Aylık arşivler: Haziran 2012

Vee Çeşme Sezonu Açılır… Tatil Başlar…

Bugün Çeşme ye geleli tam 1 hafta oldu. Geçen Perşembe Çeşme’ye geldik. Annemler henüz gelmediği için bu sene evi ilk biz açtık. Tabi Eda ve özellikle Ada da olunca ben ilk 3 gün hafiften tırlatmaya az kaldı doktorum nerede modundaydım. Neyse 3 gün sonrası hafiften nefes aldık. Allah tan Ferah Hn var. Yoksa iki yakamız bir araya nasıl gelirdi bilemiyorum.

Neyse şimdi dönüp geriye bakınca, taşınmanın yanında bu bir haftaya ne çok da güzel anlar ve ilkler sıgdırmışız:)

Ada’ cık ilk kez 22 Haziran Cuma günü denize girdi. İLk deniz tecrübemizde Melis ve Eda vardı. Denize gidişimiz bile bir seremoniydi. Ada Hn a güneş gözlükleri ve şapkası takıldı. Ünlü “Trukid” güneş kremimiz sürüldü:) Ada denize girdiği an önce suyun soğukluğu ile hafiften bir mızıldar gibi oldu. Sonra ise suyu çok sevdi. Neredeyse zorla çıktı. İlk gün olduğu için can simitsiz benim kucağımda oldukça kısa süreli bir deniz banyosu oldu. Biraz daha uzununu ve can simitli olanını ise 3 gün sonra babası ile yaptı.Yine önce suyun soğukluğu ile biraz korkar gibi olup, sonra biraz cesaretlendirince kıkır kıkır güldü ve suda çok eğlendi. Ada cık suyu gerçekten çok seviyor.

Bu arada diğer bir ilkimizi ise 23 Haziran Cumartesi yaşadık. Ada cık minik havuzunda ablası ile su oynadı.Havuzda oynamaya bayıldı.

 

 

Ya diğer ilkler; Adacık bugün ilk kez koltuklara tutunarak sıraladı. Ayaga kalkalı epey olmuştu. Ama tutunarak ayağa kalkıp duruyordu. Bugün ise sıralamaya başladı.

Eda şimdilik neredeyse hiç ev girmiyor. Arkadaşları ile keyifi yerinde bakalım bu ayar ne kadar sürecek!

Reklamlar

Ada Tutunarak ayaga kalkıyor…

Adacık epey bir zamandır, poposunu havaya kaldırarak emekliyordu. Sürekli bir kalkma çabasında idi. Ve sonunda Perşembe(14 Haziran 2012) günü tamamen kendi başına ayağa kalkmaya başladı. Ada nın aslında hergünü bir sürü yeniliklerle dolu. keşke her birini yazmak mümkün olsa. 

Bugünlerde  neler yapıyoruz peki, özet geçersek;

Bir hafta öncesine kadar emeklerken salondan dışarısına pek fazla çıkmıyordu. 1 haftadır Ada gel hadi diye seslendiğimizde hole, mutfağa, banyoya, ablasının odasına emeklemeye başladı. Hele bir hedefe kilitlendiyse bir emeklemesi varki tam ısırmalık. Hızlı hızlı koşarcasına bir gidiyor ki tutabilene pes.

“Hayır” ın ne demek olduğunu da anlamaya başladık bu aralar. Ama işimize gelince duyuyoruz. İşimize gelmeyince o da ne:) Mesela ablasını okulda yaptığı seramik çalışmaları. Ada nın bu aralar gözdeleri! Salonun bir ucunda duruyor olmalarına rağmen, salonu boş buulduğu an pıırr diye seramiklerin başında:) Seramikler Ada’ya “Hayır”  . Eğer fark edip zamanında müdahale ettiysek ve ADa Hayır dediysek, Emeklerken hoop duruyor ve orada oturup yüzümüze bakmaya başlıyor. Yüzünde de ne yapsam şaşkınlığı ile.

Bir de bir iki gündür. Elleriyle  gel gel yaparak, genzinden “geh, geh” demeye başladı. Çok tatlı “gel gel ” diyor.

Alkışımızı zaten başka yazılarda yazmışımdır heralde:) 10 gündür falan anneannesinin çabaları sonucu alkışlamak en sevdiğimiz eylem:) Öyle tatlı alkış yapıyor ki:)

Bu aralar şeftali yemeyi çok seviyoruz. Yazın ve sıcakların gelişi ile çorbalar, yemekler “OUT”  meyveler ve özellikle “Kiwi” ve “Şeftali”   “IN”.

Top oynamak en sevdiğimiz oyun. Top un arkasından emeklemek de en sevdiklerimiz arasında. Çeşit çeşit renk renk toplarımız var bu aralar.

 

Süslü Böcek 9 Aylık:) 15 Haziran

Adacık bugün 9 aylık oldu. 9 aylık fotolarımıza eklemek için bir kaç foto çalışması yaptık sabah sabah. Ablamız da bize katıldı. Süslü böceklerimin resimlerini çekmek benim için her zaman en keyifli etkinlik:)

Bu arada 1 gün gecikme ile  Reha amcamıza kilo kontrolüne gittik. Maelesef sadec 250 gr almışız. Güya bu ay güzel geçti diyorduk. Neyse sağlıklı olsun da güzel kızlarım . Boyumuz yine kopmuş gidiyor 75 cm olmuşuz bu ayda. Eee Ada cık böyle zıplamaya devam ederse daha boyu çok uzar da çokk kilo alırmı bilmem. Bu zıplamayla zor!!

Eda’nın Karne Sevinci (12 Haziran 2012)

Aslında Eda nın Karne sevinci mi demeliyim yoksa annesinin mi soru işareti:) Çünkü ben Eda nın karne haftasını çok daha heyecanla bekledim sanki.

Geçen hafta Çarşamba Günü Eda nın portfolyo sunumu vardı . İşte o gün bana dank etti . Kızım 1. sınıfı bitiriyordu. İçimi tatlı bir hüzün kapladı.  Zaman ne kadarda hızlı geçmişti.Bu yıl bence  Eda için hayatının bir  dönüm noktasıydı. Çünkü bu yıl okuma-yazmayı öğrenmişti. Artık gece yatarken kitaplarını kendi okuyor. Ya da ben Ada yı uyutmaya çalışırken kardeşini uyandırmamak için elinde kocaman bir kağıtla söylemek istediğini bana kağıda yazarak söylüyordu. (Kuzucum son zamanlarda bunu çok fazla kez uyguluyor)  Eda aslında farkında olmasa da öğrenme sürecinde en büyük özgürlüğünü kazanmıştı artık. Okuyor ve yazıyordu. Umarım bu özgürlüğünün kıymetini hep bilir ve sonuna kadar kullanır:)

Eda’ya bu özgürlüğü vermekte onun  okul öncesinden sonra ilk öğretmenleri Yalçın ve Nüket Öğretmene nasip oldu. İkisine de kızıma olan tüm katma değerleri için teşekkür ediyorum.

Karne günümüze geri dönersek;  İşte portfolyo günümüzden sonra başlayan heyecanım  karne gününe kadar sürdü. Eda ile öğretmenleri için kurabiye yaptık, minik yazı tahtaları hazırladık. Ve karne günümüz geldi. Telefona mesajla gelen yazıda okulun 13:00’e  kadar olacağı belirtiliyordu. Ben de bu saatin üzerinde hiç kafa yormayıp kendimi otomatik olarak 13:00 programladım. Saat 12:30  12:40 gibi okulada olmalıydım. (Güya erken bir saat!!) O gün işe gitmedim.Sabah Eda yı okula bıraktıktan sonra, Eda ya karne hediyesi sürprizi aramaya koyuldum. Ona bir fotograf makinası almaya karar vermiştik. İstediğim nitelikte bir makina bulamayınca, babamız ile konuşup, Eda ile beraber seçim yapalım dedik. Ben eve dönüp hazırlandım ve saat tam 12:40 da okulun önündeydim. Okula geldiğimde ellerinde karnelerle bahçeden çıkan çocukları görünce içim bir hoop etti. Maelesef karne alma törenine geç kalmıştım. İçeriye girip de geç kaldığımı anladığım an gözümden yaşlar dökülüverdi. Gözyaşlarımı tutamıyor ağlıyordum. Kendime öyle bir kızıyorum ki böyle bir hatayı nasıl yaptım diye. Tam o sırada Eda geliyor. Anne senin gözlerine ne oldu? Sen karne aldın diye duygulandım kızım. Eda cım ben geç kaldım. Özür dilerim.  Olsun önemli değil anne. Ama yol boyunca çok suskun sessiz. Ben içim içimi yiyiyorum acaba üzüldü mü? Söylemiyor mu?

Çevremde bazılarına böyle anları büyütmem, abartmam saçma geliyor. Oysa ben daha da büyütmek istiyorum. Dünyada ki bütün kötülüklere inat hayatımda güzel olan her ana anlam katmak istiyorum. Tabii ki  her insanın geçmişe ait unutulmazları , güzel anları vardır, ama ben o anıları  çerçevesiz bir fotograf olarak değil de, en değerli çerçeve ile çevrilmiş bir şekilde daha altı çizili bir şekilde anılarımda yer açmak istiyorum Çünkü biliyorum  ki zaman çok ama çok hızlı akıyor. Bu kadar hızla geçen bir zamanda hayatımdaki her güzel ana vurgu yapmak, aslında muylu olmam gereken ne kadar çok şey olduğunu hatırlatıyor bana. İşte bu yüzden Eda mın karne heyecanını kaçırdığım için üzgünüm.

Bu arada Eda hediyesini duyunca çok sevindi. Henüz allmamış olsak bile bunu bilmek bile onu mutlu etti. Sonra da Eda ile beraber Madagaskar 3 filmine gittik. Akşama ise okuldaki konsere gittik.  Dolu dolu bir karne gününün ardından yorgun bir şekilde eve döndük. Karne resimlerini Eda nın arkadaşlarından  alıp buraya ekleyeceğim en kısa zamanda. Benim öğretmenlerimiz ile çekebildiğim  pozlar ise aşağıda.Image

Benim Öğretmenim 1 #….12 Haziran 2012

Eda ile bir süredir okullarının kapandığı gün sınıf öğretmenleri Yalçın Bey ve Nüket Hanım ile ingilizce öğretmenleri Güneş HN ve Sam e hediye etmek üzereyapabieceklerimiz üzerinde düşünüyorduk. Hediyemizin maddi değeri olmamalıydı ve aynı zamanda Eda yapmış olmalıydı. Bu yıl ilk kez okuma yazma öğrendiği için bunları kullanabileceği birşeyler olması anlamlı olacaktı. Eda ile minik küçük bir kara tahta oluşturmaya ve üzerine tebeşir ile  yazılar yazmaya karar verdik. Yazılar konusunda ben Eda ya fikirler verdim. Eda bunların içinden nihai olarak kendi seçti. Kısa zamanımız olduğu için ben biraz tembel işine kaçıp, tahtaları işyerimde hazırlattım. Kare şeklinde minik kara tahtalarımız çok güzel oldular. Eda da bunların üzerine tebeşir ile ” Benim Öğretmenim 1 #”  sınıf öğretmenleri için  ve “A+ Teacher” ingilizce öğretmenleri için yazdı. Tabii bu öyle yazıp geçme şeklinde olamadı. Eda tahtaya önce sığdıramadı, yanlış yazdı vs. Tahtalar defalarca silindi:) Ve sonunda birinde karar kılındı.Bugün ise kurabiyelerimizi ve kurabiye kavanozlarımızı hazırladık. Bunların üzerine yazılacakalrda yine ben fikir sundum ve Eda seçti. “Canım Öğretmenim”, For a Great Teacher” vs gibi yazılar yazdık.  Yazıları bilgisayarda Eda yazdı. ben kopyalarını oluşturmada yardım ettim. Kavanozlara yapıştırmasına bile karışamdım. Çünkü gerçekten onun hediyesi olsun istiyordum. Mükemmellik hastası ben için karışmamak ne kadar zor olsa da  başardım. Ve sonunda Eda öğretmenleri için çok keyifli be bence manevi değeri olan hediyeler hazırladı. Ve yarın hediyeler öğretmenlerimize sunulacak. Eda hazırlarken arada bir bana “Anne diyelim ki sen öğretmensin böyle bir şey aldın. ne hissedersin gibi sorular sordu:)

Ada Alkış Yapıyor…

Minik kızıma anneanesi geçen hafta alkış yapmayı öğretmiş Ada da şimdi birşeye sevinince hemen alkış yapıyor. Özellikle top oynakern öyle tatlı alkış yapıyor ki. Pazar günü ablası ile top oynarken de yine böyle alkışlar yapıyordu.

Mutlu Pazar-Yaz Geldi 10 Haziran 2012

Dün babamızın Çeşme ye mi  önerisine benden olumlu yanıt çıkmayınca evde sakin bir pazar geçirdik. Bundan sonra zaten Çeşme sezonu başlayınca 3 ay oralarda olacağız.  Hiç aceleye gerek yok diye düşündüm. Hele bir Eda  karnesini alsın (Biz diğer okullardan farklı olarak bu Salı kapanıyoruz);

Sabah kahvaltımızdan sonra, Eda ile Ada , Ada nın yatağında top oynadılar. Ferah Ablamız sağolsun Eda ya karne hediyesi bir top almış. (Hediyesini erken verdi:)) Ada artık top oyununu hakkını vererek oynuyor. Ve çok seviyor. Ablası ile oynarken kahkahaları izlemeye değerdi. Epey bir zaman top oynadılar. Babamız da o sırada onların yanında gazete okudu. Ben mutfakta kahvaltı masası toplamaca ve sonra ev toplamaca:)

Sonra Ada nın uyku saati ve Yatak. Eda Ada nın uyumasına üzüldü. ” Anne biliyormusun Ada ile oynarken Ada benim sanki arkadaşımmış gibi oluyor. Ama şimdi yatakta uyurken ise “bebek” oluyor” yorumunu yaptı. Ada uyurken biz de Eda ile okulun son günü öğretmenlerine hediye etmek üzere önceden planladığımız minik yazı tahtalarının yazılarını yazma işine koyulduk. Aslında tüm yazıları Eda yazdı . Fakat etkinlik yaparken benim de yanında olmamı istiyor. Çünkü benimle  yeterince zaman geçirememekten yakınıyor. Ben de Ada nın uyku saatleri elimden geldiğince Eda nın yanında olmaya gayret ediyorum. Daha sonra Eda bilgisayarda yine öğretmenlerine hediye etmeyi düşündüğümüz kurabiye kavanozları için etiket hazırladı. Off tabi bu sırada babasını da beni de hafiften deli etti. Hem yapamıyor, hem yardım kabul etmiyor, ben biliyorum diyor, sonra etseniz mi acaba diyor , yok tamam tamam vs. Biz de aramızda her zamanki gibi bu çocuğun “herşeyi bilirim tavrı  bizi öldürecek” yorumlarında. neyse ama Eda 1 satır yazı için neredeyse 40 dakika uğraşmış olsa da gerçekten sonunda kendi yaptı. Bu genlerle mi ilgilidir yoksa çocuk da çevresinde göre göre mi gelişir  bilmiyorum, fakat şu bir gerçek ki armut dibine düşüyor:)

Saat 13:30 gibi Ada uyandı. Klasik yemek faslı . Ada nın yemek faslı sırasında Eda ile babasının önce Ada yı eğlemek için başladıkları top sektirme oyunu sonra holde football ile devam ediyor. Ah bu çocuk bir de erkek olsaydı!

 

Sonra “Manisa ya Köfteci Ali ye” kağıt üstü köfte kebab yemeye. Nasıl da özlemişim yine her zamanki gibi çok ama çok güzeldi. Dönüş yolunda babamızın  özsüt teklifi. Fakat bu sırada Ada uyuduğu için arabada yeme yorumu. Bunun üzerine Eda nın evimizin arka tarafındaki parkta piknik şeklinde  yeme önerisi. “KABUL”. Ada arabada  uyurken bizim mis gibi çamların altında tatlı keyifimiz. Eda pastasının yarısına geldiğinde pastanun bozuk olduğunu anlamamız:( Pastayı Özsüt e geri götürüşümüz.. Yeni pasta ile ev yoluna girdiğimizde Eda nın ben yine o parkta yemek istiyorum israrı . Ve 2. kez parktayız:). Ama bir farkla. Bu kez Ada uyanık. Parktaki “Haydut” la tanışmamız. Ada nın Haydut ayağa kalkıp Ada ya daha yakın olmak isteyince Ada nın korkması. Ama bir taraftanda sürekli Haydut u izleyişi. Benim klasik sürekli foto çekişim. En sonunda Haydut un sahibinin “isterseniz siz de geçin oğlum hepinizi çeksin” deyişi.  Ve bana iyi de niye bunu kocam düşünmüyor şi,mşeğinin çakışı:) Eve dönüşümüz. Keyifli, sakin bir ailecek geçirilen Pazar ın sonu. Evde klasik Pazar gecesi ..

 

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."