Ada’nın Bize Ettikleri:)

Adacık bundan tam bir hafta önce ablasından aldığı sevgili virüsle grip oldu.Aslında böylece geçen hafta yazılabilecek “Kızlar Hasta” başlıklı yeni bir blog postuna sebep oldular. Çünkü Tam 10 gündür uykusuz geceler ile epey tatsız anlar geçirdik. Hayatın içinde her n ekadar hastalıklar da varsa ve olağan olsa da ben bloguma hastalıkları yazmamaya karar verdim aslında.  Çünkü yapım gereği hastalıklarda o kadar negatif enerji ile doluyorum ki, bu enerjiyi ileriki yıllara taşımak istemediğimden yazmıyorum. Amma velakin bu bir hafta boyunca “Ada nın bize ettiklerini” yazmadan edemeyeceğim. Şu saatte yine Ada Hn mın uyanması sonucu 1 saat önce kalktım. Kızlara yoğurt mayaladım ve bir iki post yazmaya karar verdim.

Ada cık tam anlamıyla hasta olunca huyu değişiyor denen gruptan çıktı. Zaten inatçı, birşeye takınca tuturan bir çocuk imajını çizmeye başlamıştı ki bu hastalığı ile katmerlendi. Tam bir haftadır küçük hanımı arabada dolaştırarak uyutuyoruz ve sonra oto koltuğu ile eve getirip orada  uyur şekilde bırakıyoruz. Böyle 2 cümle ile yazınca çok basitmiş gibi görünsede bu süreç hergün saatler sürüyor. Ahh o saatlerde neler olmuyor ki:) 😦

(Buraya gülen yüzmü ağlayan yüzmü yakışıyor bilemedim ikisi ni de koydum!)

Manisa yollarında gecenin 2 sinde yükselen Ada nın çığlıkları, aparmant boşluğunda her gece biz burdayız diyen gürültümüz, babamızın tam 8 gündür omzuna Ada nın batteniyesini alıp hadi “atta” gidiyoruz kandırmacası ile yollara düşüşü, tüm bu süreçte sinirler gergin olduğu için baba ile annenin barut misali öften püften tartışmaları, karşılıklı suçlamaları… Ve bana bu yazıyı asıl yazdıran ise Ada karşısındaki acizliğimiz.

Şimdi tüm bu yazdığım 1 haftalık hastalık rutinimizin 1 gecesinde ben pusetin ayaklarını domestoslayarak eve aldım. Çünkü hava 2 gündür soğuktu ve zaten hasta olan Ada yı daha da hasta etmeyelim diye yollara düşürmek istemiyordum. Ada cık saat 23:00 gibi yine uyandı:( yine inatçı bir ağlama krizi ile.  ben hemen uyuma CD leri Lulabies lerden birini açtım. Holde Ada yı bir ileri bir geri pusetin içinde uyutmaya çalışıyorum. Ada avazı çıktığı kadar bağırarak ağlıyor. Baktım bir ara babamız salondan banyoya geçti, sonra son sesde çalışan saç  kurutma makinasının sesi geldi. Ada tık diye ağlamayı kesti. Babamız banyonun lambası kapalı bir şekilde kendini göstermeden elinde saç kurutma makinası  bekliyor. Banyo kapısından karanlıkta sadece saç kurutma makinası havada görünüyor. Ben de çıt yoktu ki. Birden o sinir stres içinde bir gülma krizi geldi halimize nasıl gülüyorum. Sessiz gülücem karnıma ağrılar giriyor. Koptum artık. Tabi biraz da metodun işe yaramasının ve Ada nın uyumuş olmasının mutluluğu var. Baktım eşim makinayı oracıkta bırakmış holde “horon” tepiyor:)  Bir haftalık hastalık sürecimizde Ada ya karşı acizliğimizi ve zaman zaman da komikliğimiz küçük hanımın uykuya dalabilmesi ile yaşadığımız anlık mutluluklarımız:)

 

ve son olarak bu akşam olanlar Ada bugü gündüz tek uyku yaptığından akşam 20:30 gibi uyuyacak planı ile kendimizi ve yemek saatlerimizi planladık. Çok şükürki Ada cığın ilk kez bugün keyfide yerinde idi. Az bir öksürük dışnda -ki bu hala Eda ablamızda bile var – mızmızlamaları gitmişti. Yemeklerini yemişti. Ada 20:30 da uyuyacak annede biraz soluk alacak daha dün gelen dekorasyon dergilerine bakacaktı. Amma hiç de öyle olmadı. Ada gözünden uyku aksada uyumayacağım  diye tutturu. Bir ar babası Eda ile Eda nın yatağında yattılar ADa ya bak evde herkes uyuyur imajı güya vereceğiz. Bende bir yerlere uzandım Adacım biz uyuyoruz dedim.Adacık bir ablasının odasına bir benim yanıma karanlıkta gidip gelmeye başladı baktı omuyor bunlar ciddi el çırpıp dans etmeye başladı. ben de işe yaramayınca ablası ile babasının yanına gidip el çırptı. Onlardan da ses çıkmayınca geldi  bana bir daha yılıştı. Eli ile pat pat kalk diye vurmaya başladı. Yine tık yok sonra yine ablası ile babasının başına gidip karanlıkta son zamanlardaki favori dansı “gangnam style” dansını yapmaya başladı ki işte o sırada hem Eda hem babaıs kopup gülmeye başladılar. Bundan sonra nasıl uyudu kısmına deyinmeyeceğim çünkü uzun hikaye ama en azından  gündür ilk kez  bugün şu saate kadar araba seromisine gerek kalmadan geldik.

Tabi bu arada  babamızla bu zaman içinde Eda nın da bebekliğini bol bol andık. Aynı anne babadan 2 kız çocuğunun farklılıkları o kadar aşikardı. Biz Eda da sadece 1 gece uykusu patladığı için arabaya binip sokak sokak gezip uyutma tecübesi yaşamıştık. Oysa Ada bu anlamda bize kök söktürtmeye başladı bile. İnşallah bu kadar ile kalır diyorum ve bu sabah yeni aydınlık bir haftaya sağlıkla başlamayı diliyorum…

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: