Ada Büyüyor….

Bugün işe otobüs ile geldim. Yolda boş olunca iphone uzun zamandır yapmadığım temizliği yapma fırsatı buldum. Notları temizlerken Ada nın ilk adımını 5 Eylül de attığını not ettiğimi gördüm bu notu aldığımı çok dan unutmuştum bile. Aynı yere tek başına kalkıp 5-6 adım attığı tarih olarak da 19 Eylül ü girmişim. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor. Biz ise Eda, eşim ve ben Ada daki günden güne değişiklikleri hayretle inceliyoruz. Bu ara koşuşturmadan foto ve not tutamıyorum.  Ada cık son bir haftadır pek bir çözüldü. Sabahları pıtır pıtır ablasının odasına gidip “Günayin” diyor:) Bu o kadar tatlı söylüyor ki ablamız mest. Ablamız bu ara hep bir mest zaten. Ada bu ara ablasına takmış durumda. Herşeyi onunla yapmak istiyor. EDa nın yanına gidip gel gel diyerek zorla elinden tutup kaldırıyor. Eda nın da bu kaçışlar çok işine yarıyor. Çünkü Ada nedense ablasının ödev saatinde, yemek saatinde, piano çalma saatinde zorla onu yerinden kaldırıyor. Eda nereye Ada oraya durumları bu aralar beni zorlar boyutlarda… Ama o kıkırdaşmalarını duymak herşeye değer. İki kızkardeşin tadına evcek varmaya başladık sanırım.

Hava durumuna göre bu hafta yağış geleceğinden ben de hafta başı evde olduğumdan son güzel havalar diyerek haftanın başında ADa yla hergün parka gittik. Ada parkın tadına iyice vardı. parkta kedi, köpek ve kuş kovalamayı çok seviyor. Parktaki kuşları görünce cik cik diyor.Ada kuşları gördün mü diye sordum hafta başında “Gördüm” diye cevap verince şaşırdım kaldım. Bu hafta konuşmamızda epey yol kat ettik sanki.

Bu arada hafta başı parktan sonra ablasına lorlu kek sürprizi yapmak için yürüyerek mandraya gittik. Tabi gidiş de geliş de öyle pek kolay olmadı. Ada yolda kendi başına yürümek elimi tutmamak için epey bir benimle savaştı. Dönüşte ise loru kimin taşıyacağı kavgası vardı. Yoğun israrından ve mızıklamasından sonra lor poşetini ona vermek zorunda kaldım. Poşeti yere sürüklüye sürüklüye taşıdı. Tam evin köşesine geldiğimizde yoorulduğunu  farkettim ve istersen bana ver dediğimide biraz önce direnen çocuk poşeti hemen bana uzattı. Belli ki çok yorulmuştu:) Bu aralar evde de birşeyleri taşıma çabası var. 5 kiloluk su bidonunu taşıyor. Mutfaktaki hazır sepeti taşıyor. ve en son da yeni minik sandalyesini taşımaya başladı.   Ayla Teyzemizin derin katkılarıyla Montessori felsefesine uygun mobilya siparişlerimizi verdik sonunda. İnşallah Aralık sonuna yetişecekler. Fakat ben zaman kaybetmek istemeğim için var olan bir sandalyeyi ve sehpayı Ada nın boyuna uygun halde kestirdim. Ayla Teyzemiz de boyalarını yeniletince bir masa takımına sahip olduk.  Ada 3 gündür masa ve sandalyeyi kullanmaya başladı. Sandalye büyükden bozma olduğundan fazla güvenli olmasa da bir büyük süpervizörlüğünde kullanabileceği nitelikte. Ada nın masa başında sandalye ye oturma çabaları pek bir görülmeye değer geri geri gidip sandalyeye oturmaya çalışıyor. Fakat her zaman poposunu denk getiremeyince pat diye yere çakılıyor. 2 günüdür bazı aktiviteleri ve atıştırma övünlerini bu masada yemeye başladı. 2 gece önce istediği üzerine bir kaba 3 parça muz koydum. Aslında yemeğini yeni yemişti ve yemeyeceğini düşündüm tabağı eline verip mutfaktan salona gitmesini ve masasında yemesini söyledim. Tabağı mutfağa kadar taşıdı. Sandalyesine oturmasında ve tabağı masaya koymasında yardım ettim. Muzların hepsini yedi ve 2-3 dakika sonra boş tabakla gelip tezgahın üzerinden yeniden muz istedi. Az koymak çok ile yaradı. Aynı düzenletma 3 kez gelip giderek orta boy bir muzu  tok olmasına rağmen yedi. Bu bizim için çok önemli çünkü Ada maelesef ablasının bebekliğinden farklı olarak i iştahlı bir çocuk değil.

Daha önceki yazılarımında mutlaka yazmışımdır. Ada nın nasılsın  ya da ne haber sorularına “iyi” diye cevap vermesine bayılıyoruz. Bu ara onunla gördüklerini anlatma çalışmaları yapıyoruz. Ada sen parkta neler yaptım kedi gördüm mü? “Gödü”

“Kaç tane kedi gördün*” “bi”  ve bu sorular devam ediyor kaçtane köpek gördün, kaç tane abi gördün, salıncakta nasıl sallandın? Kaç tane sorularının hepsinin cevabı tabiki fix”bi”…

Ada 2 gündür kakasını yaparken çömelerek yapmaya başladı. Ve kaka mı yaptın diye sorduğumuz da  ” bitti” diyor. Sanırım yakında söyleyecek. Geçen hafta Ada yı korkuları ile ilgili olarak Nagehan Büküşoğluna götürmüştük. Çok şükür ki o Ada  da bu korkularından dolayı korkulacak bir şey olmadığını sosyal gelişiminin oldukça önde gittiğini söylemişti. Ve Ada yı bir gelişim testine tuttu. Oradaki sorduğu sorulardan bazıları ile ilgili hiç tecrübemiz olmadığı için doğru cevap verememiştik. Bir tanesi “iple bir oyuncağını çekiyormuydu?” Biz Ada ya henüz böyle bir oyuncak almadığımızı farketip, dün, evdeki bir oyuncağa kurdele bağlayıp bu aktiviteyi yaptırtık. (Ferah Ablamız sağolsun) Ada bir kaç denemeden dolayı oyuncağı holde çekiyor hale geldi. Bir de sorulardan biri  “geri geri yürüyormu “muydu. Biz hayır cevabını vermiştik. Ada bu hafta sürekli geri geri yürümeye başladı.

Adacık bu ara öyle hızlı gelişiyorki…kitaplarla ilgilenmediğinden yakınıyorken şimdi kitapları ile resmen zaman geçiriyor. Hadi bir kitap seç gel dediğimizde alıp gelip yanımıza oturuyor. Daha önce ablasının ilk kitaplarından Havuç Tobi yi ona okumaya çalışmıştım. Hiç ilgilenmemişti. Dün akşam  kitap getirmesini söylediğimde bu kitabı getirdi. Ben de biraz kısaltarak kitabı okumaya başladım. tabi biraz da heyacanlı hale getirdim. Beni öyle dikkati dinledi ki  1 dakika olsa bile bence büyük bir aşamaydı…

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: