Aylık arşivler: Ekim 2012

Eda’nın Agacı

Ve işte bir hafta daha bitti. Aklımda bloguma eklemeyi düşündüğüm binlerce başlık var ama 2 çocukla evler su gibi hızlı geçiyor Yaz başından beri yazamadıklarımı yazmalıyım dedikçe bugünü de kaçırıyorum.  İŞte bu yüzden bu haftadan bir kaç ev manzarası ve bugünümüz;

Bugün Eda yı okuldan aldıktan sonra evin önüne geldiğimizde, biraz parkta hava almak istediğini söyledi. Ada nın evde zaten uyuyor olduğunu düşünerek Eda yı bu güzel havada kıramadım. Eda hemen parka ve yine ünlü yemiş ağacına tırmanmaya koştu. Ben de banklara oturdum. Eda aynen yıllar önce babasının yine aynı ağaca oturttuğu gibi ağaçta oturuyordu.  Sonra düşünmeye başladım. Zaman hiç de bize sormadan nasılda hızlı geçiyor. Babasının kucağında Eda, şuan Ada yaşındaki haliyle gözümün önüne geldi tam 6,5 yıl önceki hali ile. Hemen eve gelip o haliyle bir foto aradım. İki farklı zamandanda fotolar aşağıda Eda ve hatta ağaçtaki değişiklik (aynı dal üzerinde oturuyor hep otaya oturur:) ortada. Ya biz ya biz ne kadar değiştik ki 6,5 yılda hiç kabul etmek istemesek de (buraya gülen yüzmü, somurtan yüzmü koyayım emin olamadım!)

 

Reklamlar

Ev Halleri…

Bugün Ada ile evde ne yapsam diye düşünürken , dans ederken bir organze tül kullanmak aklıma geldi. Eda nın doğum günlerinden birinde masa örtüsü olarak kullandığım organze Ada nın çok hoşuna gitti. İlk önce içine kendini saklayıp, “Ada Nerede?” oynadı benimle. Sonra Ferah Ablası ile Organzeyi Ada nın üstünden uçlarından tutup havalandırdık.Ada altında şaşkın şaşkın bakındı. Organzenin bir inip bir çıkması çok garibine gitti.Sonra epey bir zaman kendi kendine organze ile oynadı durdu. Akşam üstü ablası eve geldiğinde bu oyuna beraber devam ettiler.  Bir organze masa örtüsü bugün bizi epey oyaladı.

 

 

Ada’nın 1 Yaş Partisi…

Güzel anların verdiği enerji günlerce sürer. Hep hatırlamak ister insan, bir daha, bir daha yaşansa der. Ayrıntılar ne kadar çoksa hatırlanacaklarda o kadar çoktur. İşte ben de hayatımdaki güzel anları abartmayı ilke edindim kendime. Bu ayın pozitif enerjisi 2 tane idi aslında; biri küçük kızım Ada’nın doğuşunun 1. yılını kutlayacak olmamız, diğeri büyük kızım Eda’nın 2. sınıf olması. Bir aya böyle güzel iki pozitif enerji sığdırmışken bu anları detaylandırmak ne kadar heyecan verici olacaktı:)  Bir önceki yazımda sadece bir kısmına değindiğim hazırlık aşamasından sonra küçük kızımın doğum günü geldi çattı.

Eylül ayının başındaki hava git-gelleri ile nasıl olacak saat kaçta olacak, soğuk mu olacak sıcak mı olacak derken, 15 Eylül Sabahı güzel bir sonbahar gününe uyandık Çeşme’de.(Doğum günümüzü Çeşme de bahçemizde kutlamaya çoktan karar vermiştik bile) Doğum günü kızı banyosunu akşamdan yapıp yeni pijamalarını giyerek dalmıştı uykusuna. Sabaha mis gibi kokusu ile ablasının ve babasının sabah oyunları ile uyandı.  Hava da tam bir sonbahar dinginliği vardı. Ferah ablamız sabah erkenden bahçelerimizi yıkamıştı. Süslemelere başlayabilirdik:

Ayla Teyzemizin, taa Turgutlu dan bulduğu Bistro lar, bir gün önceden kurulan yiyecek çardağı, Ada’nın mama sandalyesi tülleri, etrafa asılarak süslü bir gemi havası verilmeye çalışılan el emeği göz nuru bannerlar,  fotograf sergimiz, fotograf sergi aksesuarı origami gemilerimiz,(bir önceki yazımda bunların hazırlıklarına değinmiştim:)  , Giriş kapısına asılan hoşgeldin yazımız ve ve veee diğer bir sürü detay süslemelerimizin tamamını oluşturuyordu.

Aysun teyzemizin balon makinası ile şişirdiği balonlar, Ada nın şişen her balona dokunma isteği, EDa nın bana kolay işleri veriyorsunuz diye bir türlü iş beğenmemesi, son dakikada Aysun Teyzemizin bu gemi çok sade olmuş lafı üzerine kartondan yapılan gemimize geçtiğimiz pembe şeritler, Ada’nın yelkenli geminin içinden çıkmak istemeyişi, bir türlü ortalayamadığımız Hoşgeldin yazısının bende yarattığı geçici ve gereksiz stress:)), babamızın  Tansaş tan alınacaklar için yanına sadece 20 TL alması.(Ada uyuduğu için odaya girip kartlarını alamamış) Bu sebeple bir türlü alınamayan karpuz ve limon krizi, , Ferah ablamızın uykusuzluktan ve yorgunluktan nereye koyduğunu bir türlü hatırlayamadığı bodrum anahtarı yüzünden bodruma giremeyişimiz, Eda nın Aysun Teyzesi tarafından bir gece önceden neredeyse 2 saat  (Eda uyurken bile örmeye devam etti) ördüğü saç örgülerinin açılınca Bonus Eda güzelliği, Melis Ablamızın joker eleman gibi her yere sürekli çağrılışı,  doğum günü sabahımızın tatlı telaşları idi. Her zaman olduğu gibi hazırlıklar tam da zamanında bitti ve konuklarımız son anda değiştirilen doğum günü saatimiz olan 16:30 da gelmeye başladılar.
Davetli Listemizin neredeyse tamamı (2 fire ile:) doğum günümüze katılarak bizi mutlu ettiler.

Arka planda çalan çocuk şarkıları eşliğinde konuklarımız gelmeye başladılar. Şarkılara özellikle değiniyorum .Çünkü ADA ya kendi adını geçn bir şarkıyı daha o 4-5 aylıkken almıştık ve ADA bu şarkı ile dans etmeyi çok seviyordu. Ben de hep Ada yı ilk doğum gününde bu şarkı ile dans ederken hayal ediyordum. Fakat o güne kadar  ortalarda olan CD kaybolunca maelesef bu güne ve kişiye özel şarkımızı dinleyemedik:(  “Benim canım yavrum, hep sevdiklerinle büyü, sağlıkla , mutlulukla dikensiz yollarda yürü. Canım Ada, güzel ADa hiç bitmesin bu neşemiz birbirimize söz verdik unutma ölene denk kardeşiz….” İŞte şarkımızın sözlerinden bir kısmı böyleydi..

Önce Miray halamız ve Demir abimiz geldiler. Onlar Selda Teyzemizin yaptığı muhteşem pastayı da getirmişlerdi. “Şekerden Düşler” Selda teyzemiz yaptığı işi ancak bu kadar güzel isimlendirebilirdi. Pastamız her zamanki gibi muhteşemdi. Bu seferki Şekerden Düş Eda ya aitti ve Selda teyzemiz de  düşümüzü gerçekleştirdi. Sonra Tülin Teyzemiz, Funda Teyz, Hakan amca, Senem teyze, Serhat Amca, babaanne, dede, Nilay teyze, Ödül Teyze, Deniz Teyze, Fulya Teyze ve güzel kızları geldiler. Eda nın arkadaşlaı  Yarkın, Selin, Ata, Ertan-Yalın, Nisan, Tomris de doğum günümüze katılan  konuklarımızdan dı. VEE son olarak da onur konuklarımız Ada nın bebişanneleri grubundan arkadaşları  “Sevgili Yalım, Sevgili Bulut ve güzeller güzeli Ilgın ”  yerlerini aldılar.

Keyifle geçen bir doğum günü partisinin ardından zihinlerde  kalan bir sürü hoş anılar oldu.Eda nın daha dakika bir, hediyeleri açayım istekleri, Ada nın çimlerde yerde otururken biz foto çekmeye çalıştığımız sırada, Bulut’un elindeki kurabiyeye göz dikişi ve kırıntıları Bulut un kucağından toplayışı. Yine Ada nın Yalım mın elindeki sarı halkayı alma çabaları, onur konukları miniklerin o renkli halkalar ile çimlerde dakikalarca oynayışı, Yarkın ın geldiğinde zil çalan karnı, Ada nın başka zaman tatlılara saldırırken o gün neredeyse zorla pasta yemesi (hayalim önüne pastayı koyup bata çıka yemesiydi ki Ada nın bunda pek zorlanacağını sanmıyordum. Fakat pekde umduğum gibi olmadı:….

Babaannemizin ve anneannemizin yine her zamanki gibi birbirinden güzel ikramları ile servis masasında yer bulamayışımız, içime çok sinerek hazırladığım parti hediyeliklerimizin verilişi, Nilay Teyzemizin, Melis Ablamızın ve Miray halamızın parti boyunca foto çekerek günümüzü ölümsüzleştirmeleri…., Kızlarımın başını taçlandıran denizyıldızı tokaları, büyük misafirlerimiz için hazırlanan Adaçayı kutularımız, Eda nın arkadaşlarına hazırlanan deniz kovası ve baloncuk yapma oyuncaklarımız, onur konuklarımıza ADA dan minik bir hatıra olarak hazırlanan body ve önlük hediyeleri, konuklarımızın birbirinden güzel hediyeleri ile Ada nın sonbahar ve kış gardrop unu tamamen yenilemiş olması.Funda teyzemizin ADa ya aldığı çiflik hayvanları oyuncağı… (Hediye gelen tek oyuncak). Hoş sohbetler, dostlarla daha da güzelleşen 1 Yaş Partimiz. Küçük kızımızın tüm hayatının ilk doğum günü gibi renkli ve cıvıl cıvıl ve sevdikleri ile geçmesi dileğiyle, sağlıkla mutlulukla nice güzel anlarımıza.. İyi ki  dogdun ADA ve iyi ki bizi seçtin. Seni seviyoruz ALKIŞ GÜZELİ:::

İŞte doğum günümüzden kareler….

 

 

T-shirt Ferah Ablamızdan el emeği göz nuru, tütü annemizden. Bundan daha değerli bir pasta kıyafeti olabilirmi!

Ada nın yaptıkları…

BU aralar aslında Ada nın yeni yaptığı o kadar çok şey varki. Ada geçen haftadan beri yürümeyi iyice artırdı. Artık hiç durmadan pıtır pıtır sürekli dolaşıyor. Yapabildikleri bazen beni çok şaşırtıyor. 2. kez çocuk büyütüyor olmama rağmen 1 yaşında bir çocuğun yapabileceklerini çoktan unutmuşum bile. Ada nın bebeğine yemek yedirmeye ya da su içirmeye çalışması beni çok şaşırtıyor mesela. Bugün akşam yemeğinde kendisi çatalı ile patates yiyiyordu. Sonra sehpanın üzerindeki bebeğini gördü. Yine son günlerde kullandığı klasik “ıh ıhhh ” diyerek bebeğe işaret etti. Bu bebeği istiyorum demekti. Bebeği mama sandalyesinin üzerine koyduğumda çataldaki patatesi önce bebeğin ağzına tutuyor. Sonra da kendi ağzına götürüyor. 1 haftadır çok fazla kendi yemek yeme isteği var. Ve ciddi bir şekilde yiyebiliyorda. Mesela bugün akşam yemeğinde köfte ve patatesleri  ben onun çatalına taktım o kendi yedi. Biz onun hala çok küçük gördüğümüzden kendi başına kaşığı ya da çatalı ağzına görütüp yemek yiyiyor olmasına biraz şaşırıyoruz aslında. Bu arada bu aralar ablasından kalan zenci bebek favarimiz onunla çok güzel oynuyor. Bir de toplara tekme atıp arkasından gitmeyi çok seviyor.

Söylediği ve anladığı şeylere de şaşar olduk. Bugün Ada yı  akşam üstü parka çıkardım. Yan taraftan zıp zıpların oradan gelen müzik sesi ile kollar havada dans ede ede mutlu mesut bir şekilde beni , oyuncakların olduğu alana doğru götürdü, ki evimizle arası bayağı var. Sonra da eli ile salıncakları işaret ederek, salıncaklara doğru yürüdü. Salıncağa bindik. Kay kay dan kaydık. Ada çok ama çok mutlu oldu.

Bu aralar evin içide sürekli yürüyor. Sevdiği bir şey olunca şirin şirin “ayyy ayyy” diye ses çıkarmasına biz dahil herkes bayılıyor. Bu sabah oyun alanında oynarken hadi ütü yap sen dediğimde, direk ütüsünü alıp, ütü masasının üzerinde ütüyü ileri geri sürmeye başladı. Ablasından kalan sesli ütü yine bu aralar favori oyuncaklarımızdan.

Ada nın söyleyebildiklerine daha önce değinmiştim. Ama yeniden yazmadan edemeyeceğim. Ada “baba” yı o kadar güzel bir vurgu ile söylüyor ki, babası adeta büyüleniyor. “Baa ba” gibi bir tonlamayla. Anne ye “ade” diyor. Zaten Eda ve Ada yı uzun zamandır çok güzel söylüyordu. Şİmdi benim en çok hoşuma giden ise babasının öğrettiği “Ada nasılsın iyimisin?” dediğinde “İyiii” diye cevap vermesi. Bir de “Ada sen kaç oldun?” dediğimiz parmağıyla  gösterip “biii” diyor. Baba ya “bi bi” avuç içine parmağı ile işaret etmesi ise Temmuz ayından beri yaptığı birşey.Yüzünü kapatıp “ceee ceee” oynamayı çok seviyor. Ama o ” aaaa” diyerek yüüzünü açıyor.

Gelelim kötü alışkanlıklarımıza, ADa maelesef biraz zor yemek yiyiyor .Bu aralar mama sandalyesine oturtmak bile olay. Her seferinde canı yanmışçasına çığlıklar atıyor. ASlında biraz inatçı bir yapısı var. Çığlıkla bir ağlamaya başladığında bizim elimizi ayağımıza dolaştırıyor. Bu yönden hiç ablasının bebekliğine benzemeyen tutturan yaygaracı bir bebeğimiz olduğu aşikar:)

 

Bir de inanılmaz hareketli kucakta bile bir dakika bile hareketsiz durmuyor, sürekli kıpır kıpır ayaklar ve eller kıpır kıpır oynuyor. Bugün Forum Bornova daki çocuk alışveriş merkezine gittik. Orada hem ADa hem EDa çok eğlendi. Onlar eğlenince biz de mutlu olduk. ADa trene Eda da tren dahil olmak üzere diğer oyuncaklara bindi.İlk kez Leman Kültür e bugün gittik keyifli bir akşam oldu. Herkes mutlu mesut eve döndü. Annecik de eksik kalan bir sürü blog yazısını tamamlama gayreti ile bilgisayarın başına oturdu. Bakalım ne kadar yazabilecek…

Eda’nın objektifinden…

Eda dün bana gelip, anne bugün ben okulda sınıfın fotograf seçme sorumlusu seçildim. Ama aslında bu biraz da senin sayende oldu dedi. Neden anneciğim dedim. Çünkü benim annem iyi fotograf çeker dedim. Sonra öğrentmen bana bir kaç deneme çektirtti ve tamam  o zaman sınıfın fotograflarını sen çek dedi. Bu belliki EDa yı çok mutlu etmişti. Ertesi gün okula bu yaz babasının karne hediyesi olarak aldığı yeni kamerasını götürmek istedi. Öğretmenden izin alıp arkadaşlarına gösterecekmiş. Ben de öğretmeniminden izin alacağım deyince onayladım.

Ve işte okulda Eda nın objektifine takılanlar.

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."