ve çantana dolduruyorsun.

Ablan ile “kafe” oyunu oynamayı, para ile allışveriş oyunlarını çok seviyorsun.

5 e kadar rakamları iyi tanıyorsun ve 5 e kadar çokluk sayabiliyorsun. (Ezbere değil , bunu özellikle yazıyorum çünkü bir kaç ay önce ezbere sayıyordun)

Bu ara seninle bol bol çokluk sayma etkinlikleri yapıyoruz.

IMG_2750

IMG_2751

 

 

Çeşme Dalyan daki Erbil Sitesindeki 25 Ağaç artık yok…

Uzun bir aradan sonra buraya daha keyifli yazılarla başlamak isterdim. Fakat Pazartesi sabahı saat 11 :00 itibariyle keyifli hiç birşey düşünemiyorum. Hem de o gün yani 15 Eylül benim küçük kızımın doğum günü iken!!

Ben bloğumdan paylaşmak üzere küçük kızımın 3. yaş günü mutuluğumla ilgili yazı yazarken, Çeşme Dalyan daki Erbil sitesinden bir telefon aldım. 14 Eylül 2014 günü  12 red oyuna karşın 14 kabul oyu ile “kesim kararına” karar verilen 25 adet 12 yaşındaki fıstık çamı sırf komşularımızın manzarasını engel oluyor diye kesilmeye başlamisti. Site yönetimi 12 red oyu veren komşularının hak ve hukukunu hiçe saymış, kararın üzerinden 24 saat gecmeden uygullamaya baslamisti.

Sözün bittiği yerdeyim, her zaman bir çok  nezih okumuş, aydın insanın bir araya toplandığı bir sitede yaşadığımı sanarak övünürken şimdi hukukun üstünlüğü ilkesini yok sayan bir tutumla karşı karşıyaydım.Ve MAELESEF biz tüm çabalarımıza rağmen bu ağaçları kurtaramadık.

HEM DE 14 OYA KARŞI 12 OY İLE…

Toplantı öncesinde gölgelerinde aile fotoğrafı çektirdiğimiz çam ağaçarı maelesef artık yok  kesilmesine maelesef engel olamadık ama bu konunun peşini bırakmayacağıma dair söz verdim. Hukukun üstünlüğü hiçe sayılıp, kararın üzerinden daha 24 saat bile geçmemişken, bizim kanuni itiraz süremize fırsat tanımayarak 25 ağac kesilip oldu bittiye getirildi. GÜNÜN SONUNDA YİNe İNSANOĞLUNUN BENCİLCE MENFAATLERİNE KARŞI DOĞA KAYBETTİ. Fakat gelişmiş ülkelerde manzaramı kesiyor diye ağacın kesilmesi gibi bir maddenin ne yazı kki oylaması bile söz konu olmaz iken bu zihniyet ağaçlar kesilmesin yönünde oy kullananları komşunun kötülüğünü düşünen, insan sevgisinden yoksun kişiler olarak tanımlayabilecek kadar bir yanlışın ve karanlığın içine düşmüş iken insanoğlunun kendi çıkarlarına rağmen toplumsal bir düşünce sergileyebileceğinin bu kadar da zor olmadığını duyurmak istiyorum. Sadece 2 ay kaldığımız yazlıklarımızda 12 ay boyunca kuşu ile kurdu ile karıncası ile orada bir ekosistem oluşturmuş başka bir hayata canım isterse dikerim canım isterse sökerim şeklindeki bir yaklaşımı son derece talihsiz buluyorum. Üstelik tüm site sakinlerinin üniveriste mezunu olup, çok aydın fikirleri olduğunu savundukları bir ortamda , aman yakınımdaki(komşum) üzülmesin kırılmasın ama uzagımdaki ağaç olsun , canlı olsun ne olursa olsun zihniyetini ve sadece insan sevgisi ve komşuluk ilişkilerine dayandırılan bir nedeni onaylamayorum.

Kızımın doğum gününde bu sebeple  mutlu olacağıma 25 adet
ağacın ölümü için üzülüyorum. EVET 25 AĞACIN ölümü.

Kimsenin evinin temeline, duvarına, bacasına , o suna busuna değil de
sadece 2 aylık manzarasına engel oldu diye bu ağaçları öldürdünüz ya!
Ve buna karşı gelenleri yavuz hırsız misali, site temeline bomba
koymakla, toplum düzeni insan sevgisi ile bağdaştırdınız ya. Diyecek
söz bulamıyorum. Bu gün çok üzgünüm. Ve şuan öyle üzgünüm ve
insanlıktan, insanların hırslarından aydın olmanın, okumuş olmanın ne
kadar nafile olduğunu görüyorum. Ve bugün bu sitenin belirli kesimi
tarafından dışlanmak beni zerre kadar üzmüyor. TAM TERSİNE YÜCELTİYOR!

Ve herkese herşeye rağmen 1 kişi kalsam da asla doğru bildiğimi
söylemekten vazgeçmeyeceğimMargaret Meade’nin dediği gibi;
“Birkaç duyarlı insanın Dünya’yı değiştiremeyeceğini düşünmeyin.
Aslında Dünya’yı değiştirmiş olanlar, o bir avuç insanlardır. Hepimiz
değişim yaratma gücüne sahibiz.”

Ataturkcuyum diye yazıp çizerken iş uygulamaya gelince toplum

menfaatlerini değil de kişi menfaatlerini nasıl da ön plana
çıkabildiğini görüyorum.

Hukuku hiçe sayan , bir topluluğun içinde daha fazla söyleyecek söz
bulamıyorum.

Manzaranız bol olsun sevgili komşular….

 

Ekteki kızlarımın fotosu 27  Agustos 2014 tarihine ait. Kızlarım o gün o ağaçların altında koşup oynarken son kez oynadıklarının farkında bile değilller!!!

10255439_10152729520522360_8560229714396883344_n10696440_10152729520417360_1862377725891845040_n

1 (2)   10702056_10152449491298458_6149857665827841414_n unnamed

Bir Anneler Günü Kutlaması… Osmancık Kiraz Bahçesi

10.Mayıs.2014

Eda  nın son 1 yıla damgasını vuracak filmi belli ki “Charlie’nin Çikolata Fabrikası olacak”.

Eda bu filmi aylar önce ilk izlediğinde babası istiyorsan ağla kızım sıkma kendini demişti ve Eda sonra ağlamaya başlamıştı. Aslında film mutlu sonla bitiyor ama öyle güzel öyle anlamlı bir film ki insanın ruhuna dokunuyor . Bu filmin geçen yılın sonundan beri abartısız neredeyse haftada bir seyrediliyor bizim evde. Haftada bir seyrediliyor çünkü ablası çok seviyor diye Ada nın da en sevdiği film oldu. Anlamasa da “ay çok güzel dimi anne diyerek” o da kendine CD seçme hakkı verildiğinde “Çikolata Fabrikası” diyor ve bu filmi istiyor.

Ada dün gece ateşli olunca ben de bugün planımı bozup işe gitmedim ve Ada nın durumunu görmek istedim. Ada sabah yine Çikolata Fabrikasını izlemek istedi. Tabi o TV yi sadece laf olsun diye ister hep ama bu sefer filme bir kez daha ben takılıp kaldım.

Şimdi de bloga anneler günü ile ilgili not düşmek isteyince bu film geldi aklıma. Aynen filmin sonunda dediği gibi. Eğer bir aileniz varsa “Dünyadaki herşeye sahipsiniz demektir”

İşte ben de bu yıl anneler gününde tam da böyle hissetim. İyiki ailem var dedim.

Bu yıl Anneler Gününde Eda nın bir arkadaşının doğum günü olduğu için biz aile arasındaki küçük kutlamayı 1 gün önce yapmayı planladık. Cumartesi günü çocukların okul sonrası Turgutlu da ablamın kiraz bahçesinde  buluştuk. Aynı zamanda ablamın buraya yaptığı minik konteyner evin de kutlamasını yapacaktık.  O gün sabahtan ve önceki günler hava çok yağışlı olmasına rağmen, biz oraya gittikten sonra hiç yağmadı. Mis gibi toprak kokusunda, açlıktan zil çalan karınlarımız annemin mangal sefası ile şenlendi. Sonra tüm aile kiraz toplama seremonisine katıldık. Yağmurun günlerdir yıkadığı kirazları hiçbir ilacın verilmediğinin de rahatlığıyla büyük küçük hepimiz direk ağaçtan toplayıp mideye indirdik. Ada ve Eda da çok keyif aldı. Ada kirazları kendi sepetine doldurdu.

Eda tüm gün boyunca ağaçtan inmedi dersem hiç de abartı olmaz…

Günün sürprizi ise, annesine anneler günü sürprizi yapan Melis oldu. Taa Ankara lardan, pat diye çıkageldi. Ablam 1-2 dakika anlamayıp şaşırıp kaldı . Tabiii sonra gözleri doldu.

Melis olmasaydı bizim de bir yanımız eksik olacaktı zaten.

Eda ve Ada, Melis i görünce havalara uçtular. İkisi de paçasından bütün bir gün ayrılmadılar.

Ayla Teyzesi söz verdiği gibi evin önüne 2 salıncak kurmuştu. Biri Ada biri Eda için, Ada ya hazır salıncak alınmıştı. Tabii bu Ada ya küçük gelince ve biz de çocuğu zorla oturtmaya çalışınca, Ada nın salıncaktan kalkmak istemesi biraz olaylı oldu. Adayı salıncaktan bir süre çıkaramadık!!! Neyse sonra kazasız belasız durum çözüldüJ

Yemek ve meyve merasiminden sonra, hediye merasimine geçtik. Biz bu sene annelere parfüm almıştık. Çiçek yerine de  Patina dan harika  meleklerden aldık. Herkese birer melek hediye ettik. Eda her bir meleğe kart hazırladı. “Sen bizim meleğimizsin” yazdı. Günün anlamına çok uydu. Ayşegül(Patina nın sahibi) yavrum son dakika benim için dükkanı açmak zorunda kaldı ama onun bütün bu fedakarlıklarına değdi.

Hatta son dakika, ondan Ayla Ablam için aldığım 3 mele li “Melekler Korusun” yazılı duvar süsü, Ayla Teyzemize cuk diye oturdu. 3 yiğenini temsil eden bu hediyeyi Ayla Teyzemiz çok ama çok beğendi.

Murat la konuşmamız üzerine, ben bana hediye almamalarını ertesi gün gidip beraber almak istediklerimi allalım dediğim için hediye beklemiyordum. Fakat kocam bana gerçekten de sürpriz yapıp, Ada dan bir converse ayakkabı, kendisi parfum ve Eda dan da çok güzel bir gözlük hediye edince gerçekten bana da sürpriz oldu ve bütün hediyelerimi de çok beğendim. Ayrıca babaannemizin pike takım hediyesi ve Ayla Teyzemizin nevresim takım hediyesi ile evimizde epey bir yenilendi.

 

Tadı damağımızda kalan  harika bir günden elimizde kalan ise  de tabiki harika kareler ve zihinlerden çıkmayacak anılar oldu…

Not: Yazıyı 30 Mayıs da yazıyorum ama aslında 10 Mayıs a ait gecikmeli bir yazı…

IMG_2492 IMG_2496 IMG_2499 IMG_2507 IMG_2509 IMG_2513 IMG_2527 IMG_2530 IMG_2531 IMG_2533  IMG_2538 IMG_2541 IMG_2542 IMG_2543 IMG_2544 IMG_2545 IMG_2546 IMG_2549 IMG_2551 IMG_2552 IMG_2555 IMG_2558 IMG_2559 IMG_2562 IMG_2563  IMG_2567 IMG_2569  IMG_2572  IMG_2575 IMG_2576 IMG_2578  IMG_2583 IMG_2586 IMG_2587 IMG_2589 IMG_2590  IMG_2593 IMG_2598 IMG_2599 IMG_2601 IMG_2604 IMG_2605 IMG_2622 IMG_2629   IMG_2654   IMG_2664   IMG_2667 IMG_2668   IMG_2680  IMG_2684 IMG_2686   IMG_2698 IMG_2699  IMG_2701  IMG_2703 IMG_2704 IMG_2707  IMG_2709 IMG_2711 IMG_2714  IMG_2719  IMG_2739 IMG_2740  IMG_2745 IMG_2757 IMG_2765 IMG_2768  IMG_2770    IMG_2779 IMG_2786  IMG_2807 IMG_2809 IMG_2811 IMG_2812 IMG_2817 IMG_2818 IMG_2824 IMG_2826 IMG_2830  IMG_2833 IMG_2835  IMG_2846   seçmece (1)

Çikolatalı Çilek Partimiz…

Bir aydır her gün devam etmek zorunda olduğum girişimcilik eğitiminden dolayı bu ara eve pestil şeklinde geliyorum ve kızlara çok zaman ayıramıyorum. Bugün de eve girdiğimde saat 19:30 du.

Eve Ayla Teyzemizle beraber geldim. Kızlar yemeklerini yemişti. Eda ya “Edacım sen bu akşam Ayla Teyzen ile birşeyler yap. Ben de biraz Ada ile oynuyayım” dedim. Eda Ayla Teyzesi ile son zamanlarda en sevdikleri arasında olan milkshake yapmak istedi. Fakat evde muz kalmadığını farkedince, önce üzüldü sonra da çilekli yapmaya karar verdi. Fakat çilekleri görünce milkshake yerine Çilek-çikolata Fondü ikilemesi ona daha cazip geldi. Ben de ok çilekleri Ada yıkasın ve saplarını temizlesin sen de çikolata fondüyü hazırla dedim.

Kızlar “Oleyyy” çektiler.

Hemen Senem Teyzemizin Eda nın doğum gününde hepimize aldığı önlükleri giydik.
Ada çileklerin saplarını tek tek koparıp çilekleri suya attı. Sonra da sudaki çilekleri tek tek kahve ölçü kaşığı ile süzgüye aldı. Aslında bu Ada ya çok küçükken yaptırdığım suyun içindeki pinpon toplarını toplama etkinliği gibi oldu. “Ada çok eğlenceli” dedi durdu
Bu işlemi 3 kez yaptı. Çilekler öyle temiz oldu ki artık kırmızıdan beyaza renk değiştirmişken Ada ikna olup bıraktı.

Eda ise Ayla Teyzesinin de desteği ile benmari usulü çikolatayı bir cezve üzerinde eritti.

Bu arada Eda bir ara salona geçip, kafesinn önünde bir masa kurmuş herkesin yerini belirlemiş. Sonra da bizim oturmamızı istedi. Tipik kızların en sevdiği “kafecilik” hem de en sevdikleri şekilde gerçek yiyeceklerle başlıyordu. Eda hepimize ne istersiniz diye sordu. (Önceden de “çilek keyifi” istememiz şeklinde bizi uyarmıştı” İşte kafeci Eda da mis gibi Çilek keyifi ile sonlanan etkinliğimiz bu akşam kızlar için hoş bir zaman olarak anılarımıza böyle geçti.. Bugün kü etkinliğimize babamız sadece kafe müşterisi olarak katıldı . Bir taraftan haber izlerken bir taraftan da çikolatalı çilekleri mideye götürdü

Kızlarıma verebileceğim en güzel şeylerden birinin ailecek geçirilmiş keyifli anılar biriktirmek olduğunu düşünüyorum ve anı biriktirmeyi ÇOK SEVİYORUM

İşte bizim keyifli akşamımızdan kareler…

Kolajlar27

Ekran Yakalamaları

blogyedek

Kolajlar29 Kolajlar28

 

Kukla Tiyatrosu ve Kırmızı Başlıklı Kız

Eda bu yıl, okul sonrası programlardan birini “Kukla Yapımı ve Kukla Oynatımı”  olarak seçti.  Feyza  Öğretmeninin liderliğindeki bu kulüp çalışmasını çok sevdi. Her hafta büyük bir heyecanla Salı yı bekledi. Evde kuklalar yapıp okula götürdü. Kukla  yüz ifadeleri için evde çizimler yaptı.   Ve sonunda  sıra Forum Bornova Kukla Yarışmasında sahneleyecekleri “Kırmızı Başlıklı Kız” oyunun rol dağılımına geldi. Eda heyecan içinde seçimleri bekledi.  Son haftalarda ya Kırmızı Başlıklı Kız ya da Anlatıcı olacağına emindi. Fakat hangisi olmak istediğine karar veremiyordu:) Birgün Feyza Öğretmen beni okulda gördü ve bir türlü karar veremiyoruz.  Eda, ya Kırmızı Başlıklı Kız olacak ya da anlatıcı olacak dedi:)

Veee Eda Kırmızı Başlıklı Kız olmuştu. Eda Kırmızı Başlıklı kızı oynayacaktı ama sadece bu rolü değil bütün oyuncuların rolünü çoktannn ezberlemişti bile.

Feyza Öğretmenin okulda beni her gördüğünde söylediği övgü dolu sözler beni de çok gururlandırdı. Öğretmeni biz çok öğrenci görüyoruz . Ama Eda gerçekten başka. Harika bir çocuk yetiştirmişsiniz inanılmaz yaratıcı diyordu.

Hatta bir keresinde, Eda nın rolünün üzerine çıkıp kendisinden eklemeler yaptığını ve onun öğretmenin bile aklına gelmediğini ve artık diğer oyunculara da aynı şekilde yaptırdığını söylemişti.

Ve bu arada tüm bunlar konuşulurken ben Eda nın hiç bir provasını izleyememiştim. Bana tüm oyun sürpriz oldu.  Sonunda  16 Mart da Forum Bornova da oyunlarını sergilediler. Bütün ekip gerçektende harika bir oyun çıkardılar. En güzeli de tüm öğrenciler oynarken çok mutlu ve çok eğleniyorlardı. Zaman zaman okulumuzla ilgili eleştirilerde bulunuyor olsak da , çocukların yaptıkları çalışmalardaki mutlulukları ve rahatlıkları gerçekten beni çok memnun ediyor.

Ve oyundan 3 gün sonra 1. belli oldu. Işıkkent okulu 1. liği kaptı. 21 Mart taki ödül töreninde bir kez daha sahne aldılar. İşte  tüm Kukla Tiyatro ekibiyle gurur duyduğumuz keyifli oyundan kareler:9

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29 Kolajlar30 reize reize1

grupödülsnapped IMG_2214_Snapseed IMG_2245_Snapseed IMG_2253 IMG_2298

Eda’nın 9. Yaş Partisi

Hani derler ya “Bezelye Prensesi misin?” diye.

Eda bu sene arkadaşları ile evde küçük bir Pijama Partisi ile 9. yaşını kutlamaya karar verince pijama partimizi bir tema ya da  sembol üzerinden planlamaya karar verdik. Eda ya iki seçenek sundum. Birisi “gece kuşu” teması , diğeri ise benim çok sevdiğim bir Andersen klasiği olan “Prenses ve Bezelye Tanesi” masalın üzerinden planlanan bir parti olması idi. Bu masalı Eda da çok sevdiği için hiç düşünmeden “Prenses ve Bezelye Tanesi” ni   Pijama Partisine tema olarak seçti. Hikaye şöyle;

"bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış, fakat onun aradığı prenses
gerçek prenses olmalıymış. Bundan dolayı prens dünyanın dört bir yanını
dolaşmış, fakat hep birtakım sorunlar çıkmış. Prenses çokmuş da o gerçek
prenses olup olmadıklarını bir türlü anlayamıyormuş. Hepsinde bazı küçük,
belli belirsiz kusurlar varmış. Bu nedenle çok istediği halde gerçek prensesi
bulamamış olarak keyifsizce evine dönmüş.  Bir gece inanılmaz bir fırtına
çıkmış. Gök gürlüyor, yıldırımlar düşüyor ve yağmur sel olup akıyormuş.
Korkunç bir hava! Saray kapısının dövüldüğünü duyan yaşlı kral kapıyı açmaya
gitmiş.

Masal bu ya, kapıda bir prenses duruyormuş; fakat o ne, prenses yağmurdan ve
fırtınadan berbat bir durumdaymış. Su saçlarından ve elbiselerinden aşağı
ayakkabılarının içine oradan da dışarı akıyormuş. Sıra misafirin kendini
tanıtmasına gelince, misafirimiz kendisinin gerçek bir prenses olduğu söylemiş!

"Öyle olsun bakalım, yakında anlarız!" diye aklından geçirmiş yaşlı kraliçe.
Fakat hiçbir şey demeden yatak odasına gidip yatak takımlarını almış ve
prensesin yatağını hazırlamaya koyulmuş. Döşeğin üstüne bir bezelye tanesi
koymuş, üzerine yirmi kuştüyü şilte, onların da üzerine yirmi kuştüyü yorgan
koymuş. Böylece prensesin yatağı hazır olmuş.

Ertesi sabah kraliçe prensese nasıl uyuduğunu sormuş.

"Çok kötü!" demiş prenses. "Gözümü neredeyse hiç kırpmadım bütün gece! Yatakta
ne olduğunu bilmediğim birşey vardı. Her tarafımı al al mor mor yapan sert
bir şeyin üzerinde yattım. Korkunçtu!"

Böylece, artık onun gerçek prenses olduğunu anlamışlar, çünkü o üzerindeki
yirmi şilte ve yirmi yorgana rağmen bezelyeyi hissetmişti.

Gerçek bir prensesten başka hiç kimse bu kadar duyarlı olamazdı.

Böylece prens sonunda gerçek bir prenses bulduğuna emin olmuş ve onunla
evlenmiş. Bezelye tanesi de herkes görebilsin diye Kraliyet Müzesine
konmuş. Kimse çalmadıysa hala orada duruyordur."

Ben aslında Eda nın bu temayı seçmesine çok memnun oldum . Çünkü her yıl olduğu gibi bu yılda ona bir mektup yazmak istiyordum ve bu yılki mektubumda da, evimizdeki “bezelye prensesini” anlatmak istiyordum;

Çorapların dikişlerine taktığı için hiç bir çorabı beğenmeyen, “Blackspade” markası hariç  hiç bir atlet giymeyen ve eğer bu atletlerin hepsi de kirli ise beni tef gibi geren, yüzüne krem sürdürürken rahatsız olan, sabahları bu krep terlemiş diyerek krep de hafif bir nemlenme görse  yemeyen, 9 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala ekmeğin kabuğunu yemeyen, yoğurdunda minik bir kaymak parçası varsa o yoğurda dokunmayan,  son bir yıldır 1 kot pantalonu hariç tüm pantalonları giymeyi rahat değiller diye reddeden, biraz fazla yemek yiyince  midesi bulanan, kaloriferi açık olan bir odada asla uyuyamayan narin bir bezelye prensesi var bizim evimizde de:)

Annesini zaman zaman çıldırtsa da, bir o kadar da duygusal bir prenses, bir o kadar hırslı, tuttuğunu koparan, konuşmayı çok seven, çok meraklı, yaratıcı, fikir makinesi ve hepsinden de ötesi harika bir abla prenses.

Annesi bu sene koşturmacadan  ve kardeşinin ardı ardına hastalanmasından  ona yazmak istediği mektubu ve  hediye etmek istediği el yapımı bezelye prensesi bebeğini  tamamlayamamış olsa da en azından Eda yı mutlu edecek bir partiyi organize edebildiği için mutlu…

İşte partimizin detayları…

İnternetten yaptığım minik bir araştırmada bu temanın Türkiye de adının bile geçmediğini hatta hikayesini bile bilmeyenler olduğunu fark ettim. Yurt dışı sitelerinden aldığım bazı fikirleri ve kendi fikirilerimi de ekleyerek optimum bir parti gerçekleştirdik.

Önce salona “bezelye prensesinin yatağını yaptık”

Halamızın okulundan ödünç aldığımız yataklar çok işimize yaradı. Yatak Eda ve Ada nın ve Eda nın arkadaşlarının çok hoşuna gitti. Hatta Ada yataktan inmek istemedi:)

Pijama Partimiz için mevsim geçişi sebebiyle kızlara güzel bir pijama bulamayınca babaannemizin de yardımlarıyla iki kardeşe takım pijama diktirdik.

Menü de  Pijama Partisi klasiği Pizza vardı.

Pizza sonrası için ise tabiki yine Pijama Partisi klasiği sütler hazırladık. Sütlerin üzerine delikli tarçınlı kurabileyeler yaptık. Çok dekoratif durdu. Partide fazla hazır gıda olmamasına özellikle dikkat ettim. Kızların sevdiği susamlı kurabiyelerden yaptık.  Nilay Teyzemizin verdiği yeşil yuvarlak sakızlar bezelye tanelerini temsil etti.

Etkinlik olarak, “bezelye prensesi bebek yapımı”, çanta süsleme, oje sürme ve sohbet saati ve en son  sinema saati planlamıştık. Çanta Süslemeye maelesef zamanımız  kalmadı. Çantaları o haliyle kızlara vermek durumunda kaldık. Eda pijama partisini çok kalabalık istemeğinden 5 arkadaşını çağırdı.

Ferah Hn ve ben de gördük ki 6 kişilik bir 9 yaş partisi inanılmaz keyifli ve zahmetsiz oluyormuş.

Küçük misafirlerimize hediye olarak minik ahşap kutular boyadık. İçlerine de masalı temsilen minik yastıklar dikip bir tane bezelye tanesi koyduk. Ayrıca Ferah Ablamız misafirlerimize uyku için göz bantları dikti.

Bu arada her doğum gününmüzde olduğu gibi bu doğum günümüzü de Selda Teyzemizin el emeği  muhteşem pastası süsledi.

Eda nın partiden sonra defalarca teşekkür etmesi  ise günün yorgunluğunu bir anneye unutturan en keyifli andı. Ve en keyifli kısmı… partimizden kareler…düzelt  düzelt2  düzelt4 düzelt5  düzelt7  güzeller2 güzeller3 güzeller4 güzeller5 Kolajlar36   Kolajlar39 Kolajlar40 Kolajlar41 Kolajlar42 Kolajlar43 Kolajlar44 Kolajlar45düzelt3Kolajlar38Kolajlar37güzellerdüzelt6Kolajlar27 (2)Kolajlar28 (2)Yeni klasör4Yeni klasör5

GEZİ KAZANI

İştah kabartan geziler

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

AKI AİLESİ

Çoçuk olunca içinde, hep bir sürpriz var burada...

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 38 takipçiye katılın