Bir Anneler Günü Kutlaması… Osmancık Kiraz Bahçesi

10.Mayıs.2014

Eda  nın son 1 yıla damgasını vuracak filmi belli ki “Charlie’nin Çikolata Fabrikası olacak”.

Eda bu filmi aylar önce ilk izlediğinde babası istiyorsan ağla kızım sıkma kendini demişti ve Eda sonra ağlamaya başlamıştı. Aslında film mutlu sonla bitiyor ama öyle güzel öyle anlamlı bir film ki insanın ruhuna dokunuyor . Bu filmin geçen yılın sonundan beri abartısız neredeyse haftada bir seyrediliyor bizim evde. Haftada bir seyrediliyor çünkü ablası çok seviyor diye Ada nın da en sevdiği film oldu. Anlamasa da “ay çok güzel dimi anne diyerek” o da kendine CD seçme hakkı verildiğinde “Çikolata Fabrikası” diyor ve bu filmi istiyor.

Ada dün gece ateşli olunca ben de bugün planımı bozup işe gitmedim ve Ada nın durumunu görmek istedim. Ada sabah yine Çikolata Fabrikasını izlemek istedi. Tabi o TV yi sadece laf olsun diye ister hep ama bu sefer filme bir kez daha ben takılıp kaldım.

Şimdi de bloga anneler günü ile ilgili not düşmek isteyince bu film geldi aklıma. Aynen filmin sonunda dediği gibi. Eğer bir aileniz varsa “Dünyadaki herşeye sahipsiniz demektir”

İşte ben de bu yıl anneler gününde tam da böyle hissetim. İyiki ailem var dedim.

Bu yıl Anneler Gününde Eda nın bir arkadaşının doğum günü olduğu için biz aile arasındaki küçük kutlamayı 1 gün önce yapmayı planladık. Cumartesi günü çocukların okul sonrası Turgutlu da ablamın kiraz bahçesinde  buluştuk. Aynı zamanda ablamın buraya yaptığı minik konteyner evin de kutlamasını yapacaktık.  O gün sabahtan ve önceki günler hava çok yağışlı olmasına rağmen, biz oraya gittikten sonra hiç yağmadı. Mis gibi toprak kokusunda, açlıktan zil çalan karınlarımız annemin mangal sefası ile şenlendi. Sonra tüm aile kiraz toplama seremonisine katıldık. Yağmurun günlerdir yıkadığı kirazları hiçbir ilacın verilmediğinin de rahatlığıyla büyük küçük hepimiz direk ağaçtan toplayıp mideye indirdik. Ada ve Eda da çok keyif aldı. Ada kirazları kendi sepetine doldurdu.

Eda tüm gün boyunca ağaçtan inmedi dersem hiç de abartı olmaz…

Günün sürprizi ise, annesine anneler günü sürprizi yapan Melis oldu. Taa Ankara lardan, pat diye çıkageldi. Ablam 1-2 dakika anlamayıp şaşırıp kaldı . Tabiii sonra gözleri doldu.

Melis olmasaydı bizim de bir yanımız eksik olacaktı zaten.

Eda ve Ada, Melis i görünce havalara uçtular. İkisi de paçasından bütün bir gün ayrılmadılar.

Ayla Teyzesi söz verdiği gibi evin önüne 2 salıncak kurmuştu. Biri Ada biri Eda için, Ada ya hazır salıncak alınmıştı. Tabii bu Ada ya küçük gelince ve biz de çocuğu zorla oturtmaya çalışınca, Ada nın salıncaktan kalkmak istemesi biraz olaylı oldu. Adayı salıncaktan bir süre çıkaramadık!!! Neyse sonra kazasız belasız durum çözüldüJ

Yemek ve meyve merasiminden sonra, hediye merasimine geçtik. Biz bu sene annelere parfüm almıştık. Çiçek yerine de  Patina dan harika  meleklerden aldık. Herkese birer melek hediye ettik. Eda her bir meleğe kart hazırladı. “Sen bizim meleğimizsin” yazdı. Günün anlamına çok uydu. Ayşegül(Patina nın sahibi) yavrum son dakika benim için dükkanı açmak zorunda kaldı ama onun bütün bu fedakarlıklarına değdi.

Hatta son dakika, ondan Ayla Ablam için aldığım 3 mele li “Melekler Korusun” yazılı duvar süsü, Ayla Teyzemize cuk diye oturdu. 3 yiğenini temsil eden bu hediyeyi Ayla Teyzemiz çok ama çok beğendi.

Murat la konuşmamız üzerine, ben bana hediye almamalarını ertesi gün gidip beraber almak istediklerimi allalım dediğim için hediye beklemiyordum. Fakat kocam bana gerçekten de sürpriz yapıp, Ada dan bir converse ayakkabı, kendisi parfum ve Eda dan da çok güzel bir gözlük hediye edince gerçekten bana da sürpriz oldu ve bütün hediyelerimi de çok beğendim. Ayrıca babaannemizin pike takım hediyesi ve Ayla Teyzemizin nevresim takım hediyesi ile evimizde epey bir yenilendi.

 

Tadı damağımızda kalan  harika bir günden elimizde kalan ise  de tabiki harika kareler ve zihinlerden çıkmayacak anılar oldu…

Not: Yazıyı 30 Mayıs da yazıyorum ama aslında 10 Mayıs a ait gecikmeli bir yazı…

IMG_2492 IMG_2496 IMG_2499 IMG_2507 IMG_2509 IMG_2513 IMG_2527 IMG_2530 IMG_2531 IMG_2533  IMG_2538 IMG_2541 IMG_2542 IMG_2543 IMG_2544 IMG_2545 IMG_2546 IMG_2549 IMG_2551 IMG_2552 IMG_2555 IMG_2558 IMG_2559 IMG_2562 IMG_2563  IMG_2567 IMG_2569  IMG_2572  IMG_2575 IMG_2576 IMG_2578  IMG_2583 IMG_2586 IMG_2587 IMG_2589 IMG_2590  IMG_2593 IMG_2598 IMG_2599 IMG_2601 IMG_2604 IMG_2605 IMG_2622 IMG_2629   IMG_2654   IMG_2664   IMG_2667 IMG_2668   IMG_2680  IMG_2684 IMG_2686   IMG_2698 IMG_2699  IMG_2701  IMG_2703 IMG_2704 IMG_2707  IMG_2709 IMG_2711 IMG_2714  IMG_2719  IMG_2739 IMG_2740  IMG_2745 IMG_2757 IMG_2765 IMG_2768  IMG_2770    IMG_2779 IMG_2786  IMG_2807 IMG_2809 IMG_2811 IMG_2812 IMG_2817 IMG_2818 IMG_2824 IMG_2826 IMG_2830  IMG_2833 IMG_2835  IMG_2846   seçmece (1)

Çikolatalı Çilek Partimiz…

Bir aydır her gün devam etmek zorunda olduğum girişimcilik eğitiminden dolayı bu ara eve pestil şeklinde geliyorum ve kızlara çok zaman ayıramıyorum. Bugün de eve girdiğimde saat 19:30 du.

Eve Ayla Teyzemizle beraber geldim. Kızlar yemeklerini yemişti. Eda ya “Edacım sen bu akşam Ayla Teyzen ile birşeyler yap. Ben de biraz Ada ile oynuyayım” dedim. Eda Ayla Teyzesi ile son zamanlarda en sevdikleri arasında olan milkshake yapmak istedi. Fakat evde muz kalmadığını farkedince, önce üzüldü sonra da çilekli yapmaya karar verdi. Fakat çilekleri görünce milkshake yerine Çilek-çikolata Fondü ikilemesi ona daha cazip geldi. Ben de ok çilekleri Ada yıkasın ve saplarını temizlesin sen de çikolata fondüyü hazırla dedim.

Kızlar “Oleyyy” çektiler.

Hemen Senem Teyzemizin Eda nın doğum gününde hepimize aldığı önlükleri giydik.
Ada çileklerin saplarını tek tek koparıp çilekleri suya attı. Sonra da sudaki çilekleri tek tek kahve ölçü kaşığı ile süzgüye aldı. Aslında bu Ada ya çok küçükken yaptırdığım suyun içindeki pinpon toplarını toplama etkinliği gibi oldu. “Ada çok eğlenceli” dedi durdu
Bu işlemi 3 kez yaptı. Çilekler öyle temiz oldu ki artık kırmızıdan beyaza renk değiştirmişken Ada ikna olup bıraktı.

Eda ise Ayla Teyzesinin de desteği ile benmari usulü çikolatayı bir cezve üzerinde eritti.

Bu arada Eda bir ara salona geçip, kafesinn önünde bir masa kurmuş herkesin yerini belirlemiş. Sonra da bizim oturmamızı istedi. Tipik kızların en sevdiği “kafecilik” hem de en sevdikleri şekilde gerçek yiyeceklerle başlıyordu. Eda hepimize ne istersiniz diye sordu. (Önceden de “çilek keyifi” istememiz şeklinde bizi uyarmıştı” İşte kafeci Eda da mis gibi Çilek keyifi ile sonlanan etkinliğimiz bu akşam kızlar için hoş bir zaman olarak anılarımıza böyle geçti.. Bugün kü etkinliğimize babamız sadece kafe müşterisi olarak katıldı . Bir taraftan haber izlerken bir taraftan da çikolatalı çilekleri mideye götürdü

Kızlarıma verebileceğim en güzel şeylerden birinin ailecek geçirilmiş keyifli anılar biriktirmek olduğunu düşünüyorum ve anı biriktirmeyi ÇOK SEVİYORUM

İşte bizim keyifli akşamımızdan kareler…

Kolajlar27

Ekran Yakalamaları

blogyedek

Kolajlar29 Kolajlar28

 

Kukla Tiyatrosu ve Kırmızı Başlıklı Kız

Eda bu yıl, okul sonrası programlardan birini “Kukla Yapımı ve Kukla Oynatımı”  olarak seçti.  Feyza  Öğretmeninin liderliğindeki bu kulüp çalışmasını çok sevdi. Her hafta büyük bir heyecanla Salı yı bekledi. Evde kuklalar yapıp okula götürdü. Kukla  yüz ifadeleri için evde çizimler yaptı.   Ve sonunda  sıra Forum Bornova Kukla Yarışmasında sahneleyecekleri “Kırmızı Başlıklı Kız” oyunun rol dağılımına geldi. Eda heyecan içinde seçimleri bekledi.  Son haftalarda ya Kırmızı Başlıklı Kız ya da Anlatıcı olacağına emindi. Fakat hangisi olmak istediğine karar veremiyordu:) Birgün Feyza Öğretmen beni okulda gördü ve bir türlü karar veremiyoruz.  Eda, ya Kırmızı Başlıklı Kız olacak ya da anlatıcı olacak dedi:)

Veee Eda Kırmızı Başlıklı Kız olmuştu. Eda Kırmızı Başlıklı kızı oynayacaktı ama sadece bu rolü değil bütün oyuncuların rolünü çoktannn ezberlemişti bile.

Feyza Öğretmenin okulda beni her gördüğünde söylediği övgü dolu sözler beni de çok gururlandırdı. Öğretmeni biz çok öğrenci görüyoruz . Ama Eda gerçekten başka. Harika bir çocuk yetiştirmişsiniz inanılmaz yaratıcı diyordu.

Hatta bir keresinde, Eda nın rolünün üzerine çıkıp kendisinden eklemeler yaptığını ve onun öğretmenin bile aklına gelmediğini ve artık diğer oyunculara da aynı şekilde yaptırdığını söylemişti.

Ve bu arada tüm bunlar konuşulurken ben Eda nın hiç bir provasını izleyememiştim. Bana tüm oyun sürpriz oldu.  Sonunda  16 Mart da Forum Bornova da oyunlarını sergilediler. Bütün ekip gerçektende harika bir oyun çıkardılar. En güzeli de tüm öğrenciler oynarken çok mutlu ve çok eğleniyorlardı. Zaman zaman okulumuzla ilgili eleştirilerde bulunuyor olsak da , çocukların yaptıkları çalışmalardaki mutlulukları ve rahatlıkları gerçekten beni çok memnun ediyor.

Ve oyundan 3 gün sonra 1. belli oldu. Işıkkent okulu 1. liği kaptı. 21 Mart taki ödül töreninde bir kez daha sahne aldılar. İşte  tüm Kukla Tiyatro ekibiyle gurur duyduğumuz keyifli oyundan kareler:9

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29 Kolajlar30 reize reize1

grupödülsnapped IMG_2214_Snapseed IMG_2245_Snapseed IMG_2253 IMG_2298

Eda’nın 9. Yaş Partisi

Hani derler ya “Bezelye Prensesi misin?” diye.

Eda bu sene arkadaşları ile evde küçük bir Pijama Partisi ile 9. yaşını kutlamaya karar verince pijama partimizi bir tema ya da  sembol üzerinden planlamaya karar verdik. Eda ya iki seçenek sundum. Birisi “gece kuşu” teması , diğeri ise benim çok sevdiğim bir Andersen klasiği olan “Prenses ve Bezelye Tanesi” masalın üzerinden planlanan bir parti olması idi. Bu masalı Eda da çok sevdiği için hiç düşünmeden “Prenses ve Bezelye Tanesi” ni   Pijama Partisine tema olarak seçti. Hikaye şöyle;

"bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış, fakat onun aradığı prenses
gerçek prenses olmalıymış. Bundan dolayı prens dünyanın dört bir yanını
dolaşmış, fakat hep birtakım sorunlar çıkmış. Prenses çokmuş da o gerçek
prenses olup olmadıklarını bir türlü anlayamıyormuş. Hepsinde bazı küçük,
belli belirsiz kusurlar varmış. Bu nedenle çok istediği halde gerçek prensesi
bulamamış olarak keyifsizce evine dönmüş.  Bir gece inanılmaz bir fırtına
çıkmış. Gök gürlüyor, yıldırımlar düşüyor ve yağmur sel olup akıyormuş.
Korkunç bir hava! Saray kapısının dövüldüğünü duyan yaşlı kral kapıyı açmaya
gitmiş.

Masal bu ya, kapıda bir prenses duruyormuş; fakat o ne, prenses yağmurdan ve
fırtınadan berbat bir durumdaymış. Su saçlarından ve elbiselerinden aşağı
ayakkabılarının içine oradan da dışarı akıyormuş. Sıra misafirin kendini
tanıtmasına gelince, misafirimiz kendisinin gerçek bir prenses olduğu söylemiş!

"Öyle olsun bakalım, yakında anlarız!" diye aklından geçirmiş yaşlı kraliçe.
Fakat hiçbir şey demeden yatak odasına gidip yatak takımlarını almış ve
prensesin yatağını hazırlamaya koyulmuş. Döşeğin üstüne bir bezelye tanesi
koymuş, üzerine yirmi kuştüyü şilte, onların da üzerine yirmi kuştüyü yorgan
koymuş. Böylece prensesin yatağı hazır olmuş.

Ertesi sabah kraliçe prensese nasıl uyuduğunu sormuş.

"Çok kötü!" demiş prenses. "Gözümü neredeyse hiç kırpmadım bütün gece! Yatakta
ne olduğunu bilmediğim birşey vardı. Her tarafımı al al mor mor yapan sert
bir şeyin üzerinde yattım. Korkunçtu!"

Böylece, artık onun gerçek prenses olduğunu anlamışlar, çünkü o üzerindeki
yirmi şilte ve yirmi yorgana rağmen bezelyeyi hissetmişti.

Gerçek bir prensesten başka hiç kimse bu kadar duyarlı olamazdı.

Böylece prens sonunda gerçek bir prenses bulduğuna emin olmuş ve onunla
evlenmiş. Bezelye tanesi de herkes görebilsin diye Kraliyet Müzesine
konmuş. Kimse çalmadıysa hala orada duruyordur."

Ben aslında Eda nın bu temayı seçmesine çok memnun oldum . Çünkü her yıl olduğu gibi bu yılda ona bir mektup yazmak istiyordum ve bu yılki mektubumda da, evimizdeki “bezelye prensesini” anlatmak istiyordum;

Çorapların dikişlerine taktığı için hiç bir çorabı beğenmeyen, “Blackspade” markası hariç  hiç bir atlet giymeyen ve eğer bu atletlerin hepsi de kirli ise beni tef gibi geren, yüzüne krem sürdürürken rahatsız olan, sabahları bu krep terlemiş diyerek krep de hafif bir nemlenme görse  yemeyen, 9 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala ekmeğin kabuğunu yemeyen, yoğurdunda minik bir kaymak parçası varsa o yoğurda dokunmayan,  son bir yıldır 1 kot pantalonu hariç tüm pantalonları giymeyi rahat değiller diye reddeden, biraz fazla yemek yiyince  midesi bulanan, kaloriferi açık olan bir odada asla uyuyamayan narin bir bezelye prensesi var bizim evimizde de:)

Annesini zaman zaman çıldırtsa da, bir o kadar da duygusal bir prenses, bir o kadar hırslı, tuttuğunu koparan, konuşmayı çok seven, çok meraklı, yaratıcı, fikir makinesi ve hepsinden de ötesi harika bir abla prenses.

Annesi bu sene koşturmacadan  ve kardeşinin ardı ardına hastalanmasından  ona yazmak istediği mektubu ve  hediye etmek istediği el yapımı bezelye prensesi bebeğini  tamamlayamamış olsa da en azından Eda yı mutlu edecek bir partiyi organize edebildiği için mutlu…

İşte partimizin detayları…

İnternetten yaptığım minik bir araştırmada bu temanın Türkiye de adının bile geçmediğini hatta hikayesini bile bilmeyenler olduğunu fark ettim. Yurt dışı sitelerinden aldığım bazı fikirleri ve kendi fikirilerimi de ekleyerek optimum bir parti gerçekleştirdik.

Önce salona “bezelye prensesinin yatağını yaptık”

Halamızın okulundan ödünç aldığımız yataklar çok işimize yaradı. Yatak Eda ve Ada nın ve Eda nın arkadaşlarının çok hoşuna gitti. Hatta Ada yataktan inmek istemedi:)

Pijama Partimiz için mevsim geçişi sebebiyle kızlara güzel bir pijama bulamayınca babaannemizin de yardımlarıyla iki kardeşe takım pijama diktirdik.

Menü de  Pijama Partisi klasiği Pizza vardı.

Pizza sonrası için ise tabiki yine Pijama Partisi klasiği sütler hazırladık. Sütlerin üzerine delikli tarçınlı kurabileyeler yaptık. Çok dekoratif durdu. Partide fazla hazır gıda olmamasına özellikle dikkat ettim. Kızların sevdiği susamlı kurabiyelerden yaptık.  Nilay Teyzemizin verdiği yeşil yuvarlak sakızlar bezelye tanelerini temsil etti.

Etkinlik olarak, “bezelye prensesi bebek yapımı”, çanta süsleme, oje sürme ve sohbet saati ve en son  sinema saati planlamıştık. Çanta Süslemeye maelesef zamanımız  kalmadı. Çantaları o haliyle kızlara vermek durumunda kaldık. Eda pijama partisini çok kalabalık istemeğinden 5 arkadaşını çağırdı.

Ferah Hn ve ben de gördük ki 6 kişilik bir 9 yaş partisi inanılmaz keyifli ve zahmetsiz oluyormuş.

Küçük misafirlerimize hediye olarak minik ahşap kutular boyadık. İçlerine de masalı temsilen minik yastıklar dikip bir tane bezelye tanesi koyduk. Ayrıca Ferah Ablamız misafirlerimize uyku için göz bantları dikti.

Bu arada her doğum gününmüzde olduğu gibi bu doğum günümüzü de Selda Teyzemizin el emeği  muhteşem pastası süsledi.

Eda nın partiden sonra defalarca teşekkür etmesi  ise günün yorgunluğunu bir anneye unutturan en keyifli andı. Ve en keyifli kısmı… partimizden kareler…düzelt  düzelt2  düzelt4 düzelt5  düzelt7  güzeller2 güzeller3 güzeller4 güzeller5 Kolajlar36   Kolajlar39 Kolajlar40 Kolajlar41 Kolajlar42 Kolajlar43 Kolajlar44 Kolajlar45düzelt3Kolajlar38Kolajlar37güzellerdüzelt6Kolajlar27 (2)Kolajlar28 (2)Yeni klasör4Yeni klasör5

Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında..

“Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında

Kıymetlimiz… İçimi cız ettiren Sevgi…

Edacım… Sana göre geçen yıl 9 olmuştun bile … Fakat artık tam bir 9 sun kıymetlim benim.

Bu saatlerde senin o alnına ilk öpücü kondurmuştum bile . Yeşil bir örtüye sarıp seni aşağıya indirmişlerdi.

Ege Sağlık Hastanesi… Hatta bu yüzden zaman zaman hala ben Karşıkaya’ lı mı, Alsancak’ lı mıyım diye soruyorsun bizeJ

Baban, Ayla Teyzen ve halan o sırada hastane odamızı süslerken girivermiştin onun aralarına yeşil bir çuhanın içinde. Ben bu sırada hala ameliyathane de olduğumdan daha sonra anlatılanlardan ve video da izlediklerimden biliyorum ilk aile fertleri ile tanışmanı…

Babanın kucağına seni verdiklerinde bayılacak gibi bembeyaz olduğunu ve hemşire sana ilk banyonu yaptırırken babanın heyecandan seni değilde yer karolarını çektiğini…” 1Mart 2014

Edacııım yukarıdaki satırları tam da senin bul yılki doğum gününde hatta doğduğun saatlerde yazmaya başlamıştım. Fakat sevgili kardeşin bu gün bir azizlik yapıp sabahın bir vakti uyanınca tamamlayamadım. Tabiki klasik hemen arkasından da seni uyandırdı. Yazmak için sessizliğe ve yalnızlığa ihtiyacı olan ben de maelesef devam edemedim. Seneye sana iki mektup borcum var:9

Şimdi bu yazıyı sonradan yazıp doğum günü tarihi ile bloğa ekleyeceğim ki ararken bulmamız zor olmasın.

Bu sene yine ailecek evde bir kutlama yaptık. Partini ise haftaya kendin belirlendiğin kız arkadaşlarınla kutlayacaksın.

Bu sene benden yine bir sürü oyuncak hediye istedin . Ben de sana artık büyüdüğünü bunları sana alamayacağımızı söyledim. En en çok istediğin ahşap bir evdi. ELC de görmüştün.

Aslında sana büyüdüğünü söylerken senin hala oyuncaklarla oynaman bir taraftan çok da hoşuma gidiyordu. Kendime benzetiyorum bu yönünü . Çünkü ben de ortaokulda bile bebekler ile oynuyordum. Ve anneannen hala bebeklerle oynuyorsun diye ortalığı yaydığımda yakındığı zamanlar, Hüseyin deden araya girer, dokunma kızıma evcilik demek hayal kurmak demek. Hayal kuran çocuklar ileride çok başarılı olur derdiJ Şimdi bakıyorum da sana iki ara bir dere hemen iki bebek alıp eline konuşturuyorsun. Özellikle her akşam banyo sonrası ben saçını kuruturken hemen poly pocket kavanozunu alıp bebekleri konuşturuyorsun. Ada da kıyıdan seni izliyor ve senden bebek almaya çalışıyor. Ve her seferinde senin ona verdiğin bebeği değil de senin oynadığını istiyor ve her seferinde kıyamet kopuyor.

 

Ve işte ben çocukluğunun büyük bir kısmını geride bıraktığın bu doğum gününde sana hayalinin de üzerinde yine oyuncak hediye etmek istiyorum. Biliyorum ki oyuncaklar ile oynayacağın zaman gittikçe azalıyor ve sen bunu bu kadar keyifli yapıyor iken   olanaklarımızın en iyisini sunmak bana da keyif veriyor. Fakat bir taraftan da alınan her oyuncağın israf olduğunu düşünerek bu kez sana aldığımız oyuncağın büyüdüğünde de evinin bir köşesinde saklayabileceğin bir klasik olmasını istiyorum.

İşte tam da böyle bir ahşap ev alıyorum sana. Bu anneannenin hediyesi oluyor. Babaannenden ise odana gerçek bir telefon alıyoruz. Yine bu da klasik ileride saklayıp hatta kullanabileceğin çok cici bir telefon.

Vee Ayla Teyzenin ve benim hediyeme gelince… İşte beni en çok heyecanlandıran proje..

Sana bu doğum gününde çok ama çok özel bir hediye vermek istiyorum. Sana hayallerinden birini hediye etmek istiyorumJ

Sen 2-3 yıldır hep büyüyünce ünlü bir pastacı olmak istediğini söylüyorsun. Ve bu fikrinden asla vazgeçmiyorsun. Hatta önce iyi bir üniversitede İşletme okuyup sonra da çok büyük bir pastacı olmak istiyorsun. Şimdiden böyle hedefler koyman benim çok hoşuma gidiyor.

Ayla Teyzene kafamdaki hediyeden bahsediyorum. Ama senin yardımın olmadan yamapam diyorum . Çünkü sadece 1 haftamız var. Ayla Teyzen en az benim kadar seviyor bu projeyi ve hatta benden daha da çok emek vererek, 2 gece neredeyse sabahlayarak , bense İzmir de gizli gizli geceleri aksesuarlarını yaparak sana “Pastacı Eda” nın oyun evini hediye ediyoruz.

Ve tabi senin hediyeyi gördüğün an. Gözlerin gülüyor ve neredeyse ağlamalı oluyorsun. Salonun ortasında inanmıyorum, inanmıyorum diye zıplayıp duruyorsun.

Ve sonra tek tek diğer hediyeleri alıyorsun. Ahşap ev. Pastacı Eda oyun evi için pasta takımları vs. Bu doğum gününde aldığın tüm hediyeler beklentilerinin çok ama çok üzerinde.

Seni böyle mutlu görmek beni daha da mutlu ediyor. Keyifli bir doğum günü geçiriyoruz. Demir Abin ahşap evin montajını yapıyor. Gece boyunca Ada ile beraber dans ediyorsunuz. Ada da çok mutlu oluyor.

Ve benim ilk göz ağrım bugün 9 yaşını bitirip, 10 a giriyor.

Ben de canım kızıma, sevdikleri ile geçireceği, mutlu, sağlıklı uzun bir ömür diliyorum.

 

SEVGİYLE…

seçmeler

Kolajlar30

Son Güncellenenler

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29  Kolajlar31 Kolajlar32 Kolajlar33 Kolajlar34 Kolajlar35

Kukla Tiyatrosu Perdesi Yaptık…

Eda ile sömestre tatilimiz boyunca beraber yapmayı planladığımız etkinliklerden biride kukla tiyatro perdesi idi. Ada nın hastalığı girince  diğer planlarımız gibi bu da sekteye uğrasada bir gece Eda ya söz verdim. Tamam anneciğim bugün saat kaç olursa olsun yapacağız. “Söz!”

Uykusuzluktan ölüyor olsam da Eda ile azmedip, kukla tiyatro perdimizi yaptık. Eda nın bu yaşında hala tiyatro yu ve özellikle kukla tiyatrosunu çok sevmesi hoşuma gidiyor ve Kidstop günleri geliyor aklıma hep.  Drama öğretmenimiz Nilüfer Akcan’ın Eda nın mezuniyet andacında yaptığı yorum  ve Eda nın her bir hikayeyi nasılda içinde yaşadığını söylemesi…

Neyse büyük bir heyecanla Eda ile perdeyi yaptık. Bence fikir harika bir fikir.  Hatta biraz daha zaman ayrılsa çok daha özenli ve güzel yapılabilir. Ama biz çok kısıtlı bir zamanda aşağıdaki gibi birşey yaptık. Bizim sadece 1 saatimizi aldı. Sonra Eda nın doğum gününe kadar bunu revize edip geliştireceğiz.

Perdeyi yapalı bir kaç gün olmasına rağmen yine gribal hastalıklar sebebiyle oynatamamıştık.

Bugün Foça dönüşü çocuklar yıkandıktan sonra uyku saatimizi hala zaman vardı ve hemen  kukla tiyatrosu yapmaya karar verdik. Perdemizi salon kapımıza astık.  Zaten perde açık bir kapıya asılmak üzere tasarlanmıştı.

Eda kukla yerine miniş köpekleri ile kukla tiyatrosu yapmak istedi. İlk önce Ada da bizim gibi seyirci oldu. Çünkü Eda o tiyatrosunu bozduğu için onu istemiyordu.

Tiyatronun konusu  “Kemiğini Kaybedeb Köpek” idi. Ada bu hikaye ye bayıldı. Hızını alamayıp bir ara kafasını pencereden içeriye bile soktu. Tabii Eda herseferinde delirdi. Ada en sonunda köpekleri de alıp oynatmaya kalkınca Eda sinirlenip tiyatroyu kesti. Ada da fırsat bu fırsat arkaya geçip kendi oynatmaya başladı.

Öyle ya da böyle bizimkiler tiyatronun  her türü her daim seviyorlar. Bu güzel tiyatro perdesinden yapmayı herkese tavsiye ediyoruz

Kolajlar32 Kolajlar33 şubat20142 şubat20143

Foça’da bir Cumartesi…

Bugün sabah kahvaltı yaparken, camımıza vuran mis gibi güneş, dışarılarda birşey yapmamış için bize göz kırptı. Biz de hemen orada Foça’ya gitmeye karar verdik.

Saat 14:00 gibi Foça’daydık. Karnımız o kadar açtı ki akşamı beklemeden Foça’nın içinde kısa bir tur atıp. Balıkçı Celep de keyifli durağımızı yaptık.

Her mevsim ayrı güzel olan bu küçük sahil  kasabasını  çok seviyorum ben.

Kasaba da dolaşırken önümüzden yürüyen iki kişinin muhabbetini duyuyorum istemeden; “Ya abicim ne yapayım küçük yer yüz yüze bakıyor,  bir şey denmiyor:)” …

Yaşayan insanının da dediği gibi burada herkes birbirine bakabilecek kadar küçük bir kasaba  geliyor bana. Karşıdaki Tansaş ın yerini Ada bile ezberledi sanki. “Anne bak market diye gösteriyor” balıklarımızı yerken .

Ada’nın yemek gelmeden önce ekmeğine büyük bir özenle sürdüğü haydariyi seyrediyorum. Olur da haydari biter diye ekmeğe sürdüğünden yemiyor da bir taraftan tabaktan yalıyor Ada. Bu çocuk ablasının aksine sarımsaklı yoğurdu çok seviyor. Hatta artık Ada sayesinde Eda da sarımsaklı yoğurdu epeyce yemeye başladı. Ama Ada tam bir küçük gurme. Herşeyden deniyor. Kimini beğenmeyip ağzından çıkarıyor. Tıpki salatanın içindeki soğana yaptığı gibi.Önce attı ağzına. Çiğnedi çiğnedi sonra birden “aah ahhh ahhh” diye tükürdü .Acı geldi küçük gurmeye soğan. Uymadı damak zevkimize…. Biz de babasıyla gülüyoruz. Eskiden olsa “beğenmedim” derdi unuttu böyle yorum yapmayı artık diyoruz.

Eda ise son zamanlarda tadına vardığı “eroin” dedikleri acı biberli sarımsaklı yoğurttan yiyiyor ve  bir taraftan da su içiyor. Yana yana yemeği de bırakmıyor. Ada çok isteyince bir ara minik bir ekmeğe acılı yoğurtdan veriyor  ona. Kuzucuk da attı ağzına! Tabi yüzü kaydı biraz sonra. !

Sonra kalamar geliyor Ada nın en sevdiği. 2-3 tane yedikten sonra Ada babasına soruyor; “Baba bu bitince bir daha getirecekler mi?” Gözü doymadı,  kuzumun gözüne az geldi.

Tabi balıklar gelinceye kadar doyuruyor bizim  kızlar karınlarını. Hadi Eda zorlamayla da olsa bitiriyor balığını. Ama Ada belli ki yemeyecek:( Ben bir lokma daha fazla vermiş olayım derken , kendi yediğim balığa dikkat etmeyip bir parça atıyorum çiğnemeden ağzıma. Off aman Allahım o da ne! Boğazıma kocamn bir kılçık takıldı. Bittim ben. Çok canım yanıyor ve kılçık hala orada. Hissediyorum. Lavaboya koşuyorum. Kusacak gibiyim. “Iıııı” olmayacak böyle bittim gerçekten ben. Öksürüyorum sanki boğazım yırtılacak. Bir daha , bir daha ve bir daha…. Ve kılçık elimde off dünya varmış. Ne şaşkınım ben bu yaşıma kadar böyle birşey başıma gelmemişti. Boğazım çok acıyor ama neyseki kılçık çıktı.

Yemekten sonra, yolda gelirken hayalini kurduğumuz  “Sufle” geliyor. Eda tabi ki tatmıyor bile. Ada ise tam bir komedi ağzına alıp alıp tükürüyor. Çünkü çok sıcak! Off Ada yaa suflenin yarısını yazık ettin diye söyleniyorum ona. Anne hızlı yeme diye bağırıyor bana. Kuzucum sıcak diye yiyemiyor. Ama maelef sufle hiç de hayal ettiğim gibi değil. Bugün Celep çok hayal kırıklığına uğratıyor bizi. Bir daha buraya gelmemeye karara veriyoruz.

Yemekten sonra gün batımı saati, bu keyifli kasabayı bir kez daha solumak için yürümeye başlıyoruz. Sürekli  fotoğraf çekesim var. Murat niye aynı pozdan 30 tane çekiyorsun diyor. Oysa ben sürekli ayarları ile oynuyorum makinanın. Çok seviyorum fotograf çekm eyi. Kızların bol bol fotosunu çekiyorum.

Hatta Ada bir ara nasıl oluyorsa  epey  poz veriyor. Klasik “eline çenesine koyma” pozu.şubat2014 Bol bol foto çekiyorum bu sırada. Tabii aynı zamanda yoldan geçen herkes Ada nın hallarine gülüyor.

Dolaştıktan sonra geri dönme yoluna geçecekken Ada ben gelmiyorum diyor. İyi o zaman biz gidiyoruz diyoruz. O da inadından yere yatıyor. Bayağı bildiğin yere. Ellerini de çenesinin altına koyuyor. Sonra biz gülmeye başlayınca o da gülüyor.

 

Ada’nın öğle uykusu uyumadığı için arabaya binince yorgunluktan uyku patlaması yaşayıp sudan sebeplere çığlık çığlığa ağlayıp , yorgun düşünce uyuyakalması dışında keyifli bir Cumartesi miz böyle geçiyor.Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29 Kolajlar30 Kolajlar31 şubat20141 YARKIN1

GEZİ KAZANI

İştah kabartan geziler

BERRASU KUZUSU

BiZim DünYAmıZdAN HAbeRLeR

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

AKI AİLESİ

Çoçuk olunca içinde, hep bir sürpriz var burada...

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 35 takipçiye katılın