Aylık arşivler: Mart 2013

Minik Züfo…

Ev Halleri sabah sabah uykudan kalkan Ada yaramazlık peşinde….Kemalpaşa2

Reklamlar

Ada 18 Aylık-Duygu Kartları ve Hamur Oyunlarımız

Ara verince ne kadarda çok birikti yazacak. Bizim pıtırcık 18 aylık oldu. Gelişimsel özellikleri bu aralar öyle hızlı değişiyor ki. Hatta ben “Berbat 2” dönemine erken girdiğimizi bile düşünmeye başladım. Gerçi Ada bebeklikten belli etmişti kendini… pek de ablası gibi olmayacağını,  tutturan istediği  birşey için gerekirse yere yatacak kadar inat eden bir çocuk olacağını. Eda yı yetiştirirken istediği bir şeyi ona anlatıp hayır dediğimizde diretmez tutturmazdı. O zamanlar, anaokulu işlettiğimden o kadar çok küçük çocuk görüyordum ki annesi ile inatlaşan ve direten çocujkları gördüğümde, bazen onları kınar yetiştirme kaynaklı olduğunu düşünürdüm. Meğer ne yanlışmışım. Şİmdi iki çocuğu da ben yetiştiriyor olmama rağmen ikisininde bu yönden kara ve beyaz gibi zıt olduğunu söyleyebilirim. Ada bu ara herşeyi kendi yapmak istiyor yapamayınca da sinirleniyor. Dün akşam mama sandalyesinin kemerini takmaya çalışıyordu, bir-iki denedi olmadı sonra yapamıyor diye çok sinirlendi yardımda kabul etmiyor. “Ada, Ada” diye bağırıyor Ada yapacakmış. bu herşey böyle. yemek mi yedireceğim.. işaret parmağı ile masayı pat pat vuruyor. Buraya koy diyor bana arkasından da “Ada Ada” ….Ada kendi yiyecek.

Bu tatli cadı bütün bu inatlaşmalarının yanında epey de yol adı aslında. Artık minik sürahisinden kendi bardağına suyunu dökebiliyor. (Fotosunu en kısa zamanda çekip ekleyeceğim). 15-16 aylık gibi sürahiden su dökme etkiniğini bir kaç kez denemiştik ama  çok fazla başarılı olamamıştık. Fakat şimdi 10-15 gündür bu aktiviteyi çok güzel yapıyor Ada. Bu aralar en sevdiği oyun “Hamur oynamak ” diyebilirim. Ada ne yapalım dediğimde “amu” amu” diyor. Daha önceleri ne demek istediğini anlamıyorduk. Hatta bir keresinde yavrum anlamıyoruz diye beni ablasının odasına götürüp, ablasının hamurlarının olduğu dolabı açıp hamur rafını işaret etti. Hamur ile farklı şekillerde oynuyor olmakla beraber Ada nın ev sevdiği şekli, ona minik minik toplar yapmam ve onun da kıkır kıkır gülerek bu toplarla oynaması ve bozulunca da bana vermesi. “bi da”” diyerek yeniden top yapmamı istemesi. Son zamanlarda ise ben topları minik minik yuvarlıyorum o da matematik çubuklarına bu topları diziyor. Bu oyun çok hoşuna gidiyor.

Şarkı söylemeyi de çok seviyor Ada , ne dediği tam anlaşılamasa da şarkı söyle dediğimde “Bi daaa ” diyerek başlıyor. Tahminim büyük ihtimalle “Bir gün bir gün bir çocuk…” şarkısını söylemeye açlışıyor. Bu şarkıyı çok seviyor çünkü.

Dans hala en sevdiğimiz etkinliğimiz arasında günlük rutinimizde mutlaka dans var. Artık şarkı konusunda da çok seçici. Bu aralar yeni şarkılara pek açık değil. Mutlaka onun istediği çalacak yoksa çığlık çığlığa  bağırıyor.

Dün ilk kez ELC den aldığımız duygu kartları ile oynaya başladık. Ada çok ilgilendi. Yüzünü aynı resimdekiler gibi yapmaya çalıştı.

Dün ayrıca bir de kapakları ve kapları eşleştirme çalışması da yaptık ama. Kaplar sanırım bu çalışma içn pek uygun değildi. Yuvarlak boy boy kaplarla bu çalışmayı tekrar deneyeceğiz.

Ada artık bir çok kelimeyi  söyleyebiliyor aslında, gelişimini kayıt altına alayım diye kelimeleri yazayım dediğimde hangi kelimeyi yazacağımı bilemedim. Anne, abla, Eda, baba, dede, anneanne, Aylai abi, egmeh(ekmek), data (çatal), du(su), amu(hamur), dit (git), düşşü, (düştü), kalktı, gel, top, miyav, kuş, bi,… daha bir sürü kelime şuan ki kelime dağarcığımızı oluşturuyor. Bu ara nedense ağaç a takmış bir iki gündür hep bu kelimeyi söylüyor. Bu sabah üzerini değiştirirken rahat durmuyır diye, Ada sen akşam rüya gördün mü diye sordum. “gödüm” dedi. ne gördüm dedim “Abi” dedi. ne yaptın abi ile dedim. “Agac” dedi. Bir gün önce parkta ağaç üstüne bindirmiştim. Onu mu söylemeye çalıştı anlamadım. Ben agaçca mı bindin dediğimde her zaman olduğu gibi vurgulu bir şekilde “hııııı hıııı” diye onayladı. Bu onaylamayı öyle tatlı yapıyor ki. Parka gittin mi “hııı hııı”, salıncağa bindin mi “hıııı hıııı” …

Bir de bir kahkalarımız var bu aralar. Bütün sohbeti anlarmış gibi elini ağzına kapatarak kahkaha ile gülüyor.

Saklambaç hala en favori oyunumuz. Gözlerini eliyle kapatıp “Ada” diyor. Bu saklambaç oynamak istiyor demek. Ciddi ciddi de sobelemeyi de öğrendi. Bir de saklambaç sayesinde çocuk neredeyse saymayı öğrenecek minik desteklerle 5 e kadar epey bir gayret var. Genelde direk “bi, döt” diyor.

Takla atmayı öğrendiği günden beri  vay halimize sürekli takla atmak istiyor. Geçenlerde koltuğun tepesinde takla atmaya çalışırken havada yakaladım veleti, ben kızıp parmağımı sallayınca da geçmiş karşıma o da parmağını sallıyor. Ve sonrada gözümün içine baka baka aynı hareketi tekrarlamak  için koltuğa atlıyor.

Kemalpaşa Kemalpaşa1

Eda’nın 8. Doğum Günü

Bu yıl Eda diğer doğum günlerinden farklı olarak doğum gününü evde küçük bir kız arkadaşı grubu ile kutlamaya karar verdi.Katılımcı Listesini tamamen kendi belirledi. Son anda katılan bir misafir konuğumuz dahil 8 kişi idiler. Partimizin hafta sonu olması sebebiyle 2 Mart ta kutlayacak olmamızdan, 1 Mart ta da aile arasında küçük bir kutlama yaptık. Evimizin yakınındaki bir balıkçıda karşıladık Eda nın yeni yaşını. Eda bu sene doğru dürüst kimseye birşey ısmarlamadığından hediyelere çok sevindi. Restorana girdiğimiz andan itibaren pasta kısmını beklemeden önce anneannesini, sonra babaannesini kandırarak tek tek hediyeleri açmaya başladı. Bütün gece hediye açtı.Babası ile biz ise pasta sonrasına kadar hediyemizi vermeyip bekledik. Sonra ben Eda ya üzerinde not yazılı bir kağıt verdim. Bu kağıtta onu çok sevdiğimizi onun için herşeyin en iyisini istediğimi ve ona çok istediği birşeyi aldığımızı yazıyordu. Eda ipad yazısını okurken bayağı bir bocaladı. İnanamadı bir daha bir daha okudu. Sonra anlayamadı aldık mı alacakmıyız. Büyük bir şaşkınlık içinde Ipad ini aldı. Bu arada hoş bir anı olması için ADa o gün ablasının doğum gününe ablasının 1. Yaş Doğum Günü kıyafeti ile katıldı. Bu kıyafetin içinde sanki bizi 8 yıl geriye götürdü ve 1 yşındaki Eda ile 8 yaşındaki EDa oturuyor gibiydi. Ertesi gün asıl partimiz olacağından güne büyük bir heyecan ile başladık. Ayla teyzemizin günlerca hazırladığı pompom dekorlarımız zaten geceden asılmıştı. Eda bunları sabah kalktığında görünce çok mutlu oldu. Eda okula kulup çalışmasına gidince biz tüm hazırlıkları tamamladık. Salona küçük bir cafe oluşturduk. Daha önceden yaptırdığım büyük bir Parti afişimiz cafe mizi süsledi. Ayrıca kafe ye minik kafanıozlara şekerleme tarzı gerçek yiyecekler koyduk. Ferah ablamız kafe de kullanmak üzere temamıza uygun harika bir mutfak önlüğü dikti. Cafeye ayrıca Eda nın oyuncak kasasını, oyuncak fincan setlerini de koyduk. Burası parti sırasında evcilik oynamak için hazırdı artık. Pinyatamız da şimdilik kafede dekor yapmak üzere yerni aldı. Sonra mutfaktaki “Çay Parti masamızı” hazırlamaya koyulduk. Kızlara daha önceden aldığım şapkaları ve aksesuraları sandalyelerine astım. Aysun Teyzesini çeyiz porselenleri ise masamızda yerini aldılar. Bütün detaylar harika bir doğum günü partisi olacağını şimdiden gösteriyordu. Minik hanuımefendilere hediye etmek üzere şapka ve boyun aksesuarları dışında birer çanta, yelpaze ve file çoraplardan Ferah ablamızın diktiği eldivelerde sepetlere konarak hazırlandı.

Eda nın hiç bitmesini istemediği harika bir doğum günü partisi oldu. Tuana, Melisa, Selin ve Doğa’nın ilk andan itibaren hemen bir hanımefendi edasına bürünüvermeleri… Defne ile Ada nın gelir gelmez jimnastik çoraplarını giyerek biz sıkılırız jmnastik yapacağınız demelerine rağmen 10-15 dakika içinde onların da kendilerini partinin konsepti içinde buluvermeleri… Her doğum gününde foto çekmeyi çok seven ben için çocuklara poz verdirmenin zorluğunu yaşamama rağmen, bu kez çocukların objektif önüne geçme yarışları karşısında şoke oluşum… Partinin sonunda en iyi hanımefendiyi kızların seçeceğini söylemem üzerine Melisa’nın cafe nin kasasındaki sahte paraları kızlara rüşvet olarak dağıtması ve ben birinciliği garantiledim şakaları:)…,En iyi hanımefendiye karar vermeden önce hepsinin sıra ile podyumda gibi yürümesi ve diğerlerinin o sırada puanları vermesi. Puanların açıklanması sırasındaki heyecanları… Eda nın birinci, Melisa ‘nın 2. olması ve Kokoş yelpazeyi Melisa nın kazanması üzerine Tuana nın çok yerinde yorumu; ‘Bence çok adil bir yarışma oldu, hem EDa nın hem Melisa nın doğum günü ve ikisi kazandılar demesi”, Eda nın Cafe sinde sıra ile oynadıkları Cafe evcilik oyunu. (bu oyundan bu kadar zevk alacaklarını düşünmemiştim:) , Selin’in ve Melisa nın parti boyunca hanımefendi edasından hç çıkmamaları:)…Br grup cafe oyunu oynarken diğer grubun çılgınca dansları sırasında kimi fotolayacağını şaşıran ben… Tuana ve Selin’n koltuk tepelerindeki dansları… Sırasını 5 dakika önce sabırsızlıkla bekleyen Selin’e cafe oyunu sırası sende demem üzerine Selin’in “Rengarenk” şarkısı ile dans etmey bırakamayışı ve dansa devam etmesi…. Cafe de kızları fotolarken Doğa’nın benim az fotomu çektin diye bana sitem etmesi üzerine, onun yeniden fotolarını çekişim:)… Ve ve ve… diğerleri… Partinin sonunda keyifle kendi Çay Fincanlarını dizayn etmeleri ve Pinyata Patlatma ile son bulan bir Çay Partisi….

Eda büyük bir heyecanla günler önceden beklediği partisinde çok keyif aldı ve niye 3 saat sürdü keşke 5 saat olsaydı, çok çabuk bitti diye hayıflandı.

İŞte bizim keyifle geçirdiğimiz doğum günü kutlamalarımızdan kareler… Sevgiler

IMG_7468

DSC_1863

DSC_0195

DSC_0192 DSC_0189

001 Page1 (1) (1024x1024) (1024x1024)

001 Page1 (1) (1024x1024)

001 Page1 (2) (1024x1024)

001 Page1 (3) (1024x1024)

002 Page2 (1) (1024x1024)

002 Page2 (3) (1024x1024)

003 Page3 (1) (1024x1024)

003 Page3 (3) (1024x1024)

003 Page3 (3)

004 Page4 (1) (1024x1024)

004 Page4 (3) (1024x1024)

005 Page5 (1) (1024x1024)

005 Page5 (2) (1024x1024)

006 Page6 (1) (1024x1024)

007 Page7 (1) (1024x1024)

008 Page8 (1) (1024x1024)

Eda 8 Yaşında…Kızıma Mektup-1

Babam bana “Asi bu kız Asi” derdi. “Keçi gibi inatçı” olduğum için tatlı tatlı uğraşırdı benimle..

Evde son zamanlardaki halimize bakıyorum da bir “Asi” de bizim evde yetişiyor şimdi sanırım. Herşeyi bilen tatlı cadı…. inandığı bir şeyi yanlış olsa da savunmaktan asla dönemeyen “minik keçi”… ailenin hazır cevap makinesi… televizyon kuşu… pazarlık uzmanı… çikolata ve şeker canavarı… yaratıcı… serseri… komik… güzel… ve en önemlisi de KIYMETLİMİZ EDA 8 yaşında bugün…

8 yıllık tat, her anı başka tatlı minik Eda, herşeyi yapabileceğine inanan küçük inatçı kız..

Şimdi şöyle bir düşününce 2010 yılındaki kayak tatilimiz geliyor aklıma… Ilgaz Daglarında ilk kayakla tanışışın.5-5.5 yaşındaydın. Kaymaya başladığının daha 2. gününde lift ile kendi başına çıkacağım diye bizimle inatlaşman. “Yapcam ben çıkcam ya” diye, hem bana, hem babana kafa tutuşların. Sonra da ilk dakikada yere çuvallanman:)

Aynı gün, baby-lift öğle molasında iken, kaymaya devam etmek için ben çıkarım diye kayakları, sırtına alıp yürüyerek o yokuşu defalarca çıkman…

Kendine bu kadar güveniyor olman kimi zaman beni korkutuyor olsa da hoşuma gidiyor yine de…

8 Yıllık tat, her anı tatlı güzel Eda, sonsuz bir hayal gücüne sahip, yaratıcı kız…

Hazırladığın özel karışım parfümler, seramik eserlerin, 2-3 dakika da tamamlanan ve çok da güzel olan doğum günü tebrik kartları, okulda kurduğun dans grupları, öğretmenler günü için tasarladığın vazolar, ilkokul 1. sınıfta kurduğun grupla öğretmenlerini şaşırtman…Benim minik fikir makinam.

Aklıma Çakabey de iken öğretmeninin söylediği bir söz geliyor şimdi; “Eda birşeylere başka açıdan bakmaya o kadar alışmış ki… Arkadaşları sınıfa şeker dağıtıyor. Herkese şekeri yiyiyor, kağıdını atıyor. Eda şekeri yedikten sonra şeker kağıdına bakıp, bu kağıttan ben neler yaparım diye saymaya başlıyor ve atmıyor demişti. Ve senin bu hafta okuldan eve getirip,  anne  sınıfın çöpünden aldım dediğin geri dönüşüm malzemeleri geliyor aklıma. Anneciğim evde yeterince geri dönüşüm malzemesi var bunları niye getirdin dediğimde, olsun ben bunlarla birşeyler yapacağım deyişlerin.

8 Yıllık tat, her anı başka tatlı çok konuşan Eda, her söylenene bir cevabı olan hazır-cevap kız.

Bazen öyle yerlerde öyle şeyler söylüyorsun ki… babanda ben de inanamıyoruz senin hazır cevaplığına, ve olaylar arasında kurduğun bağlantılara.. Özgür amcanın çok sevdiği ve aramızda artık bir espri konusu olan “300-500”, babanın parlak şortunu görünce “baba bunu “İsmail Abi’ den mi ödünç aldın” deyişin üzerine babamla bizim kopmamız. Belki yıllar sonra espriyi kaçırma diye ayrıntı vereyim. Şu ara sadece Leyla ile Mecnun adlı bir diziyi izlemene izin veriyoruz. Diğer diziler sana yasak. Bu dizeye de bayılıyorsun. Yerlere yatıyorsun gülmekten. Kendinden geçiyorsun. Bu arada bu dizi babanın da en sevdiklerinden içinde küfür , kötü alışkanlık vs gibi konular barındırmadığından senin izlemene izin veriyoruz. Baban filmi akşamları senin için kaydediyor sen de okuldan dönüşlerde yarım saatlik TV hakkında bunu seyrediyorsun. İsmail abi parlak parlak takım elbiseler giyen bir dizi karakteri:)

8 Yıllık tat, her anı başka tatlı, oyun kuşu Eda, iki ara bir dereye evcilik oyunu sığdıran küçük kız;

Evcilik oynamayı, oyuncaklarını konuşturmayı öyle çok seviyorsun ki… Aslında çok hoşuma gidiyor bu yönün, hatta bazen öyle kendini kaptırıyorsun benimle konuştuğunu sanıyorum. Yok anne sana demedim, bebeklerimi konuşturuyorum diyorsun. Banyoların hala pazarlık konumuz;  uzun mu kısa mı olacak diye… İlk doğum gününde aldığımız  oyuncak küvetine sıgdırdığın bir sürü içi boşalmış, şampuan kutuları, minik sabunlar, süngerleri eskiyen diş fırçaların yıllardır en sevdiğin banyo oyuncakları … Genelde bu aralar banyoda iken bir TV programı sunuyorsun. Bu malzemeler ile birşeyler yapıyorsun bu bazen bir yiyecek, bazen bir aktivite oluyor. Sen spikerlik yapıyorsun . Ben banyo bitti dediğimde de 3-5 dakika direndikten sonra bir sonraki programda görüşmek üzere diyerek oyunu bitiriyorsun:)  Tabi sonra oyun odanda devam ediyor:) Ben saçını kurutmak için seni önüme oturtuyorum. Sen de ya bir çıkartmalı kitabını (İş bankasının çıkartmalı serileri en sevdiklerindi geçen sene hepsini bitirdin. Şimdi yine İş Bankası yeni bir seri çıkardı onlara başladın) ya da dolabından bir oyuncak kavanozunu alıyorsun. Ve başlıyorsun onlarla bir oyun kurup konuşturmaya… Bu aralar en sevdiğin oyuncakların Legolar, Lala Loopsy ler ve Poly pocket lar. Aaa tabi bir de yeni gözden Sylvian Families var. 8 yaşını bitirmiş olmana rağmen hala oyuncaklarla büyük bir heyecanla oynaman hiç şaşırtmıyor beni aslında. Çünkü ben de ortaokula kadar oyuncaklarımla öyle çok oynadım ki,  bazen kendimi buluyorum senin oyunlarında….

8 Yıllık tat , her anı başka tatlı  pastacı olma heveslisi EDA…

Sana bir kaç yıl öncesine kadar ne olacaksın diye sorduğumuzda genelde Veteriner diye cevaplardın. Ama ne zaman pastalarını Selda Teyzen den almaya başladık. Onun pastalarına büyük bir hayranlık duymaya başladın. ve uzun bir süredir hep Pastacı olmak istediğini söylüyorsun. Zaman Zaman hala tam karar veremediğin  Pastacı dükkanı ismi üzerine kafa yoruyorsun. Bana fikirlerimi soruyorsun. Bazen yakın arkdaşlarınla ortak olacağını söylüyorsun. Hatta mutfakta bir kek, kurabiye gibi birşey yaptıktan sonra da anne galiba ben iyi bir pastacı olacağım diye böbürleniyorsun. 2 gün önce saat tam 18:30 baban gelmek üzere mutfakta yemek hazırlama telaşındayım. Nasıl geçti ise eline bir tarif kitabı geçmiş ve tutturdurn ben şimdi kurabiye yapacağım diye. Annecim bak şimdi olmaz Ferah Ablam da evden çıkmak üzere desem de seni ikna edemedim. Söz veriyorum hiç yaymayacağım hepsini toplayacağım dedin ve başladın kurabiye yapmaya gerçekten de en son bir hamle hamuru karıştırmana yardım etmem dışında herşeyi kendin yaptın. Tabi sağolsun Ferha Ablan da çıkmadan bir iki yuvarlama da o yaparak tepsiye dizmen de biraz destek oldu. Ertesi gün kurabiyeleri kulup çalışmanda arkadaşların ile paylaştın…

 

8 Yıllık tat, her anı başka tatlı,  küçücük yüreğine kocaman bir  KARDEŞ SEVGİSİ sıgdıran  minik abla;

Seninle öyle çok gurur duyuyorum ki küçük kızım. Kardeşini bu kadar sevdiğin için, ona böyle güzel bir abla olabildiğin için…Kardeşinin senden aldığı anneyle ve babayla geçirdiğin zamanları büyük bir olgunlukla karşıladığın için..

Siz bizim en büyük gururumuzsunuz, mutluluğumuzsunuz, Ada nın “aba, abaciim” diye sana seslenişleri sen yemek yerken senin elinden tutup sürekli “geh geh” diye seni bir türlü rahat bırakmaması… Senin her seferinde ona karşı koyamayıp “geliyorum ablacım” deyişin.   Aranızda bir gülmece konusu olan , Ada nın “kadeşimm” diye sana sarılışı. Sen onunla evcilik oynarken senin sözünden asla çıkmayışı, ne dersen yapması, evde tekrar tekrar oynadığınız timsah yürüyüşünüz, “gangnam style” ile akşam danslarınız. Ada ile oynadığın defilecilik oyunu ile Ada yı kılıktan kılığa sokman ve onun  sana “gık” bile demeden ne yaparsan yap, kıkır kıkır gülmesi…

Ve benim senin bu doğum gününde tek dileğim evimizdeki bu kıkırdamaların, gülüşlerin hiç eksilmemesi, sağlıkla, mutlulukla hep beraber  daha nice güzel yaşlarına…

8 YILLIK TAT, HER ANINA HER HALİNE DOYULMAZ  EDA, seni çok seviyorum…

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."