Son 1 ayın özeti:)-14 Agustos 2012

Yaklaşık 1 saat önce Ada yı ve 30 dakika önce de Eda yı uyuttum. Bu gün Turgutlu dan geldim. Çok ama çok yorgunum. Fakat bir taraftan da kafamda o kadar çok yapılacak şeyler var ki, bayram hazırlıklarrı, bir taraftan Ada nın doğum günü hazırlıkları (daha hiçbir şey yapmadım), okumayı planladığım  ama daha kapağı bile açılmayan kitaplar, neredeyse 1 aydır güncellenemeyen blog. 

Vee tüm bu işlerin arasında işte son 1 ayın kısa özeti;

Ada nın 10. ay kontrolüne bir  hafta geçmesine rağmen gidememiştik. Bugün gidelim yarın gidelim derken ayın 23 ü oldu. Ve 23 ü sabahı Ada hafif ateşle uyandı. Görünürde hiç bir şey olmamasına rağmen. Ateş de olunca zaten, 10. ay kontrolü  var diyerek hemen randevu aldık.

 Adacık bu ay 500 gr almış ve 9.5 kg olmuştu. Boyu da 78 cm di. Fakat o gün dr de de ateşi düşmedi. Bunun üzerine Reha Amcası bir fitil yaparak bizi gönderdi. Fakat bu ateş Çeşme de artan ivme ile devam etti.Ada cık ilk ateşli hastalığını oldukça zor geçirdi. Tam 4 gece 5 gün ateş 39.5 altına 2 saatten daha uzun bir süre inmedi. Ada ateş düşürücü şurubu red ettiği için neredeyse 3-4 saatte bir fitil ve her sabah başı uzun duşlar ile 4 gece idare ettik. 4. gece nin sonunda ateş hala devam edince Reha amcası hem Novalgin iğne hem de antibiyotik iğne verdi.Novalgin iğne nin süresi 6 saat sürdü. 6 saat sonra ateş yeniden yükseldi. Ertesi gün 2. antibiyotik iğneyi yedikten sonra Ada da hafif döküntüler başladı. Sabah kalktığımızda ise döküntüler epey artmıştı. Reha amcası bunu duyunca antibiyotiği hem n kestirdi. Ve boşuna antibiyotik vermişiz Ada 6. hastalık geçiriyor dedi. Döküntüler  hastalığının geçtiğinin işareti imiş. Neyseki gerçekten de öyle oldu. Pazartesi sabahı başlayan hastalığımız Pazar akşamüstü azalma eğilimine geçti. Tabi bu sürede Ada cık özellikle aradaki 4 gün  hiçbir şey yemedi. Benim ay kontrolü merakımında ne kadar boş olduğu ispatlanmış oldu.Kuzucuklar yeterki sağlıklı olsunlar. Kilo bir bakıyorsun 1 gün de gidiyor,  1 haftada geliyor.

 1 hafta böyle hastalık telaşı ile geçtikten sonra, Agustos un 15 üne kadar zamanın nasıl hızllı geçtiğini anlayamadım. Hafta da 1kez  Turgutlu ya gitmeye çalışıyorum. Diğer günler çocuklar la ilgilenirken zaman çok hızlı geçiyor. Bütün bu zaman için de de Ada tabiki bir sürü şey öğreniyor ve ben maelesef hepsini kayıt altına  alamıyorum:(

 

Hastalığından hemen önce yani Temmuz un ortaları gibi Ada kendi kendine bir konuşma şekli geliştirmişti. “Gabili gabili gabili” gibi birşeyler söylemeye  başladı. Hem de arka arkaya öyle şirin oluyor ki bunları söylerken. Bundan hemen önce “sürekli ıh ıh ıh” gibi bir şey söylüyordu. Anneannesi bizi çok güldürüyordu. Ada ne yapıyorsun öyle maymun gibi diyordu. Sonra Temmuz ortalarında bunu unuttu ve “gabili gabili ” başladı Hasta olduğu hafta bunu da unuttu gibiydi.  Zaten o hafta bitkinlikten ne emekledi, ne konuştu. Ama hastalığından sonra “gabili gabili” demeye yeniden başladı. Bundan başka neler mi yapıyor?  Epey bir zamandır baş baş zaten yapıyordu. Hatta bir süre önce güle güle ya da bye bye dediğinde el sallamaya da başlamıştı.

 

Bir de birine mesela Eda nerde, gel Eda gel dediğimizde iki eliyle birlikte gel gel yapıp “geh geh geh” diyor.

 Son 10 gündür elindeki bir şeyi sana uzatıp “ah ah ah” diyerek al demek istiyor,  sen elini uzattığında ise kaçırıyor. Oyun oynuyor bıcırık bizinle J

  Top oyunu hala en favori oyunu. Topu atıp arkasından emeklemeye bayılıyor. Haziran ayında mutlaka yazmışımdır. Topu at dediğimizde atmaya başlamıştı.

 Bu arada “anneanne” ye benzer bir şeyler söylüyor. Anneannenin arkasından ağlamaya başladı. Anneanne mest tabiki. Geçtiğimiz Pazartesi den önceki Pazartesi,  akşam oturmasına misafirler geleceği için benim işim vardı. Akşam yemeğinden sonra anneannesi biraz kucağında sitede gezdirdi. Sonra teraviye gideceği için bana vermek istedi. Ada öyle çok ağladı ki anneannesinin arkasıdan  ben o yöne doğru yürüyeyim diye neredeyse beni ittiriyor. Tabii anneannemiz mestJ

 Bunun yaninda “ade” gibi anneye benzer birşeyler söylüyor.

 Son birkaç gündür ise kaka varmı diye sorunca bezini tutuyor. Göbiş nerede dediğimizde karnını gösteriyor. Burun nerede deyince bazen kendi burnunu bazen de benim burnumu gösteriyor.

 

Buraya geldiğimizden beri salonda oynarken en sevdiği 2 oyundan su damacasına gidip ayağa kalkmak ve onun ağzı ile oynamak. Bir de merdivene gidip eliyle pat pat diye mermere vurmak. Şİmdilerde ise merdivenden çıkmaya çalışıyor.

Oyun parkının içine bıraktığımızda en sevdiği şey zıplamak. Ada zıplamayı çok seviyor. Henüz  yürümüyor ama oyun parkının içinde iken bir ucundan diğer ucuna adım atarak uzanmaya çalışıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: