Bu aralar Neler Yapıyoruz…

Kışa öyle yoğun girdim ki maelesef 2 aydır yaptığımız etkinliklerden hiç bahsedemedim. Ada nın özellikle bu dönemindeki  yaptıklarını daha çok paylaşmak istiyorum ama bu ara maelesef zamanla yarışıyorum. Son 2 aydır Çeşme den gelip, kış düzenine geçince bir düzenimiz tabiki oluştu. Ben bu dönem her gün işe gitmeye başladım. Bu sebeple Ada ile gündüz etkinliklerim artık yok. Ama Ferah Ablamız sağolsun açığı çok güzel kapatıyor.  Zaten Eylül ortası Ada yarım gün okula gitmeye başladı. (Bunu ayrı bir yazı da mutlaka notlara almalıyım. Artık okulluyuz) Bunun dışında hala uyku uyuyoruz ve Ferah Ablası ile uyku sonrası etkinlikler yapıyorlar. Bu arada geçen haftalarda Ada öksürük sebebiyle üst üste hastalanınca bir süre okula da ara verdik. Tabi bu yüzden Ferah Abla ile  yeniden ev etkinlikleri gündeme geldi.

Biz  ise akşam yemek sonrası ya da baba gelinceye kadar yemek öncesi  küçük büyük etkinlikler yapıyoruz. Bu ara en çok  yaptığımız etkinlikleri kısa da olsa özetlemek istedim. Tüm ailecek yaptığımız ve neredeyse her akşam tekrarlanan bir dans saatimiz var. Ada bu kısmı çok seviyor. Sonunda genelde ablası ile Kardeş dansı diye isimlendirdikleri, kareografisini Eda nın yaptığı dans ile sonuçlanıyor bu etkinliğimiz.  Bazen bu etkinliği farklı şekilllerde süslüyoruz. Mesela bir gün Eda kuaför oldu ve Ada ile biz 2 arkadaş olarak Eda ya saçlarımızı yaptırmaya gittik. Çünkü akşama bir kostüm partisine davetliydik. Kuaför olayından sonra Eda kostüm satıcısı oldu ve bize uygun kostümler sattı bize. Ve sonunda hep beraber kostüm partisine gidip dans ettik. Evcilik ile karışık bu etkinliklerimiz kızların son zamanlarda en çok sevdikleri etkinlikler.IMG_6288IMG_6284IMG_6286IMG_6296IMG_6283

Ada nın geçen yıl oynadığımız oyunlardan olan her nekadar artık yaşının  altında kalan bir etkinlik olsada Ada nın keseden bir uğur böceği çekip ne renk gelecek acaba diye keyif aldığı eşleştirme oyunumuz da zaman zaman oynadığımız oyunlardan.

IMG_6214

Ve tabi ki ilk yap boz çalışmalarımız. En sevdiğimiz ise bu winnie the pooh yap bozumuz….

IMG_6219IMG_6237

Sadece Ada nın değil Eda nın da oynamasını sevdiği yeni oyunlarımızdan biri ise şeker toplamaca. Eda ile ilk bu oyunumuzu oynadığımızda dumur olmuştuk. Oyun Eda ya da bana da zor gelmişti. Tamamen konsantrasyon ve dikkat oyunu Ada bizim kadar konsantre olamasa da oyunu kavradı. Bu aralar bu oyunu sık sık oynuyoruz. Ada ile yalnız oynadığımızda ben oyunun kurallarını biraz değiştirip yarışma formatından çıkarıyorum ve sıra ile oynamacaya çeviriyorum. Zarları atmak Ada nın çok hoşuna gidiyor. 4-5 el oynadıktan sonra dikkati dağılıyor.

IMG_6226 IMG_6229

Geçen sene aldlığım fakat Ada nın mantarları yakalayamayınca sıkılıp sinirlendiği ve oynamak istemediği mıktatıslı bu oyunumuzu bu yıl ortaya yeniden çıkardık. Şİmdi Ada büyük bir gayretle mantarları yakalamaya çalışıyor. El-göz koordinasyonuna hizmet eden bu oyun aslında hiç de göründüğü kadar kolay değil.Ama şimdiler de sabırla mantarların yerini değiştirmeyi başarıyoruz:)

IMG_6230 IMG_6231

Ve çok uzun zamandır hep listemizde olan kesme çalışmalarımız. Ada kesme çalışmalarını çok seviyor. Montessori ile paralel ben Ada ya çok erken makas verdim. Bu sebeple şerit kesme çalışmasını zaten çok uzun zamandır yapıyoruz. Fakat  2 aydır ona çapraz çizgi bütünden çıkarma gibi çizginin üzerinden kesme çalışmaları veriyorum ve Ada keyifle kesiyor. Tek problem ben rafında dursun ne zaman istersen alıp kessin diye bir sürü kesme kağıdı hazırlıyorum ama Ada onları bir kerede kesmesi gerekiyor sanıyor ve bitinceye kadar kesiyor:)

IMG_6254

 

IMG_6259 IMG_6265 IMG_6271

Eda nın en sevdiği sinema etkinliklerimizden bir kare:)

IMG_6368

Vee yine evcilik yine Eda nın en sevdiği komşuculuk oyunu. Salonun tümünü işgal ediyorlar. Bir koltuk Eda nın diğeri Ada nın evi oluyor. Bütün minderler aşağıya iniyor. üzeri örtü ile kapanıp ev yapılıyor. Ve komşular birbirine misafirliğe gidiyorlar:) Ada ablası ile oynamaktan mest oluyor…

IMG_6371 IMG_6372 IMG_6373 IMG_6376

İki kardeş haftasonu yemek saatinden bir kare. Sohbetlerine doyum olmuyor…Ada nın son zamanlarda bazı öğünlerini tamamen kendi yemesini de burada belirteyim. Ada aslında havasında olduğunda, tıpkı bu resimdeki gibi kendi yemeğini hiç desteksiz kendi yiyiyor. Hatta ben bebek değilim bana yemek yedirme diye de söyleniyor.

IMG_6464    IMG_6470 IMG_6471

Bunların dışında, sayma çalışmaları bu aralar en çok yaptığımız çalışmalar, ayrıca Ferah ablası ile sayı ve şekil avını çok oynuyorlar. 7 ye kadar rakamları çok iyi tanıyor ve çoklu grup içinden seçebiliyor. 7 den sonrası henüz karışık.

Bu ara en sevdiği kitap  İş Bankası nın 501 farkı bul kitabı. Bu arada her akşam uyku öncesi en az 1 kitap okuyoruz. Pazarlığa tabi yattığımız saate göre de kimi zaman 2 kimi zaman Ada nın israrı üzerine 3 kitap bile okuyoruz. Fakat hala kitap konusunda tutucu. Dönem dönem bir seriye takılıp, hep aynı kitapları bana okutuyor. Yeni aldığım kitapları kabullenmesi zaman alıyor. Mesela en son aldığım kitaplarden “Tombik Ayı Hastalanınca” yı alalı epey zaman olmasına rağmen uzun süre okumak istemedi ve daha geçen haftalarda ancak okuduk . O da bir kez, şimdilik onu ikinci kez bile istemedi.

Yazmaya uzun bir ara verdikten sonra son 2 ayın özeti ve Ada nın etkinliklleri şimdilik özetle böyle….

Yeni Yıl Heyecanı… Sağlıkla Gel 2015

Bugün bir bloğumu takip eden bir anneden daha önceki zamanlarda yazdığım bir yeni yıl yazım ile ilgili yorum aldım. Bugün ki postumu da bu annenin vesilesi ile yazıyorum. “Eskiyen Yeni Yıllar” adlı postumu inanın ben bile unutmuşum ve okumak bana da çok iyi geldi. Ve bir süredir yazamayıp biriktirdiğim bir sürü anı için yine içim gitti. Çünkü buraya yazdıklarımın ne kadar da değer kazandığını gün geçtikçe görüyorum. Ve bu yazının tüm yoğumluğuma rağmen bir milat olmasını diliyorum…

Biz de yeni yıl heyecanı geçen yıl olduğu gibi 1 Aralık itibariyle başladı bile… Hatta 30 Kasım akşamı yeni yıl temalı keyifli bir çocuk filmi ile  başladı bile diyebilirim. Eda nın talebi üzerine babamız “Hediye Operasyonu ” isimli bir DVD almış. Noel baba ve Yeni Yıl konusunu işleyen ketifli bir filmdi. Kızlar ortamı sinema ambiyansına çevirerek filmi izlediler. Tabi ki Ada hem yaşı hem de TV ye olan sıfıt ilgisinden dolayı filmi takip etmedi. Ama o ortamın sinema keyfi için hazırlanmasını yenilen meyve ve patlamış mısır seremonisini çok sevdiği için ablası kadar heyecan duydu bu etkinlikten.

 

1 Aralık ta ise Ferah ablamız yeni yıl ağacımızı ve  geri sayım takvimimiz gündüzden benim hatırlatmam üzerine çıkardı. Eda okuldan gelince sürpriz olarak ilk etkinlik onu bekliyordu. Yeni yıl ağacı süsleme. Eda nın tüm bunların sevincini hala bu kadar derin hissetmesini çok seviyorum. Biliyorum ki bu küçük şeylerden duyduğu mutluluk her zaman onu enerjisi yüksek birisi yapacak. Geri Sayım Takvimimiz geçen seneki postumda yer vermiştim. Fakat bu etkinlikten Eda nın aldığı keyifin tüm yıl süreceğini tahmin etmemiştim. Eda bu bir ay boyunca o kadar eğlenmişti ki yıl boyunca hep yine yapacağız değil mi anne diye sordu. Ben de bu sebeple tüm yoğumluğuma rağmen bu yıl da bu rutini sürdürebildiğim için çok mutluyum. Umarım ayı da keyifle tamamlarız. Bugün ki ” sürpriz kartımızda ise Eda nın  bir süredir istediği renki yazan bir tükenmez kalem hediyesi vardı. Kart da şifreli bir şekilde  hediyenin yeri yazıyordu. Eda ve Ada büyük bir heyecanla kartı çekip sonra hediyeyi aramaya koyuldular. Eda için yerini bulmak hiç de zor olmadı.   Bizim bu yıl her güne bir yeni yıl etkinliklerimiz de  yine kokulu hamur yapma, yeni yıl banyosu,  yakın arkadaşlar ile yeni yıl yemeği, sevdiklerine yeni yıl kartı hazırlama, El Yapımı Yeni Yıl Süsleri Yapma, Ada nın kız arkadaşları yeni yıl kahvaltısı , Yeni yıl Gingerbread house süsleme, Noel Babaya mektup yazma , ailecek kutu oyunu gecesi, Yeni yıl temalı oyunlar vs şeklinde etkinlikler var.  Kimi etkinlikler bir kaç yıldır yaptığımız etkinlikler olsa da cazibesini hiç kaybetmiyor. Tıpkı Ginger Bread House  süslemesi gibi. Bu yıl Ada ilk kez süsleyeceği için bu etkinliiği Eda nın arkadaşları ile değil de iki kardeş yapacakları bir etkinlik olarak planladım. Ada nın neler yapacağını göreceğiz.

 

Bu arada bu akşam ki diğer etkinliğimizi de ileride Eda ya anı olması için paylaşayım. Eda nın 1 haftadır üzerinde çalıştığı  Lala Lupsy evi.Bu kez hiç yardımsız tamamen kendi yaptı. Bu gece son rutuşlarını tamamlarken ve oynarken ona sadece eşlik etmemi istedi. Dolabındaki bir çok oyuncak eve rağmen kendisinin yaptığı bir evi kullanma gayreti bana yine işte benim kızım dedirtiyor. Yıllar önce onunla çok fazla etkinlik yapmış olmamın sonuçları bunlar….IMG_6477 IMG_6478 IMG_6480 IMG_6481 IMG_6486 IMG_6488

Ada Hayvanat Bahçesinde…16 KASIM 2014

Bu sabah kahvaltıda ailecek günümüzü planlamaya başladık. Babamız Çiçekliköy de doğa yürüyüşünü teklif etti. Ve de doğada öğle yemeği pikniği (menüde ton balıklı sandwich  vardı)  Eda nın aklına Hayvanat Bahçesi geldi. Anne Ada daha hiç hayvanat bahçesine gitmedi ne olur onu hayvanat bahçesine götürelim dedi. Biz çok uzak olduğu için fikre sıcak bakmadık. Eda ile Ada örgütlenip, birden yok oldular.

Biraz sonr ellerinde ıpad ile geri döndüler. İkisininde baş yan tarafa doğru eğik, ıpad den arka planda klasik bir müzik çalıyor. Eda başladı konuşmaya, “Bu iki kardeş hayvanat bahçesine gitmek istemekteydiler. Ada daha hiç hayvanat bahçesi görmemişti” bu duygu sömürüsü üzerine  önce gülüp sonra da onlara hayır diyemedik tabi ki.  Ada nın ve Eda nın beraber zaman geçirmeyi çok sevdikleri Ali-Emir,Serbülent-Çiler i de bu programa dahil edip  Hayvanat Bahçesine gittik. Hava da beklentimizin üzerinde güzel olunca doğal ortamda  keyifli bir gün geçirdik. Ada ilk önce biraz korkup,  çitlerden çıkamazlar değil mi anne diye teyit aldı. Sonra tüm gezi boyunca Aslan sayıkladı. Aslan da neredeyse en son duraklarımızdan biriydi.

Hayvanat Bahçesinin hoparlörlerinden kapanıyoruz sesini duyana kadar dolaşıp, sonra dışarıya doğru yürüdüğümüzde Ada’ya burayı sevip sevmediğini sordum. Ada önce çok sevdim dedi. Sonra da ama ben buraya bir daha gelmem diye ekledi. Neden diye sorduğumda , “Çünkü bir kurbağa yok. Kurbağa görmedim” dedi:))

Ve bugünden işte birkaç kare;

IMG_6379 IMG_6385 IMG_6388 IMG_6396 IMG_6404 IMG_6407 IMG_6408 IMG_6411 IMG_6419 IMG_6424 IMG_6425 IMG_6426 IMG_6429 IMG_6434 IMG_6435 IMG_6439 IMG_6447

Eda’nin İngilizce Yazı Denemeleri..

Eda geçen hafta bana İngilizce dersinde yazdığı hikayeden bahsetti. Bu hikayeyi yazarken çok eğlenmiş olacak ki ertesi gün okulda bana bu hikayeyi gösterdi hatta ben o an tamamını okuyamayınca bu hafta sonu defteri eve getirdik.  Hikayeyi ben de çok beğendim. Hatta herhangi bir öyküden ya da olaydan mı etkilendi merak bile ettim. Hikaye şöyle;IMG_2743

Eda nın bu hikayesini görünce, bu yaz Çeşme de yazdığı yazılar geldi aklıma. Melis ablası ile beraber bir konu kararlaştırıp o konu hakkında “essay” yazmaya çalıştılar. Eda nın bu essay çalışmalarından bazıları da aşağıda. Kimisi ne resim de çizmiş:)

IMG_2759

 

bu IMG_2760  IMG_2758 IMG_2757

 

Minik Başak’ım Ada 3 Oldu…

 Kalbimin ikinci yarısı, canım kızım… işte 3 yaşını doldurdun ve hatta 1 ay geçti bile… Tam da doğduğun gün aşağıdaki maili hazırlıyordum ki Çeşme deki evimizden çam ağaçlarımızın kesimi ile ilgili bir haber aldık.  Bu habere çok üzüldüğümüz için,

senin doğum günün olmasına rağmen o saatten sonra kafamı toplayıp aşağıdaki yazıya devam edemedim. Fakat tılsımı gitmesin diye değiştirmek de istemedim.  Kaldığım yerden devam edeceğim yazmaya….
“Anne, bak sana bir şey söylicem ama kızmayacaksın, bak kızmayacaksın ama ve soru gelir ” yemekten sonra bana abur cubur verebilirmisin?”

“Anne yemeyeceğim söz bak söz veriyorum anne, sadece elimde tutcam”

“Anneee şu Eda ya bir şey söyle”

“Annee telefonum nerde yaaa”

“Bak rica ediyorum Eda “ütfen” diyorum . (henüz lütfen demiyoruz “ÜTFEN”)

“Annee Eda beni cimdiriyo”

“Abla ben seni çok seviyorum çünkü biz seninle kaadeşiz”

“Baba bana sakız getirdiğin için sana tedettür ederim” (henüz teşekkür değil “tedettür” diyoruz)

“Abla bak bana bunu yapmanı istemiyorum. Bak rica ediyorum”

“Baba bak nolur” tamam” de bak nolur “tamam” de.

“Anne şu Eda ya bir şey söyle bana “bebek” diyor. ben “bebek” değilim.”

Kalbimin ikinci yarısı küçük kızım, bundan  3 yıl önce yaklaşık 8 saat sonraydı seni kucağıma alışım. İkinci mucizemsin benim. Şimdi 3 yaşını doldurdun bile.

3 yaşında sana seni  anlatmayı hediye etmek istiyorum aslında,  ama nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu akşam seni yatırırken yine elinde telefon oluşundan bahsetmeliyim belki:)

Bir I- phone kılıfından çıkan mika telefon şeklindeki aparatı telefon yaptın kendine 1-2 aydır. Sürekli onunla birilerini arayıp tel konuşması yapıyorsun. 2 parça olan bu mika malzemeyi sürekli yere düşürüp ikiye ayırıp sonrada düzelttin diye mızıklamaya başlıyordun. Yere düşürmelerine  dayanamayınca ben Alaçatı pazarından sana bir ıphone kılıfı aldım. Çok mutlu oldun. Herkese telini gösteriyorusun. Vee onsuz asla hiç bir yere gitmiyorsun. Sürekli birilerini arayıp konuşuyorsun. Akşamları haydı uyku saati yatağa dediğimde. Telefonum nerede diye aranıyorsun ve onu bulup dur telefonumu kapatayım deyip kapatıyorsun.  Agustos da benim işte olduğum bir gün denize gitmek için hazırlanmışsınız. Sonra telefonunu almak istemişsin her gün olduğu gibi. Telefonu bulamamışsınız.  Ferah Ablanın sırtından ter akmış . Evin her yerinde telefon aramış ve maelesef bulamamış. En sonunda sen onun gerçekten çok çabaladığı halde bulamadığını görüp ikna olunca, tamam ama gelince yine arayalım diyerek denize gitmeyi kabul etmişsin.

Son zamanlarda bir de Eda nın sana “bebeksin” deyişine ciddi takıldın. Sen takıldıkça da Eda seni daha çok kızdırıyor. 3 gün önce yine sana bebek demiş. Sen de ben bebek değilim bebekler konuşamaz ben konuşabilirim deyince, Eda da sana iyi o zaman kanıtla dedi. Hadi  “transportation” de o zaman dedi.  Sen Eda nın İngilizce bir şey söylediğini anlamış olacaksın ki “one, two, three…” diye saymaya başladın. Eda çok güldü, sonra da iyi o zaman hadi bunu bil şunu bil diye sana farklı İngilizce kelimeler söyledi. Sen hepsinde sayı sayınca. Bu sefer “taka tuka” dedi. Sen de “tata tuta” deyip işte söyledim. Gördün mi ben bebek değilim dedin:)  Eda senin henüz “k” harfini tam söyleyemediğini biliyor ve hep sana içinde k olan kelimeler söyletiyor.

En sevdiğin oyunları düşünüyorum; saklambaç hala ilk sıralarda. Fakat 3. yaş doğum günü partinden beri en çok oynadığın oyun ise anneannenin aldığı bebek ve Ayla Teyze nin aldığı bebek arabası. Her zaman ki gibi bu oyuncakları da onlar ısmarladı ben aldım. Fakat ben bile alırken bu kadar seveceğini düşünmemiştim.  6 Eylül deki doğum günü partisinden beri evin içinde bu araba ve bebekle dolaşıyorsun. Bebeğin ismini anneannenle beraber Irmak koydunuz. Onunla sohbetlerini izlemek ayrı bir keyif:)

Bu aralar bir de neredeyse her akşam hafıza kartı oynuyoruz ailecek.   Bizim için hala evin en küçüüğü olduğundan, hafıza kartlarını bu kadar güzel oynaman çok hoşumuza gidiyor:) 2 aydır hafıza kartlarında gayet iyisin. Hatta bazen tam hatırlayamadıysan kartlara çaktırmadan iyice eğilip bakmaya kalkıyorsun. Eda da” anne Ada hile bile yapmaya başladı diye seni bana şikayet ediyor”

Sana doğum günü hediyesi olarak bir set de hayvan resimli hafıza kartı almıştık. Hem bunları oynuyoruz hem de ablandan kalan çok fazla miktarda Merakli Minik dergisinden çıkan hafıza kartları var hem de bunları oynuyoruz. Sen her seferinde kartları değiştirmeyi seviyorsun.

Stickerlar… Sevdiğin şeyleri yazarken sticker lardan bahsetmemek haksızlık olur. Benden sürekli ablanın ki gibi bir sticker dosyası istiyorsun. Baban sana Ramazan bayramında sticker kitabı hediye almış. Aslında bunun aynısından epey kullanılmış olanı ablanın da vardı. Şimdi iki sitcker kitabından da zaman zaman seninle yapıştırmalar yapıyoruz.

Kitaplar…

Bebekliğinden itibaren sen de kitapları çok önemsedeim aslında hatta öyle önemsedim ki, Türkiye de bebeklere yönelik çok fazla içerikli kitaplar bulamayınca, Amazon dan 7-8 tane kitap getirtmiştim senin için. Bu kitapları sen gerçekten çok sevdim.”Where is My MOm” isimli olanı hala okuyoruz arada bir. Çünkü anne ve beben saklambaç oynuyorlar. Ve sen bu kitabu bu sebeple çok seviyorsun.

İlk yılki bu kapakçıklı ve hareketli özellikli kitaplar dışında, hikaye şeklindeki kitapları genelde red ettin aslında. Hikayeyi pek dinlemek istemedin. Hatta bunu bir süre öncesine kadar ben bile kanıksamıştım. Bir ara sana her gece yatarken kitap okumaya çabalarken senin hiç ilgilenmediğini görünce bırakmıştım. Ama yaklaşık 3 aydır durum biraz daha farklı. Hatta son 1 aydır artık ciddi takip ediyorsun. Tabi genelde yeni kitaplara hemen şans tanımıyorsun. Hep var olanları tekrar tekrar okumak istiyorsun. “Tombik Ayı Acıkınca”,  “Üç Pisicik”, “Pepe Sayıları Öğreniyor”  en çok sevdiğin kitaplar.

Resim-Sanat…

Adacım senin eline boyaları verişim ilk aylarına dayanıyor aslında. Genel olarak su bazlı boyalar ile, fırçalı süngerli etkinlikleri çok seviyorsun. Bunun dışında çizebildiğin şekilller henzü sınırlı. Düz çizgi çizebiliyorsun, daire çizebiliyorsun, üçgen i çok düzgün olmasa da çizebiliyorsun. Bu arada A harfini de çizebiliyorsun ve “A” harfi çizince anne bak “Ada” yazdım diyorsun. İsmin de 2 tane A harfi olunca, A harfini isminle bütünleştirdin. Hatta yolda büyük harfler ile yazılmış bir dükkan ismi gördüysen ve için de A varsa anne bak Ada yazıyor diyorsun. 1 yazmayı biliyorsun bir de . Henüz  insan figürü çizmek çok ilgilini çkemiyor. Fakat 1 ay önce ablan sana kafa insan çizmeyi öğretmiş onun kine bakarak sen de çizmişsin. Onun fotoğrafını çekmeliydim ama atladım. Hiç de fena değil di:)

Bu ara elinde küçük bir defter ve bir kalem, sürekli ödev yapıyorum diye evde dolaşıyorsun.

Bir de kağıtları küçük küçük kesip, para yaptım diyorsun ve çantana dolduruyorsun.

Ablan ile “kafe” oyunu oynamayı, para ile allışveriş oyunlarını çok seviyorsun.

5 e kadar rakamları iyi tanıyorsun ve 5 e kadar çokluk sayabiliyorsun. (Ezbere değil , bunu özellikle yazıyorum çünkü bir kaç ay önce ezbere sayıyordun)

Bu ara seninle bol bol çokluk sayma etkinlikleri yapıyoruz.

IMG_2750

IMG_2751

 

 

Çeşme Dalyan daki Erbil Sitesindeki 25 Ağaç artık yok…

Uzun bir aradan sonra buraya daha keyifli yazılarla başlamak isterdim. Fakat Pazartesi sabahı saat 11 :00 itibariyle keyifli hiç birşey düşünemiyorum. Hem de o gün yani 15 Eylül benim küçük kızımın doğum günü iken!!

Ben bloğumdan paylaşmak üzere küçük kızımın 3. yaş günü mutuluğumla ilgili yazı yazarken, Çeşme Dalyan daki Erbil sitesinden bir telefon aldım. 14 Eylül 2014 günü  12 red oyuna karşın 14 kabul oyu ile “kesim kararına” karar verilen 25 adet 12 yaşındaki fıstık çamı sırf komşularımızın manzarasını engel oluyor diye kesilmeye başlamisti. Site yönetimi 12 red oyu veren komşularının hak ve hukukunu hiçe saymış, kararın üzerinden 24 saat gecmeden uygullamaya baslamisti.

Sözün bittiği yerdeyim, her zaman bir çok  nezih okumuş, aydın insanın bir araya toplandığı bir sitede yaşadığımı sanarak övünürken şimdi hukukun üstünlüğü ilkesini yok sayan bir tutumla karşı karşıyaydım.Ve MAELESEF biz tüm çabalarımıza rağmen bu ağaçları kurtaramadık.

HEM DE 14 OYA KARŞI 12 OY İLE…

Toplantı öncesinde gölgelerinde aile fotoğrafı çektirdiğimiz çam ağaçarı maelesef artık yok  kesilmesine maelesef engel olamadık ama bu konunun peşini bırakmayacağıma dair söz verdim. Hukukun üstünlüğü hiçe sayılıp, kararın üzerinden daha 24 saat bile geçmemişken, bizim kanuni itiraz süremize fırsat tanımayarak 25 ağac kesilip oldu bittiye getirildi. GÜNÜN SONUNDA YİNe İNSANOĞLUNUN BENCİLCE MENFAATLERİNE KARŞI DOĞA KAYBETTİ. Fakat gelişmiş ülkelerde manzaramı kesiyor diye ağacın kesilmesi gibi bir maddenin ne yazı kki oylaması bile söz konu olmaz iken bu zihniyet ağaçlar kesilmesin yönünde oy kullananları komşunun kötülüğünü düşünen, insan sevgisinden yoksun kişiler olarak tanımlayabilecek kadar bir yanlışın ve karanlığın içine düşmüş iken insanoğlunun kendi çıkarlarına rağmen toplumsal bir düşünce sergileyebileceğinin bu kadar da zor olmadığını duyurmak istiyorum. Sadece 2 ay kaldığımız yazlıklarımızda 12 ay boyunca kuşu ile kurdu ile karıncası ile orada bir ekosistem oluşturmuş başka bir hayata canım isterse dikerim canım isterse sökerim şeklindeki bir yaklaşımı son derece talihsiz buluyorum. Üstelik tüm site sakinlerinin üniveriste mezunu olup, çok aydın fikirleri olduğunu savundukları bir ortamda , aman yakınımdaki(komşum) üzülmesin kırılmasın ama uzagımdaki ağaç olsun , canlı olsun ne olursa olsun zihniyetini ve sadece insan sevgisi ve komşuluk ilişkilerine dayandırılan bir nedeni onaylamayorum.

Kızımın doğum gününde bu sebeple  mutlu olacağıma 25 adet
ağacın ölümü için üzülüyorum. EVET 25 AĞACIN ölümü.

Kimsenin evinin temeline, duvarına, bacasına , o suna busuna değil de
sadece 2 aylık manzarasına engel oldu diye bu ağaçları öldürdünüz ya!
Ve buna karşı gelenleri yavuz hırsız misali, site temeline bomba
koymakla, toplum düzeni insan sevgisi ile bağdaştırdınız ya. Diyecek
söz bulamıyorum. Bu gün çok üzgünüm. Ve şuan öyle üzgünüm ve
insanlıktan, insanların hırslarından aydın olmanın, okumuş olmanın ne
kadar nafile olduğunu görüyorum. Ve bugün bu sitenin belirli kesimi
tarafından dışlanmak beni zerre kadar üzmüyor. TAM TERSİNE YÜCELTİYOR!

Ve herkese herşeye rağmen 1 kişi kalsam da asla doğru bildiğimi
söylemekten vazgeçmeyeceğimMargaret Meade’nin dediği gibi;
“Birkaç duyarlı insanın Dünya’yı değiştiremeyeceğini düşünmeyin.
Aslında Dünya’yı değiştirmiş olanlar, o bir avuç insanlardır. Hepimiz
değişim yaratma gücüne sahibiz.”

Ataturkcuyum diye yazıp çizerken iş uygulamaya gelince toplum

menfaatlerini değil de kişi menfaatlerini nasıl da ön plana
çıkabildiğini görüyorum.

Hukuku hiçe sayan , bir topluluğun içinde daha fazla söyleyecek söz
bulamıyorum.

Manzaranız bol olsun sevgili komşular….

 

Ekteki kızlarımın fotosu 27  Agustos 2014 tarihine ait. Kızlarım o gün o ağaçların altında koşup oynarken son kez oynadıklarının farkında bile değilller!!!

10255439_10152729520522360_8560229714396883344_n10696440_10152729520417360_1862377725891845040_n

1 (2)   10702056_10152449491298458_6149857665827841414_n unnamed

Bir Anneler Günü Kutlaması… Osmancık Kiraz Bahçesi

10.Mayıs.2014

Eda  nın son 1 yıla damgasını vuracak filmi belli ki “Charlie’nin Çikolata Fabrikası olacak”.

Eda bu filmi aylar önce ilk izlediğinde babası istiyorsan ağla kızım sıkma kendini demişti ve Eda sonra ağlamaya başlamıştı. Aslında film mutlu sonla bitiyor ama öyle güzel öyle anlamlı bir film ki insanın ruhuna dokunuyor . Bu filmin geçen yılın sonundan beri abartısız neredeyse haftada bir seyrediliyor bizim evde. Haftada bir seyrediliyor çünkü ablası çok seviyor diye Ada nın da en sevdiği film oldu. Anlamasa da “ay çok güzel dimi anne diyerek” o da kendine CD seçme hakkı verildiğinde “Çikolata Fabrikası” diyor ve bu filmi istiyor.

Ada dün gece ateşli olunca ben de bugün planımı bozup işe gitmedim ve Ada nın durumunu görmek istedim. Ada sabah yine Çikolata Fabrikasını izlemek istedi. Tabi o TV yi sadece laf olsun diye ister hep ama bu sefer filme bir kez daha ben takılıp kaldım.

Şimdi de bloga anneler günü ile ilgili not düşmek isteyince bu film geldi aklıma. Aynen filmin sonunda dediği gibi. Eğer bir aileniz varsa “Dünyadaki herşeye sahipsiniz demektir”

İşte ben de bu yıl anneler gününde tam da böyle hissetim. İyiki ailem var dedim.

Bu yıl Anneler Gününde Eda nın bir arkadaşının doğum günü olduğu için biz aile arasındaki küçük kutlamayı 1 gün önce yapmayı planladık. Cumartesi günü çocukların okul sonrası Turgutlu da ablamın kiraz bahçesinde  buluştuk. Aynı zamanda ablamın buraya yaptığı minik konteyner evin de kutlamasını yapacaktık.  O gün sabahtan ve önceki günler hava çok yağışlı olmasına rağmen, biz oraya gittikten sonra hiç yağmadı. Mis gibi toprak kokusunda, açlıktan zil çalan karınlarımız annemin mangal sefası ile şenlendi. Sonra tüm aile kiraz toplama seremonisine katıldık. Yağmurun günlerdir yıkadığı kirazları hiçbir ilacın verilmediğinin de rahatlığıyla büyük küçük hepimiz direk ağaçtan toplayıp mideye indirdik. Ada ve Eda da çok keyif aldı. Ada kirazları kendi sepetine doldurdu.

Eda tüm gün boyunca ağaçtan inmedi dersem hiç de abartı olmaz…

Günün sürprizi ise, annesine anneler günü sürprizi yapan Melis oldu. Taa Ankara lardan, pat diye çıkageldi. Ablam 1-2 dakika anlamayıp şaşırıp kaldı . Tabiii sonra gözleri doldu.

Melis olmasaydı bizim de bir yanımız eksik olacaktı zaten.

Eda ve Ada, Melis i görünce havalara uçtular. İkisi de paçasından bütün bir gün ayrılmadılar.

Ayla Teyzesi söz verdiği gibi evin önüne 2 salıncak kurmuştu. Biri Ada biri Eda için, Ada ya hazır salıncak alınmıştı. Tabii bu Ada ya küçük gelince ve biz de çocuğu zorla oturtmaya çalışınca, Ada nın salıncaktan kalkmak istemesi biraz olaylı oldu. Adayı salıncaktan bir süre çıkaramadık!!! Neyse sonra kazasız belasız durum çözüldüJ

Yemek ve meyve merasiminden sonra, hediye merasimine geçtik. Biz bu sene annelere parfüm almıştık. Çiçek yerine de  Patina dan harika  meleklerden aldık. Herkese birer melek hediye ettik. Eda her bir meleğe kart hazırladı. “Sen bizim meleğimizsin” yazdı. Günün anlamına çok uydu. Ayşegül(Patina nın sahibi) yavrum son dakika benim için dükkanı açmak zorunda kaldı ama onun bütün bu fedakarlıklarına değdi.

Hatta son dakika, ondan Ayla Ablam için aldığım 3 mele li “Melekler Korusun” yazılı duvar süsü, Ayla Teyzemize cuk diye oturdu. 3 yiğenini temsil eden bu hediyeyi Ayla Teyzemiz çok ama çok beğendi.

Murat la konuşmamız üzerine, ben bana hediye almamalarını ertesi gün gidip beraber almak istediklerimi allalım dediğim için hediye beklemiyordum. Fakat kocam bana gerçekten de sürpriz yapıp, Ada dan bir converse ayakkabı, kendisi parfum ve Eda dan da çok güzel bir gözlük hediye edince gerçekten bana da sürpriz oldu ve bütün hediyelerimi de çok beğendim. Ayrıca babaannemizin pike takım hediyesi ve Ayla Teyzemizin nevresim takım hediyesi ile evimizde epey bir yenilendi.

 

Tadı damağımızda kalan  harika bir günden elimizde kalan ise  de tabiki harika kareler ve zihinlerden çıkmayacak anılar oldu…

Not: Yazıyı 30 Mayıs da yazıyorum ama aslında 10 Mayıs a ait gecikmeli bir yazı…

IMG_2492 IMG_2496 IMG_2499 IMG_2507 IMG_2509 IMG_2513 IMG_2527 IMG_2530 IMG_2531 IMG_2533  IMG_2538 IMG_2541 IMG_2542 IMG_2543 IMG_2544 IMG_2545 IMG_2546 IMG_2549 IMG_2551 IMG_2552 IMG_2555 IMG_2558 IMG_2559 IMG_2562 IMG_2563  IMG_2567 IMG_2569  IMG_2572  IMG_2575 IMG_2576 IMG_2578  IMG_2583 IMG_2586 IMG_2587 IMG_2589 IMG_2590  IMG_2593 IMG_2598 IMG_2599 IMG_2601 IMG_2604 IMG_2605 IMG_2622 IMG_2629   IMG_2654   IMG_2664   IMG_2667 IMG_2668   IMG_2680  IMG_2684 IMG_2686   IMG_2698 IMG_2699  IMG_2701  IMG_2703 IMG_2704 IMG_2707  IMG_2709 IMG_2711 IMG_2714  IMG_2719  IMG_2739 IMG_2740  IMG_2745 IMG_2757 IMG_2765 IMG_2768  IMG_2770    IMG_2779 IMG_2786  IMG_2807 IMG_2809 IMG_2811 IMG_2812 IMG_2817 IMG_2818 IMG_2824 IMG_2826 IMG_2830  IMG_2833 IMG_2835  IMG_2846   seçmece (1)

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

AKI AİLESİ

Çoçuk olunca içinde, hep bir sürpriz var burada...

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 39 takipçiye katılın