Sıcacık Bir Ege Masalı; Bozcaada

Tarihçi Herodot  “Tanrı Bozcaada’yı insanlar daha uzun yaşasın diye yaratmış…” demiş. Bu sözün Bozcaada ya gidinceye kadar hiç duymamıştım. Bozcaada’ya gidince ise, buzdolabı magnetlerinden tutunda 3 gün boyunca herşeyin üstünde   bu cümle ilişti gözüme. Kimbilir belki 3 günde bu sözün büyüsüne hemen kapılı verdiğimdendir…
 
Bozcaada bu bayramın son 3 gününün tatlı, maceralı, bol “LODOS” lu anısı oldu bizim için.

Cumartesi günü erkenden çıktık yola. Ada bile kahvaltısını yolda yaptı. 3 saatlik bir yolculuğun ardından “Geyikli” den feribota bindik. Uzun zamandır Feribota binmeyen Eda ya bu kısım bile çok heyecanlı geldi. Bir sürü meraklı EDA soruları 30 dakikalık feribot yolculuğumuzun ardından Bozcaada daydık.  Ada nın yol boyunca her müzükte ellerini kıvırarak ve başını sallayarak tempo tutması ve sonra da ablası uyandırıncaya kadar uyuması ile keyifli ve rahat bir yolculuk yaptık. (Ablası uyandırmasa daha uyuyacaktı diye her nekadr Eda nın başının etini yesek de  küçük kuzu 1,5 saate yakın uyudu)
Bozcaada ya iner inmez o gün başlayan ve 3 gün süreceği söylenen  LODOS rüzgarı  sebebiyle aksayan ya da aksayacağı söylentileri yayılan feribot seferleri sebebiyle hafiften tedirgin duygularla otelimiz KaiKias’a vardık. Otelimiz adını küzeydoğu rüzgar tanrısının adından almış. Ada da sürekli kuzeydoğu rüzgarlarının etkisinde olduğundan  sahipleri bu adı koymuşlar. Sahipleri Handan Hn ve İsmail Bey  mimar ve  oteli kendileri tasarlamışlar. Adanın tam da şehir merkezindeki otelimizin keyifli tarzından  ve özellikle Handan Hn ın misafirperverliğinden çok etkilendik.
Otele varır varmaz,  cafesinde seramik atölyesi olduğunu gören seramik aşığı kızımın mutluluğu ise görülmeye değerdi. Ve o gün dahil olmak üzere 3 gün boyunca kendine seramik yapacak zaman yarattı bizim kuzu. Tabi her giydiği kıyafeti seramik çamuruna beleyince bizden de laf işitmedi değil. Eda nın seramik konusundaki son noktası ise dönüş yoluna geçtiğimizde arkamı dönüp baktığımda Eda nın bir kağıt parçası üzerinde otelden son dakika aldığı bir kaç parça çamur parçası ile hala seramik yapmaya çalışıyor olması ve  arabaya saçtığı çamurları görünce yüzü kayan babamızın parlaması, üstüne batırdı diye benim  EDA ‘ya söylenişim ve apar topar arabadan seramikleri atış kısmımızı saymazsak, kızımın  seramik mumluk yaptığı sırada aldığı keyif ve” o anları herkesin keyfi yerinde” başlığı ile benim fotograflamam, arka planda çalan harika bir klasik müzik eşliğinde benim ve Murat ın biralarını yudumlaması, Ada nın elindeki elmayı kemirerek ablasının ve İsmail Bey in seramik çalışmalarını seyretmesi…
İlk akşamımızda eşimin arkadaşlarının önerisi ile LODOS isimli balık restoranında yediğimiz keyifli yemek, Eda nın orada bir sürü arkadaş edinmesi ile mutlu mesut geçen bir akşam yemeği, Ada nın barbununu, EDa nın Lüfer ini bitirmesiyle katmerlenen keyifin üstüne  ünlü beyaz çikolatalı, lavanta aromalı, karadutlu tatlının yenmesi ile en tepeye ulaşan keyif ve yorucu bir günün ardından tüllü yataklarımızda uykuya dalış.
Eda’nın otele ikl vardığımız gün, rüzgardan dolayı erken geri dönüş planı yaptığımız bir anda vallahi ben bu tüllü yatakda yatmadan hiç bir yere gitmem anne deyişi:)
Handan Hn mın mutfağını bize tamamen açıp, yoğurt ikram edişi,
Arnavut kaldırımlı taş yollarda , her girdiğimiz sokağın güzelliği, aralardaki minik zevkli hediyelikler satan şirin dükkanlar, Eda nın şarap şişe ve kadehi camdan kolyesi, Ada ya hatıra olsun diye aldığımız “Şarap içmeyi tercih ederdim” yazılı önlüğü..
Ada ya özgü olduğu rivayet edilen ama Ada da yaşayan bir satıcının bile ben 20 yıldır hiç görmedim dediği baykuşlar. Baykuşu ünlüymüş diye pazarlık yapıp 70 den 50 ye indirdiğim 2 adet baykuş mumluğu kocamdan almasını rica etmem üzerine dükkana giden kocamın satıcıyı bu fiyata satılırmı diye tersleyen halleri…
“Eski Cafe” de 2 gün üst üste kahve ve çay keyifimiz, adaya özgü kara üzüm suyu içişimiz. (harikaydı).
Ada’nın yazlık tarafını arabayla gezişimiz yol boyunca gördüğümüz harika üzüm bahçeleri, asmalar… Şarap fabrikaları, tadım evleri…
ADA da 2 yıldır naylon torba, çanta vs kullanılmıyor olmasının bizde uyandırdığı, hayranlık..
Handan Hn ve İsmail Bey in de Trakya Üniversitesi mezunu olduğunu öğrenmesiyle Murat ın duyduğu yakınlık.
Arnavut kaldırımlı yollarda Ada nın rahat yürüyememesinden dolayı onu genelde arabasına oturmamızdan dolay zaman zaman mızmızlanıp, ağlamaları, Ada yı arabada uyutup arabayı da Eski Kafe nin önüne park edip 2 saatlik gazete ve kahve keyifinin verdiği HAZ.
Bozcaada  nın ünlü damla sakızlı bademli kurabiyesi (muhteşem şuanda bile yiyiyorum).
2. gece, “Battı Balık” restoranda balık yememiz.Ada balığını yerken benim önlük takmak istemem üzerine hanfendinşn sinirlenip modunun değişmesi ve bunun benim hatam olduğunu söyleyen kocamın Ada nın mızmızlamalarına dayanamayıp bana trip atması. Battı Balık de yediğimin Ege otları üzerine sarımsaklı yoğurt ve terayağda kızdırılmış acıbiber üçlemesinin bize yedirttiği bir sepet ekmek. Ada nın elindeki karabiber değirmeni ile oyalanışı sırasında arada bir karabiber tadını alıp yüz buruşturması…
İşte Bozcaada anılarından hemek ilk aklıma gelenler. yeni yer görmenin, yeni insanlar tanımanın güzelliği beni bir kaç ay idare ecek gibi…
 
 

Reklamlar

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: