Kategori arşivi: İkikızkardeşbüyürken

Eda’nin İngilizce Yazı Denemeleri..

Eda geçen hafta bana İngilizce dersinde yazdığı hikayeden bahsetti. Bu hikayeyi yazarken çok eğlenmiş olacak ki ertesi gün okulda bana bu hikayeyi gösterdi hatta ben o an tamamını okuyamayınca bu hafta sonu defteri eve getirdik.  Hikayeyi ben de çok beğendim. Hatta herhangi bir öyküden ya da olaydan mı etkilendi merak bile ettim. Hikaye şöyle;IMG_2743

Eda nın bu hikayesini görünce, bu yaz Çeşme de yazdığı yazılar geldi aklıma. Melis ablası ile beraber bir konu kararlaştırıp o konu hakkında “essay” yazmaya çalıştılar. Eda nın bu essay çalışmalarından bazıları da aşağıda. Kimisi ne resim de çizmiş:)

IMG_2759

 

bu IMG_2760  IMG_2758 IMG_2757

 

Minik Başak’ım Ada 3 Oldu…

 Kalbimin ikinci yarısı, canım kızım… işte 3 yaşını doldurdun ve hatta 1 ay geçti bile… Tam da doğduğun gün aşağıdaki maili hazırlıyordum ki Çeşme deki evimizden çam ağaçlarımızın kesimi ile ilgili bir haber aldık.  Bu habere çok üzüldüğümüz için,

senin doğum günün olmasına rağmen o saatten sonra kafamı toplayıp aşağıdaki yazıya devam edemedim. Fakat tılsımı gitmesin diye değiştirmek de istemedim.  Kaldığım yerden devam edeceğim yazmaya….
“Anne, bak sana bir şey söylicem ama kızmayacaksın, bak kızmayacaksın ama ve soru gelir ” yemekten sonra bana abur cubur verebilirmisin?”

“Anne yemeyeceğim söz bak söz veriyorum anne, sadece elimde tutcam”

“Anneee şu Eda ya bir şey söyle”

“Annee telefonum nerde yaaa”

“Bak rica ediyorum Eda “ütfen” diyorum . (henüz lütfen demiyoruz “ÜTFEN”)

“Annee Eda beni cimdiriyo”

“Abla ben seni çok seviyorum çünkü biz seninle kaadeşiz”

“Baba bana sakız getirdiğin için sana tedettür ederim” (henüz teşekkür değil “tedettür” diyoruz)

“Abla bak bana bunu yapmanı istemiyorum. Bak rica ediyorum”

“Baba bak nolur” tamam” de bak nolur “tamam” de.

“Anne şu Eda ya bir şey söyle bana “bebek” diyor. ben “bebek” değilim.”

Kalbimin ikinci yarısı küçük kızım, bundan  3 yıl önce yaklaşık 8 saat sonraydı seni kucağıma alışım. İkinci mucizemsin benim. Şimdi 3 yaşını doldurdun bile.

3 yaşında sana seni  anlatmayı hediye etmek istiyorum aslında,  ama nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu akşam seni yatırırken yine elinde telefon oluşundan bahsetmeliyim belki:)

Bir I- phone kılıfından çıkan mika telefon şeklindeki aparatı telefon yaptın kendine 1-2 aydır. Sürekli onunla birilerini arayıp tel konuşması yapıyorsun. 2 parça olan bu mika malzemeyi sürekli yere düşürüp ikiye ayırıp sonrada düzelttin diye mızıklamaya başlıyordun. Yere düşürmelerine  dayanamayınca ben Alaçatı pazarından sana bir ıphone kılıfı aldım. Çok mutlu oldun. Herkese telini gösteriyorusun. Vee onsuz asla hiç bir yere gitmiyorsun. Sürekli birilerini arayıp konuşuyorsun. Akşamları haydı uyku saati yatağa dediğimde. Telefonum nerede diye aranıyorsun ve onu bulup dur telefonumu kapatayım deyip kapatıyorsun.  Agustos da benim işte olduğum bir gün denize gitmek için hazırlanmışsınız. Sonra telefonunu almak istemişsin her gün olduğu gibi. Telefonu bulamamışsınız.  Ferah Ablanın sırtından ter akmış . Evin her yerinde telefon aramış ve maelesef bulamamış. En sonunda sen onun gerçekten çok çabaladığı halde bulamadığını görüp ikna olunca, tamam ama gelince yine arayalım diyerek denize gitmeyi kabul etmişsin.

Son zamanlarda bir de Eda nın sana “bebeksin” deyişine ciddi takıldın. Sen takıldıkça da Eda seni daha çok kızdırıyor. 3 gün önce yine sana bebek demiş. Sen de ben bebek değilim bebekler konuşamaz ben konuşabilirim deyince, Eda da sana iyi o zaman kanıtla dedi. Hadi  “transportation” de o zaman dedi.  Sen Eda nın İngilizce bir şey söylediğini anlamış olacaksın ki “one, two, three…” diye saymaya başladın. Eda çok güldü, sonra da iyi o zaman hadi bunu bil şunu bil diye sana farklı İngilizce kelimeler söyledi. Sen hepsinde sayı sayınca. Bu sefer “taka tuka” dedi. Sen de “tata tuta” deyip işte söyledim. Gördün mi ben bebek değilim dedin:)  Eda senin henüz “k” harfini tam söyleyemediğini biliyor ve hep sana içinde k olan kelimeler söyletiyor.

En sevdiğin oyunları düşünüyorum; saklambaç hala ilk sıralarda. Fakat 3. yaş doğum günü partinden beri en çok oynadığın oyun ise anneannenin aldığı bebek ve Ayla Teyze nin aldığı bebek arabası. Her zaman ki gibi bu oyuncakları da onlar ısmarladı ben aldım. Fakat ben bile alırken bu kadar seveceğini düşünmemiştim.  6 Eylül deki doğum günü partisinden beri evin içinde bu araba ve bebekle dolaşıyorsun. Bebeğin ismini anneannenle beraber Irmak koydunuz. Onunla sohbetlerini izlemek ayrı bir keyif:)

Bu aralar bir de neredeyse her akşam hafıza kartı oynuyoruz ailecek.   Bizim için hala evin en küçüüğü olduğundan, hafıza kartlarını bu kadar güzel oynaman çok hoşumuza gidiyor:) 2 aydır hafıza kartlarında gayet iyisin. Hatta bazen tam hatırlayamadıysan kartlara çaktırmadan iyice eğilip bakmaya kalkıyorsun. Eda da” anne Ada hile bile yapmaya başladı diye seni bana şikayet ediyor”

Sana doğum günü hediyesi olarak bir set de hayvan resimli hafıza kartı almıştık. Hem bunları oynuyoruz hem de ablandan kalan çok fazla miktarda Merakli Minik dergisinden çıkan hafıza kartları var hem de bunları oynuyoruz. Sen her seferinde kartları değiştirmeyi seviyorsun.

Stickerlar… Sevdiğin şeyleri yazarken sticker lardan bahsetmemek haksızlık olur. Benden sürekli ablanın ki gibi bir sticker dosyası istiyorsun. Baban sana Ramazan bayramında sticker kitabı hediye almış. Aslında bunun aynısından epey kullanılmış olanı ablanın da vardı. Şimdi iki sitcker kitabından da zaman zaman seninle yapıştırmalar yapıyoruz.

Kitaplar…

Bebekliğinden itibaren sen de kitapları çok önemsedeim aslında hatta öyle önemsedim ki, Türkiye de bebeklere yönelik çok fazla içerikli kitaplar bulamayınca, Amazon dan 7-8 tane kitap getirtmiştim senin için. Bu kitapları sen gerçekten çok sevdim.”Where is My MOm” isimli olanı hala okuyoruz arada bir. Çünkü anne ve beben saklambaç oynuyorlar. Ve sen bu kitabu bu sebeple çok seviyorsun.

İlk yılki bu kapakçıklı ve hareketli özellikli kitaplar dışında, hikaye şeklindeki kitapları genelde red ettin aslında. Hikayeyi pek dinlemek istemedin. Hatta bunu bir süre öncesine kadar ben bile kanıksamıştım. Bir ara sana her gece yatarken kitap okumaya çabalarken senin hiç ilgilenmediğini görünce bırakmıştım. Ama yaklaşık 3 aydır durum biraz daha farklı. Hatta son 1 aydır artık ciddi takip ediyorsun. Tabi genelde yeni kitaplara hemen şans tanımıyorsun. Hep var olanları tekrar tekrar okumak istiyorsun. “Tombik Ayı Acıkınca”,  “Üç Pisicik”, “Pepe Sayıları Öğreniyor”  en çok sevdiğin kitaplar.

Resim-Sanat…

Adacım senin eline boyaları verişim ilk aylarına dayanıyor aslında. Genel olarak su bazlı boyalar ile, fırçalı süngerli etkinlikleri çok seviyorsun. Bunun dışında çizebildiğin şekilller henzü sınırlı. Düz çizgi çizebiliyorsun, daire çizebiliyorsun, üçgen i çok düzgün olmasa da çizebiliyorsun. Bu arada A harfini de çizebiliyorsun ve “A” harfi çizince anne bak “Ada” yazdım diyorsun. İsmin de 2 tane A harfi olunca, A harfini isminle bütünleştirdin. Hatta yolda büyük harfler ile yazılmış bir dükkan ismi gördüysen ve için de A varsa anne bak Ada yazıyor diyorsun. 1 yazmayı biliyorsun bir de . Henüz  insan figürü çizmek çok ilgilini çkemiyor. Fakat 1 ay önce ablan sana kafa insan çizmeyi öğretmiş onun kine bakarak sen de çizmişsin. Onun fotoğrafını çekmeliydim ama atladım. Hiç de fena değil di:)

Bu ara elinde küçük bir defter ve bir kalem, sürekli ödev yapıyorum diye evde dolaşıyorsun.

Bir de kağıtları küçük küçük kesip, para yaptım diyorsun ve çantana dolduruyorsun.

Ablan ile “kafe” oyunu oynamayı, para ile allışveriş oyunlarını çok seviyorsun.

5 e kadar rakamları iyi tanıyorsun ve 5 e kadar çokluk sayabiliyorsun. (Ezbere değil , bunu özellikle yazıyorum çünkü bir kaç ay önce ezbere sayıyordun)

Bu ara seninle bol bol çokluk sayma etkinlikleri yapıyoruz.

IMG_2750

IMG_2751

 

 

Çikolatalı Çilek Partimiz…

Bir aydır her gün devam etmek zorunda olduğum girişimcilik eğitiminden dolayı bu ara eve pestil şeklinde geliyorum ve kızlara çok zaman ayıramıyorum. Bugün de eve girdiğimde saat 19:30 du.

Eve Ayla Teyzemizle beraber geldim. Kızlar yemeklerini yemişti. Eda ya “Edacım sen bu akşam Ayla Teyzen ile birşeyler yap. Ben de biraz Ada ile oynuyayım” dedim. Eda Ayla Teyzesi ile son zamanlarda en sevdikleri arasında olan milkshake yapmak istedi. Fakat evde muz kalmadığını farkedince, önce üzüldü sonra da çilekli yapmaya karar verdi. Fakat çilekleri görünce milkshake yerine Çilek-çikolata Fondü ikilemesi ona daha cazip geldi. Ben de ok çilekleri Ada yıkasın ve saplarını temizlesin sen de çikolata fondüyü hazırla dedim.

Kızlar “Oleyyy” çektiler.

Hemen Senem Teyzemizin Eda nın doğum gününde hepimize aldığı önlükleri giydik.
Ada çileklerin saplarını tek tek koparıp çilekleri suya attı. Sonra da sudaki çilekleri tek tek kahve ölçü kaşığı ile süzgüye aldı. Aslında bu Ada ya çok küçükken yaptırdığım suyun içindeki pinpon toplarını toplama etkinliği gibi oldu. “Ada çok eğlenceli” dedi durdu
Bu işlemi 3 kez yaptı. Çilekler öyle temiz oldu ki artık kırmızıdan beyaza renk değiştirmişken Ada ikna olup bıraktı.

Eda ise Ayla Teyzesinin de desteği ile benmari usulü çikolatayı bir cezve üzerinde eritti.

Bu arada Eda bir ara salona geçip, kafesinn önünde bir masa kurmuş herkesin yerini belirlemiş. Sonra da bizim oturmamızı istedi. Tipik kızların en sevdiği “kafecilik” hem de en sevdikleri şekilde gerçek yiyeceklerle başlıyordu. Eda hepimize ne istersiniz diye sordu. (Önceden de “çilek keyifi” istememiz şeklinde bizi uyarmıştı” İşte kafeci Eda da mis gibi Çilek keyifi ile sonlanan etkinliğimiz bu akşam kızlar için hoş bir zaman olarak anılarımıza böyle geçti.. Bugün kü etkinliğimize babamız sadece kafe müşterisi olarak katıldı . Bir taraftan haber izlerken bir taraftan da çikolatalı çilekleri mideye götürdü

Kızlarıma verebileceğim en güzel şeylerden birinin ailecek geçirilmiş keyifli anılar biriktirmek olduğunu düşünüyorum ve anı biriktirmeyi ÇOK SEVİYORUM

İşte bizim keyifli akşamımızdan kareler…

Kolajlar27

Ekran Yakalamaları

blogyedek

Kolajlar29 Kolajlar28

 

Kukla Tiyatrosu ve Kırmızı Başlıklı Kız

Eda bu yıl, okul sonrası programlardan birini “Kukla Yapımı ve Kukla Oynatımı”  olarak seçti.  Feyza  Öğretmeninin liderliğindeki bu kulüp çalışmasını çok sevdi. Her hafta büyük bir heyecanla Salı yı bekledi. Evde kuklalar yapıp okula götürdü. Kukla  yüz ifadeleri için evde çizimler yaptı.   Ve sonunda  sıra Forum Bornova Kukla Yarışmasında sahneleyecekleri “Kırmızı Başlıklı Kız” oyunun rol dağılımına geldi. Eda heyecan içinde seçimleri bekledi.  Son haftalarda ya Kırmızı Başlıklı Kız ya da Anlatıcı olacağına emindi. Fakat hangisi olmak istediğine karar veremiyordu:) Birgün Feyza Öğretmen beni okulda gördü ve bir türlü karar veremiyoruz.  Eda, ya Kırmızı Başlıklı Kız olacak ya da anlatıcı olacak dedi:)

Veee Eda Kırmızı Başlıklı Kız olmuştu. Eda Kırmızı Başlıklı kızı oynayacaktı ama sadece bu rolü değil bütün oyuncuların rolünü çoktannn ezberlemişti bile.

Feyza Öğretmenin okulda beni her gördüğünde söylediği övgü dolu sözler beni de çok gururlandırdı. Öğretmeni biz çok öğrenci görüyoruz . Ama Eda gerçekten başka. Harika bir çocuk yetiştirmişsiniz inanılmaz yaratıcı diyordu.

Hatta bir keresinde, Eda nın rolünün üzerine çıkıp kendisinden eklemeler yaptığını ve onun öğretmenin bile aklına gelmediğini ve artık diğer oyunculara da aynı şekilde yaptırdığını söylemişti.

Ve bu arada tüm bunlar konuşulurken ben Eda nın hiç bir provasını izleyememiştim. Bana tüm oyun sürpriz oldu.  Sonunda  16 Mart da Forum Bornova da oyunlarını sergilediler. Bütün ekip gerçektende harika bir oyun çıkardılar. En güzeli de tüm öğrenciler oynarken çok mutlu ve çok eğleniyorlardı. Zaman zaman okulumuzla ilgili eleştirilerde bulunuyor olsak da , çocukların yaptıkları çalışmalardaki mutlulukları ve rahatlıkları gerçekten beni çok memnun ediyor.

Ve oyundan 3 gün sonra 1. belli oldu. Işıkkent okulu 1. liği kaptı. 21 Mart taki ödül töreninde bir kez daha sahne aldılar. İşte  tüm Kukla Tiyatro ekibiyle gurur duyduğumuz keyifli oyundan kareler:9

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29 Kolajlar30 reize reize1

grupödülsnapped IMG_2214_Snapseed IMG_2245_Snapseed IMG_2253 IMG_2298

Eda’nın 9. Yaş Partisi

Hani derler ya “Bezelye Prensesi misin?” diye.

Eda bu sene arkadaşları ile evde küçük bir Pijama Partisi ile 9. yaşını kutlamaya karar verince pijama partimizi bir tema ya da  sembol üzerinden planlamaya karar verdik. Eda ya iki seçenek sundum. Birisi “gece kuşu” teması , diğeri ise benim çok sevdiğim bir Andersen klasiği olan “Prenses ve Bezelye Tanesi” masalın üzerinden planlanan bir parti olması idi. Bu masalı Eda da çok sevdiği için hiç düşünmeden “Prenses ve Bezelye Tanesi” ni   Pijama Partisine tema olarak seçti. Hikaye şöyle;

"bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış, fakat onun aradığı prenses
gerçek prenses olmalıymış. Bundan dolayı prens dünyanın dört bir yanını
dolaşmış, fakat hep birtakım sorunlar çıkmış. Prenses çokmuş da o gerçek
prenses olup olmadıklarını bir türlü anlayamıyormuş. Hepsinde bazı küçük,
belli belirsiz kusurlar varmış. Bu nedenle çok istediği halde gerçek prensesi
bulamamış olarak keyifsizce evine dönmüş.  Bir gece inanılmaz bir fırtına
çıkmış. Gök gürlüyor, yıldırımlar düşüyor ve yağmur sel olup akıyormuş.
Korkunç bir hava! Saray kapısının dövüldüğünü duyan yaşlı kral kapıyı açmaya
gitmiş.

Masal bu ya, kapıda bir prenses duruyormuş; fakat o ne, prenses yağmurdan ve
fırtınadan berbat bir durumdaymış. Su saçlarından ve elbiselerinden aşağı
ayakkabılarının içine oradan da dışarı akıyormuş. Sıra misafirin kendini
tanıtmasına gelince, misafirimiz kendisinin gerçek bir prenses olduğu söylemiş!

"Öyle olsun bakalım, yakında anlarız!" diye aklından geçirmiş yaşlı kraliçe.
Fakat hiçbir şey demeden yatak odasına gidip yatak takımlarını almış ve
prensesin yatağını hazırlamaya koyulmuş. Döşeğin üstüne bir bezelye tanesi
koymuş, üzerine yirmi kuştüyü şilte, onların da üzerine yirmi kuştüyü yorgan
koymuş. Böylece prensesin yatağı hazır olmuş.

Ertesi sabah kraliçe prensese nasıl uyuduğunu sormuş.

"Çok kötü!" demiş prenses. "Gözümü neredeyse hiç kırpmadım bütün gece! Yatakta
ne olduğunu bilmediğim birşey vardı. Her tarafımı al al mor mor yapan sert
bir şeyin üzerinde yattım. Korkunçtu!"

Böylece, artık onun gerçek prenses olduğunu anlamışlar, çünkü o üzerindeki
yirmi şilte ve yirmi yorgana rağmen bezelyeyi hissetmişti.

Gerçek bir prensesten başka hiç kimse bu kadar duyarlı olamazdı.

Böylece prens sonunda gerçek bir prenses bulduğuna emin olmuş ve onunla
evlenmiş. Bezelye tanesi de herkes görebilsin diye Kraliyet Müzesine
konmuş. Kimse çalmadıysa hala orada duruyordur."

Ben aslında Eda nın bu temayı seçmesine çok memnun oldum . Çünkü her yıl olduğu gibi bu yılda ona bir mektup yazmak istiyordum ve bu yılki mektubumda da, evimizdeki “bezelye prensesini” anlatmak istiyordum;

Çorapların dikişlerine taktığı için hiç bir çorabı beğenmeyen, “Blackspade” markası hariç  hiç bir atlet giymeyen ve eğer bu atletlerin hepsi de kirli ise beni tef gibi geren, yüzüne krem sürdürürken rahatsız olan, sabahları bu krep terlemiş diyerek krep de hafif bir nemlenme görse  yemeyen, 9 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala ekmeğin kabuğunu yemeyen, yoğurdunda minik bir kaymak parçası varsa o yoğurda dokunmayan,  son bir yıldır 1 kot pantalonu hariç tüm pantalonları giymeyi rahat değiller diye reddeden, biraz fazla yemek yiyince  midesi bulanan, kaloriferi açık olan bir odada asla uyuyamayan narin bir bezelye prensesi var bizim evimizde de:)

Annesini zaman zaman çıldırtsa da, bir o kadar da duygusal bir prenses, bir o kadar hırslı, tuttuğunu koparan, konuşmayı çok seven, çok meraklı, yaratıcı, fikir makinesi ve hepsinden de ötesi harika bir abla prenses.

Annesi bu sene koşturmacadan  ve kardeşinin ardı ardına hastalanmasından  ona yazmak istediği mektubu ve  hediye etmek istediği el yapımı bezelye prensesi bebeğini  tamamlayamamış olsa da en azından Eda yı mutlu edecek bir partiyi organize edebildiği için mutlu…

İşte partimizin detayları…

İnternetten yaptığım minik bir araştırmada bu temanın Türkiye de adının bile geçmediğini hatta hikayesini bile bilmeyenler olduğunu fark ettim. Yurt dışı sitelerinden aldığım bazı fikirleri ve kendi fikirilerimi de ekleyerek optimum bir parti gerçekleştirdik.

Önce salona “bezelye prensesinin yatağını yaptık”

Halamızın okulundan ödünç aldığımız yataklar çok işimize yaradı. Yatak Eda ve Ada nın ve Eda nın arkadaşlarının çok hoşuna gitti. Hatta Ada yataktan inmek istemedi:)

Pijama Partimiz için mevsim geçişi sebebiyle kızlara güzel bir pijama bulamayınca babaannemizin de yardımlarıyla iki kardeşe takım pijama diktirdik.

Menü de  Pijama Partisi klasiği Pizza vardı.

Pizza sonrası için ise tabiki yine Pijama Partisi klasiği sütler hazırladık. Sütlerin üzerine delikli tarçınlı kurabileyeler yaptık. Çok dekoratif durdu. Partide fazla hazır gıda olmamasına özellikle dikkat ettim. Kızların sevdiği susamlı kurabiyelerden yaptık.  Nilay Teyzemizin verdiği yeşil yuvarlak sakızlar bezelye tanelerini temsil etti.

Etkinlik olarak, “bezelye prensesi bebek yapımı”, çanta süsleme, oje sürme ve sohbet saati ve en son  sinema saati planlamıştık. Çanta Süslemeye maelesef zamanımız  kalmadı. Çantaları o haliyle kızlara vermek durumunda kaldık. Eda pijama partisini çok kalabalık istemeğinden 5 arkadaşını çağırdı.

Ferah Hn ve ben de gördük ki 6 kişilik bir 9 yaş partisi inanılmaz keyifli ve zahmetsiz oluyormuş.

Küçük misafirlerimize hediye olarak minik ahşap kutular boyadık. İçlerine de masalı temsilen minik yastıklar dikip bir tane bezelye tanesi koyduk. Ayrıca Ferah Ablamız misafirlerimize uyku için göz bantları dikti.

Bu arada her doğum gününmüzde olduğu gibi bu doğum günümüzü de Selda Teyzemizin el emeği  muhteşem pastası süsledi.

Eda nın partiden sonra defalarca teşekkür etmesi  ise günün yorgunluğunu bir anneye unutturan en keyifli andı. Ve en keyifli kısmı… partimizden kareler…düzelt  düzelt2  düzelt4 düzelt5  düzelt7  güzeller2 güzeller3 güzeller4 güzeller5 Kolajlar36   Kolajlar39 Kolajlar40 Kolajlar41 Kolajlar42 Kolajlar43 Kolajlar44 Kolajlar45düzelt3Kolajlar38Kolajlar37güzellerdüzelt6Kolajlar27 (2)Kolajlar28 (2)Yeni klasör4Yeni klasör5

Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında..

“Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında

Kıymetlimiz… İçimi cız ettiren Sevgi…

Edacım… Sana göre geçen yıl 9 olmuştun bile … Fakat artık tam bir 9 sun kıymetlim benim.

Bu saatlerde senin o alnına ilk öpücü kondurmuştum bile . Yeşil bir örtüye sarıp seni aşağıya indirmişlerdi.

Ege Sağlık Hastanesi… Hatta bu yüzden zaman zaman hala ben Karşıkaya’ lı mı, Alsancak’ lı mıyım diye soruyorsun bizeJ

Baban, Ayla Teyzen ve halan o sırada hastane odamızı süslerken girivermiştin onun aralarına yeşil bir çuhanın içinde. Ben bu sırada hala ameliyathane de olduğumdan daha sonra anlatılanlardan ve video da izlediklerimden biliyorum ilk aile fertleri ile tanışmanı…

Babanın kucağına seni verdiklerinde bayılacak gibi bembeyaz olduğunu ve hemşire sana ilk banyonu yaptırırken babanın heyecandan seni değilde yer karolarını çektiğini…” 1Mart 2014

Edacııım yukarıdaki satırları tam da senin bul yılki doğum gününde hatta doğduğun saatlerde yazmaya başlamıştım. Fakat sevgili kardeşin bu gün bir azizlik yapıp sabahın bir vakti uyanınca tamamlayamadım. Tabiki klasik hemen arkasından da seni uyandırdı. Yazmak için sessizliğe ve yalnızlığa ihtiyacı olan ben de maelesef devam edemedim. Seneye sana iki mektup borcum var:9

Şimdi bu yazıyı sonradan yazıp doğum günü tarihi ile bloğa ekleyeceğim ki ararken bulmamız zor olmasın.

Bu sene yine ailecek evde bir kutlama yaptık. Partini ise haftaya kendin belirlendiğin kız arkadaşlarınla kutlayacaksın.

Bu sene benden yine bir sürü oyuncak hediye istedin . Ben de sana artık büyüdüğünü bunları sana alamayacağımızı söyledim. En en çok istediğin ahşap bir evdi. ELC de görmüştün.

Aslında sana büyüdüğünü söylerken senin hala oyuncaklarla oynaman bir taraftan çok da hoşuma gidiyordu. Kendime benzetiyorum bu yönünü . Çünkü ben de ortaokulda bile bebekler ile oynuyordum. Ve anneannen hala bebeklerle oynuyorsun diye ortalığı yaydığımda yakındığı zamanlar, Hüseyin deden araya girer, dokunma kızıma evcilik demek hayal kurmak demek. Hayal kuran çocuklar ileride çok başarılı olur derdiJ Şimdi bakıyorum da sana iki ara bir dere hemen iki bebek alıp eline konuşturuyorsun. Özellikle her akşam banyo sonrası ben saçını kuruturken hemen poly pocket kavanozunu alıp bebekleri konuşturuyorsun. Ada da kıyıdan seni izliyor ve senden bebek almaya çalışıyor. Ve her seferinde senin ona verdiğin bebeği değil de senin oynadığını istiyor ve her seferinde kıyamet kopuyor.

 

Ve işte ben çocukluğunun büyük bir kısmını geride bıraktığın bu doğum gününde sana hayalinin de üzerinde yine oyuncak hediye etmek istiyorum. Biliyorum ki oyuncaklar ile oynayacağın zaman gittikçe azalıyor ve sen bunu bu kadar keyifli yapıyor iken   olanaklarımızın en iyisini sunmak bana da keyif veriyor. Fakat bir taraftan da alınan her oyuncağın israf olduğunu düşünerek bu kez sana aldığımız oyuncağın büyüdüğünde de evinin bir köşesinde saklayabileceğin bir klasik olmasını istiyorum.

İşte tam da böyle bir ahşap ev alıyorum sana. Bu anneannenin hediyesi oluyor. Babaannenden ise odana gerçek bir telefon alıyoruz. Yine bu da klasik ileride saklayıp hatta kullanabileceğin çok cici bir telefon.

Vee Ayla Teyzenin ve benim hediyeme gelince… İşte beni en çok heyecanlandıran proje..

Sana bu doğum gününde çok ama çok özel bir hediye vermek istiyorum. Sana hayallerinden birini hediye etmek istiyorumJ

Sen 2-3 yıldır hep büyüyünce ünlü bir pastacı olmak istediğini söylüyorsun. Ve bu fikrinden asla vazgeçmiyorsun. Hatta önce iyi bir üniversitede İşletme okuyup sonra da çok büyük bir pastacı olmak istiyorsun. Şimdiden böyle hedefler koyman benim çok hoşuma gidiyor.

Ayla Teyzene kafamdaki hediyeden bahsediyorum. Ama senin yardımın olmadan yamapam diyorum . Çünkü sadece 1 haftamız var. Ayla Teyzen en az benim kadar seviyor bu projeyi ve hatta benden daha da çok emek vererek, 2 gece neredeyse sabahlayarak , bense İzmir de gizli gizli geceleri aksesuarlarını yaparak sana “Pastacı Eda” nın oyun evini hediye ediyoruz.

Ve tabi senin hediyeyi gördüğün an. Gözlerin gülüyor ve neredeyse ağlamalı oluyorsun. Salonun ortasında inanmıyorum, inanmıyorum diye zıplayıp duruyorsun.

Ve sonra tek tek diğer hediyeleri alıyorsun. Ahşap ev. Pastacı Eda oyun evi için pasta takımları vs. Bu doğum gününde aldığın tüm hediyeler beklentilerinin çok ama çok üzerinde.

Seni böyle mutlu görmek beni daha da mutlu ediyor. Keyifli bir doğum günü geçiriyoruz. Demir Abin ahşap evin montajını yapıyor. Gece boyunca Ada ile beraber dans ediyorsunuz. Ada da çok mutlu oluyor.

Ve benim ilk göz ağrım bugün 9 yaşını bitirip, 10 a giriyor.

Ben de canım kızıma, sevdikleri ile geçireceği, mutlu, sağlıklı uzun bir ömür diliyorum.

 

SEVGİYLE…

seçmeler

Kolajlar30

Son Güncellenenler

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29  Kolajlar31 Kolajlar32 Kolajlar33 Kolajlar34 Kolajlar35

Kukla Tiyatrosu Perdesi Yaptık…

Eda ile sömestre tatilimiz boyunca beraber yapmayı planladığımız etkinliklerden biride kukla tiyatro perdesi idi. Ada nın hastalığı girince  diğer planlarımız gibi bu da sekteye uğrasada bir gece Eda ya söz verdim. Tamam anneciğim bugün saat kaç olursa olsun yapacağız. “Söz!”

Uykusuzluktan ölüyor olsam da Eda ile azmedip, kukla tiyatro perdimizi yaptık. Eda nın bu yaşında hala tiyatro yu ve özellikle kukla tiyatrosunu çok sevmesi hoşuma gidiyor ve Kidstop günleri geliyor aklıma hep.  Drama öğretmenimiz Nilüfer Akcan’ın Eda nın mezuniyet andacında yaptığı yorum  ve Eda nın her bir hikayeyi nasılda içinde yaşadığını söylemesi…

Neyse büyük bir heyecanla Eda ile perdeyi yaptık. Bence fikir harika bir fikir.  Hatta biraz daha zaman ayrılsa çok daha özenli ve güzel yapılabilir. Ama biz çok kısıtlı bir zamanda aşağıdaki gibi birşey yaptık. Bizim sadece 1 saatimizi aldı. Sonra Eda nın doğum gününe kadar bunu revize edip geliştireceğiz.

Perdeyi yapalı bir kaç gün olmasına rağmen yine gribal hastalıklar sebebiyle oynatamamıştık.

Bugün Foça dönüşü çocuklar yıkandıktan sonra uyku saatimizi hala zaman vardı ve hemen  kukla tiyatrosu yapmaya karar verdik. Perdemizi salon kapımıza astık.  Zaten perde açık bir kapıya asılmak üzere tasarlanmıştı.

Eda kukla yerine miniş köpekleri ile kukla tiyatrosu yapmak istedi. İlk önce Ada da bizim gibi seyirci oldu. Çünkü Eda o tiyatrosunu bozduğu için onu istemiyordu.

Tiyatronun konusu  “Kemiğini Kaybedeb Köpek” idi. Ada bu hikaye ye bayıldı. Hızını alamayıp bir ara kafasını pencereden içeriye bile soktu. Tabii Eda herseferinde delirdi. Ada en sonunda köpekleri de alıp oynatmaya kalkınca Eda sinirlenip tiyatroyu kesti. Ada da fırsat bu fırsat arkaya geçip kendi oynatmaya başladı.

Öyle ya da böyle bizimkiler tiyatronun  her türü her daim seviyorlar. Bu güzel tiyatro perdesinden yapmayı herkese tavsiye ediyoruz

Kolajlar32 Kolajlar33 şubat20142 şubat20143

GEZİ KAZANI

İştah kabartan geziler

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

AKI AİLESİ

Çoçuk olunca içinde, hep bir sürpriz var burada...

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 38 takipçiye katılın