Evde Bir Akşam Rutinimiz…29 Mayıs 2012

Bugün aslında düşünce anlamında epey yoğun bir gün oldu benim için. Ada ya yapmayı düşündüğüm ama formatına ve zamanına karar veremediğim Diş Buğdayı  telaşı vardı evde bugün. Kimle ne zaman nasıl yapacağım belli olmasa da bir taraftan da minik hazırlıklardan kendimi alamadım. Nilay teyzemiz sağolsun bu sefer benim yerime  kavonoz etiketlerini dizayn etti. Çok da güzel olmuşlar. Ada uyuyunca önce onların çıktısını alıp geldim. Sonra Ada ya somonlu tarhana çorbası pişirdim. Fakat Ada 3. denememiz olmasına rağmen bu sefer ağzını hiç açmadı. Ve ben Ada nın mızmızlamaları arasında ona bir de kıymalı tarhana pişirdim.  Kıymallı tarhanaya ağzını kuş gibi açan, aç kuşum, balkon sefası ile tarhanasını çok güzel yedi. Sonra  Ferah Hn ile annecik Diş Bugdayı hazırlıklarını sürdürdü. Zamanı, mekanı ve katılımcıları henüz  belli olmayan diş buğdayı:)

Ada ya çok cici bir kutlama şapkası ve misafirlere dağıtmak üzere minik diş perileri hazırlığına başladık. … Ve saat 15:20 oluna annecik Eda yı almaya okula gitti. Eda eve gelince hemen hazırlıkları yardıma koyuldu. Tabii yardıma başlamadan önce gelirken canı çekip aldığımız, 1 bütün simit+üçgen peynir+süt  üçlemesini mideye büyük bir zevk ile indirdi:) bana bir taraftanda anne aslında hergün simit alabiliriz değil mi diye sordu. Kuzum benim okulda öğle yemeklerini yemeyince aç kurtlar gibi geliyor eve. Nasıl da tatlı geldi o simit . Bu arada Ada 1 saat uyudu. Bu sessizlik hepimize iyi geldi. Uyanan Ada kendi oyun alanında değil de yanımızda olmak  istediğinden Ada yı  da yanımıza aldık. Ona verdiğimiz 2 kavanoz kapağı ile  Ada pek bir mutlu mesut oynadı bir süre. Bu arada Pazar gecesi kendi başına yatar pozisyondan oturur pozisyona geçmeyi keşfettiğinden bunu da bol bol tekrarladı. Bir de aslında kendince emeklemeye başladı sayılır Ada cık. Sürekli emekleme pozisyonunda sallanıp duruyor:)

Bugün babamız bir iş yemeğinde olduğu için geç geldiğinden onun yerine diş buğdayı hazırlıkları için Ferah Hn  bizimle kaldı. Allahtan o gittikten hemen sonra babamız geldi. Çünkü Ada sağolsun beni  hiç rahat bırakmıyor. Sürekli bir mızmızlama  modunda sesimi duyduğu an bağırmaya başlıyor. Bir sonuç elde edemezse de sesini daha çok yükseltiyor. Kucağıma alıncaya kadar da bağırmasını sürdürüyor minik cadıcık. Ferah Hn ve annemin dediğine göre bütün nazı bana, benim olmadığım zamanlar kuzu gibiymiş. Neyse babamız geldiğinde bizi Eda nın odasında buldu. Eda 1.5 saattir uğraştığı legosunun başında farklı tasarımlar peşindeydi. Ada yer de elinde tam buğday ekmeği onu kemiriyor . Ben Ada nın arkasında karnım açlıktan zil çaldığı için elimde çorba kasesi saatin 21:00 de çorba içmeye çalışıyor. Neyse babamız gelince Ada hoop babanın kucağına, ben de o sırada Eda nın 1,5-2 saattir tasarlamakla uğraştığı lego mobil cafe nin fotografını çekiyorum. Yaratıcı kızım benim 3 farklı lego oyuncağını birleştirip, öyle güzel bir “mobil cafe” yapmış ki.Aferim Eda ma:)

 Sonra salonda hep beraber dondurma keyifi yapıyoruz. Eda nın en mutlu olduğu anlar. Anne ne güzel yaz gelince hergün dondurma yiyiyoruz. Dondurma canavarım benim .   Bu sırada Ada babasının kucağında bizim dondurmalara sulanıyor. Eda dayanamayıp yalatıyor. (her gece aynı  ritüel) , ben yapmayın etmeyin diyorum:) Babamız bir taraftan Ada ya gizlice soğuk maden suyu içirmeye çalışıyor. Bana her yakalandıklarında ben söylenip durdum tabi. Bu arada Eda elinde dondurması keyifi yerinde olunca en sevdiği şarkılardan birini söylemeye başlıyor; ” I beg your pardon” benim de söylememi istiyor.  Biz I beg your pardon diyoruz . Babamız da ” I never promise you a roses garden” diyor:) Babamız benim söyleyişimi beğenmiyor. ben de çok iddialı değlim zaten diyorum:) Biz şarkı söyleme modunda iken Ada babasının kucağından bacaklarına yay takılmış gibi inanılmaz bir enerji ile mutluluktan gülerek zıplıyor.Saat 22:00 oluyor. Uyku saati. Her gece olduğu gibi ben Ada yı alıyorum. Babamız da Eda yı diş fırçalama vs  temizlik bittikten sonra , babamızın Eda ya hikaye saati başlıyor. Ada kendi odasından ablası ile babasının sesini duydukça delirip oraya gitmek istiyor her gece anne dayanamayıp Ada yı da  hikaye dinlemesi için ablasının yanına yatırıyor, İkikızkardeş de  çok mutlu. Hikaye saati bitince uyku müziklerimiz başlıyor ve “Sleep baby sleep …” eşliğinde  ve  ikikızkardeş güzel bir günün sonunda mutlu ve huzurlu bir uykuya dalıyor….sleep my  girls sleep..:) Her  geçen günün sonunda şimdi hissettiğim tatlı yorgunluk ama bir o kadar da huzur ve mutluluğu hissetmek tek dileğim. Canım kızlarım ve sevgili kocam iyiki hayatımdasınız:))ImageImage 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: