Aylık arşivler: Eylül 2013

Sök Tak Oyuncağımızla Oynuyoruz…

Çek Tak Oyuncaklar: Ada nın rafında uzun zamandır duran oyuncaklardan biride bu halkalar. Ada bu oyuncağı genelde hep yarım bırakırdı. Ve hepsini geçirip tamamladığı hiç olmamıştı. Fakat geçen hafta 2 gün üst üste defalarca bu oyuncağı ile oynadı ve her seferinde tamamladı. Aslında şimdiki akllım olsa böyle bir oyuncağı ilk aşama olarak aynı boyuttaki halkalar şekline olanını alırdım. Halkaların büyüklüğü şuan onun için çok önemli değil. Bende hazır bulunuşluğunu artırmak içi her seferinde oyuncağı Ada nın oyun halısı üzerine küçükten büyüğe doğru sıralayarak bırakıyorum. Ve elime her bir parçayı alıp, elimle dokunup, kavrayıp, hımm bu büyük, hımm bu küçük diyerek kendi kendime yorumlarda bulunuyorum. Hatta Eda evde olduğu zamanlar bana çok gülüyor. Anne ne yapıyorsun diyor:)

Aslında çok daha küçük yaş grubunda önerilen bu oyuncağı biz neredeyse 1 yıldır evimizde tutuyorduk fakat Ada 2 haftadır bu oyuncakla etkin oynuyor:)

eos400_0316 eos400_0317 eos400_0326 eos400_0328 eos400_0329

Reklamlar

Meyve Baskısı…

Bu aralar baskılardan gidiyoruz. Ama bu gerçekten zevkli bir çalışma oldu. Yaz başından beri Ada ile  yavaş yavaş renkleri çalışmaya başlamıştık. Ada  şimdilik kırmızı, mavi ve sarı yı tanıyor. Ama bazen hala  yanlış cevap da verebiliyor:) Maviyi pek çuvallama ihtimali yok çünkü ilk öğrendi isim rengi mavi. Bu yüzden ne renk sorusunu genel cevabı “mavi” oluyor:)

Bugün 17:00 işten sonra Eda yı alıp eve geldim. Eda haftasonu olduğı  için en büyük lüksü olarak hemen TV başına geçti. Ben allahtan yemeğim dünden hazır olduğu için Ada ile oyuna koyuldum. Önce biraz saklambaç oynadık (hala Ada yı en mutlu eden oyunlardan). Sonra  holde top kovalamaca gibi çok da bir anlamı olmayan aksiyonlu ” ay ben tuttum” hadi ADA topu sen yakala ”  vs şekline koşmacalı oyunlar oynadık. Ada kıkır kıkır gülmekten neredeyse katıldı oynarken. Sonra gecen hafta kurduğumuz Eda nın evinin içinde biraz bebekleri ile “miş” li oyunlardan oynadık. Şakadan bebeğini yedirdik. Şakadan onu uyuttuk vs.

Eda Tv saati bitince odasında Şirinler oyuncaklarının başına geçip oyun  oynamaya başladı. Ama tabii ADa onu rahat bırakmadı. Başladılar didişmeye! Ben de bu sırada yemekleri ısıtıp, masayı akşam yemeğine hazırlama çabasındayım. En sonunda Eda Ada yı kucakladığı gibi odasından  kapı dışarı etti. Ada ağlıyor. Oyy tam kriz halleri. Ada hadi gel  seninle boya yapalım dedim ve hoop aklıma bir süre önce  bir siteden gördüğüm meyve baskıları geldi. Hemen evde olanlarla yetinip, bir kabak, bir limon ve elma aldım. Ve bu meyvelerin renginde akrilik boyaları çıkardım. Önce sanat aktivitemizi küçük bir eşleştirme oyunu ile başlattım. Elmayı elime alıp Ada cım sence bu boyalardan hangisinin rengine benziyor? Kırmızıya mı, sarıya mı, yeşile mi? Ada bütün meyveleri ve renkleri doğru bir şekilde eşleştirdi. Her eşleştirdiği renkle meyveyi boyayıp (fırça ya da sünger ile. ben ikisini de koydum Ada da ikisini de kullandı) kağıda baskı yapmayı ona gösterdim. Sonra Ada da aynısını yaptı. Bence oldukça keyifli bir çalışma oldu. Biz bunu zaman zaman tekrarlayacağız renkleri çalışırken. Tabii meyve sayımızı arttırarak. eos400_0344  eos400_0346 eos400_0347 eos400_0348   eos400_0355 eos400_0356 eos400_0358 eos400_0359 eos400_0363 eos400_0365

Ah o parmaklar…

Ada dogduğundan beri parmaklarını emiyor. Sol el işaret parmağı ve orta parmak. İLk zamanlar doktorumuzun 7 ay civarı bırakır demesiyle hiçde üzerinde durmadık. Fakat 7 ay oldu, 12 ay oldu hiç birşey değişmedi. Hatta tamda tersine Ada elini artan bir ivme ile emmeye devam etti. Ada 14 aylık iken fikrine çok güvendiğim bir çocuk psikoloğuna gittik. O da parmak emmesini hiç önemsemedi ve kaç yaşına kadar emebilirki ilkokulda bırakır diyerek bizi o an için rahatlattı. Taa bu yaza kadar ben de kim nederse desin üstünde durmadım. Zaten okuduğum tüm kaynaklar ve araştırmalarda bizim dr lerle paralel düşünüyorlardı. Fakat son zamanlarda çevrenin “Kız çıkar elini” , “sen hala parmak mı emiyorsunvs” gibi gereksiz yorumları çocuğu dahada perçinledi ve Ada da parmak emme zirve yaptı. Yazın Çeşme deki acı oje ve bant sarma çalışmalarımızda çevrenin gereksiz yerde yorumlarıyla  başarısızlığa uğradı. Ve nihayet İzmir e döndük,  yalnızız. 3 gün önce  (bu gece 4. gecemiz)  Ada nın parmaklarını yine bantladım. Ve onunla konuştum. Ona yardımcı olacağımı parmak emmek isterse benden badem, fındık ya da kurabiye isteyebileceğini söyledim. İsterse Ada nın bunu başarabileceğini anlattım. Şİmdilik gündüzleri gayet iyiyiz. Fakat geceleri küçük çapta bir kriz yaşıyorduk ki bugün uzun süre uykuya dalamaması dışında sessiz ve ağlamasız, stressiz bir şekilde uyuduk. Ada nın bu enerjisinden dolayı ben de şuan biraz daha iyiyim. Yoksa o üzüldükçe ben 2 kat daha üzülüyordum ve moral bozukluğundan inanılmaz keyifsizdim. Her nekadar bunların çok da önemli şeyler olmadığını , bilsemde, yeterki kızlarım sağlıklı olsunlar ve derdimiz parmak emmek olsun desemde, bu yaz Çeşme de hissettiğim o ki Ada büyüdükçe hiç üstlerine vazife olmasa da çevreni gereksiz yorumları ve müdahalesi  hem onu hem benin rahatsız edecek . İşte bu yüzden ta derinden diliyorum ki; inşallah  bu girilşimimiz başarılı sonuçlanır ve Ada yı parmak emmekten sorunsuz ve problemsiz bir şekilde kurtarırız.

HADİ ADA BAŞARABİLİRSİN KÜÇÜK KUZUM!

Sünger Baskı…

Dün iş çıkışı Eda yı ve arkadaşı Melisa yı alıp eve gittim. Eda ve Melisa beraber çok keyifli zaman geçirdiler. Ama Ada tam anlamıyla delirdi. Çünkü kızlar onu odalarına almak istemediler. Ada çığlık çığlığa!  Ada ya onları rahat bıraksın diye çikolatalı waffel bile yaptım, ama yok..

Sonra baktım Ada oyalanmıyor, hemen bir sünger baskı etkinliği hazırladım. Aslında sünger baskı şimdiye kadar çok yaptığımız bir çalşma ama. Bu sefer sünger parçalarını mandalın ucuna taktım. (benim fikrim değil bir blogda görmüştüm). böyle daha zevkli ve keyifli oldu. Ada 3-5 dakika da olsa zevkle yaptı. Ama daha ilgi süresi o kadar kısa ki etkinliği hazırlamak Ada nın uygulama süresinden daha uzun sürüyor.

Yine bunu gördüğüm blogda masayı gazete kaplaması fikri hoşuma gitti. Ben de bu etkinlik için masaya bir pelur kağıt koyup kaymaması için yanlardan bantladım. Böylece ortalık fazla kirlenmemiş oldu.

IMG_0962 IMG_0963 IMG_0964  IMG_0972 IMG_0973

Beklemeden Yaşamak…

Bu yaza bizim evde damgasını vuran iki müzik albumünden daha öncede bahsetmiştim. Sertap ve Candan .  Bu yaz başı ikisini de aynı anda aldım. Ve 2 albümü de ailecek hasta olduk. Kızlarım zaten Sertab hastası idiler. İkisi de neredeyese hem “Rengarenk” hem de “Sade” albümüdeki tüm şarkıların  sözlerini ezbere biliyorlar dersem pek de abartı olmaz.

Hatta Çeşme’ de bir gün arabada Eda ben ve Ada giderken Ada “Edo, Edo” diye birşeyler söylemeye çalışıyor. “Eda” mı diyorsun diyorum. Bağırıyor. Ekmek mi istiyorsun vs bir sürü şeyi saydık ve en sonunda Ada delirdi.  ÇOk sinirlendi. ve sonunda ablası çözdü. Anne Sertab ın “Ego” şarkısını istiyor.

 

Bazen de oyun oynarken kendş kendine “Öyle de güzel böyle de güzeellll” diye şarkıyı mırıldanıyor:)

Ve biz iki albümü de satır satır ezberleyerek döndük İzmir e. 2 haftadır benim düzenli iş sezonu açıldı. Eda yı okula bıraktıktan sonra Turgutlu ya işe . Ve yolda en büyük keyfim müziği sonuna kadar açıp Candan ın albumundeki bana dokunan bir kaç parçayı defalarca dinlemek. Bunların en başta geleni de “Beklemeden” söz ve müzik Candan Erçetin e ait. Bugün bu şarkıyı 4 kez dinleyerek işe geldim.

Bence Candan bu şarkıda herşeyi çözmüş. Öyle bir sürü  Kişisel gelişim kitabını da boşuna okumaya gerek yok:) Keza benim okuduğum “Secret” den tut da “Ferrari’sini Satan Bilge” ye kadar hepsinin özeti bu şarkıda… Çok içime dokunan bir şarkıya blogumda yer vermeden edemedim.

Sevdin mi beklemeden seveceksin
Beni sevmiyor diye üzülmeyeceksin
Verdin mi hesap tutmadan vereceksin …
Geri alır mıyım diye düşünmeyeceksin
Gittin mi beklemeden gideceksin
Bitmiş bir aşkı ihanetle sürdürmeyeceksin
Geldin mi özlediğin için geleceksin
Özlenmediysen eğer gücenmeyeceksin
İşte ancak o zaman anlamlıdır yaşamak
Çünkü bir tek o zaman mutlu olacaksın
Ancak o zaman anlamlıdır ölmek
Çünkü bir tek o zaman özgür olacaksın
Yaşadın mı beklemeden yaşayacaksın
Bugünü kenara itip yarına bakmayacaksın
Ağladın mı saklanmadan ağlayacaksın
Aleyhime döner diye rol yapmayacaksın
Bağlandın mı beklemeden bağlanacaksın
Sevdiğinden acısını çıkarmayacaksın
Yalvardın mı ta gönülden yalvaracaksın
Reddedilir miyim diye sevmekten korkmayacaksın

Ada 2 Oldu…Kurabiye Canavarı ve Elmo’lu Kutlama

Ada nın doğum gününe 1 hafta kaladan beri her akşan yatmadan önce onu doğumgününe hazırlamaya çalışıyorum. Yatacağız kalkacağız, yatacağız kalkacağız Ada nın doğumgünü olacak. Anneanne gelecek babaanne gelecek, dede, Melis, teyze, hala, Demir Abi herkes gelecek. Ada nın kocaman bir doğum günü pastası olacak. Pasta nın üzerinde 2 tane mum olacak . Ada 2 tane mum üfleyecek. 1,2. Sonra herkes Ada yı  alkışlayacak. İyi ki doğdun ADA, iyiki doğdun ADa… diyecekler. Sonra Ada ya soracaklar “Ada sen kaç oldun?” Ada’nınn cevabı “5” . Anneciğim 5 olmadın 2 oldun. (Parmaklarla gösterilir. 1,2). Sonra aynı seremoni hergün tekrarlanır. Doğum gününe 2 gün kala aynı uyku öncesi anlatımdan sonra Ada sen kaç oldun “3” . Anneciğim 3 olmadın 2 oldun. Neyse en azından “2” ye +1 sapma ile yaklaştık. Enteresan olan 1 yaşında bile kaç yaşındasın dediğimizde “1” diyen Ada, “2” yi bir türlü benimsemedi:) Ada “3” dese de  geçtiğimiz Pazar günü  aile arasında küçük bir kutlama ile 2 yaşına girdi. Ada  sabah 08:30 da kalktı. Eda ile önceden planladığımız gibi ona 1 taç ve pelerin hazırladık. Babamızı da kaldırdık. Ada yı salonun ortasına küçük bir sandalyeye oturttuk. Tacı ve pelerini taktık. Müziği açtık. Eda ile beraber bizim evin klasikleşen “Bugün senin doğum günün” şarkısı ile Ada nın çevresinde dans etmeye başladık. Sözler şöyle; “Bugün senin doğum günün bilmeni isteriz. Kraliçesi sensin günün dile istediğini, senin için dans ediyoruz ve dönüyoruz. Ve kraliçenin önünde diz çekiyoruz. Ve Ada nın önünde diz çöküp ona dilekte bulunmasını istedik” Ada nın dileği “bi da” ! Anlaşılan Ada bu seremoniyi beğendi ve bize bir daha dans ettirdi. Tabi babasının dediği gibi Ada doğum günü sabahı kraliçe gibi uyandırılınca bütün bir gün şımarıklık tavan vaziyette mızmızlık yaptı. Ama ne mutlu ki doğum günü sırasında bu kaprisi üzerinden çabuk attı ve doğum gününün tadını doyasıya çıkardı. Doğum Günümüzden kısa anılar;

Temamız haftalar önceden ablamız tarafından Elmo ve Kurabiye Canavarı olarak belirlenmişti bile. Çünkü Ada nın tek bildiği karakter Elmo ve aynı zamanda izlediği tek TV programı. O da çok müzikli olduğu için seviyor. Genelde ayakta ve dans ederek izliyor Elmo yu. Hata bu yaz yazlıkta ona tavşan alacağımızı söylediğimizde Adı ne olsun dediğimiz de “Elmoo” diye bağırmıştı. Ben bu sene bir tema düşünmediğimden başta Eda nın fikrine soğuk baksam da iyi ki Eda böyle düşünmüş diyorum. Çünkü hem Ada çok sevindi. Hem de Elmo ve Kurabiye canavarı bütün yaz İkea tarçınlı kurabiye kutusunu işaret edip “anne kuabi, lütfen küçücük” diye istek de bulan evimizin minik kurabiye canavarına cuk diye oturdu.

Eda doğum günümüze 2 gün kala anne sizin hiç vicdanınız sizlamıyor mu. Kardeşimin doğum gününe 2 gün kaldı ve daha hiç bir şey yapmadınız mı deyince, anne 2 gün içinde 1 el yapımı banner, 1 küçük poster, 1-2 muffin süsü, ve hediyelik Eda ve Ada nın fotolarından oluşan bir  çerçeve hazırladı. Çok kapsamlı olmasa da sade keyifli  güzel bir doğum günü kutlaması oldu.

Ada  bu arada doğum günü boyunca “iyi ki doğdun pasta” dedi durdu. Ada pasta ya “iyi ki doğdun pasta” diyor:) Bütün yaz Özsüt e oturduğumzda ne yiyeceksin diye sorduğumuzda “iyi ki doğdun pasta” dedi. Ya da bir pasta görsün “iyi ki doğdun pasta” diyor. Doğum gününde de ne yiyorsun diye sorduğumuzda cevap “iyi ki doğdun pasta!”

Ada pastasında ki mumları defalarca üfledi. Pasttasını dakikalarca inceledi. Ablası ile beraber pastayı kestiler. Şeker hamuru yediler. Sonra ablası Ada ya hediyesini verdi. Elmo Seti. Kitap ve 10 CD den oluşan Elmo setini DR da görünce Eda çok sevinmişti ve hemen kardeşine almıştı.

Ada hediyelerini “benim hediyem “benim hediyem” diyerek keyifle açtı.  Hatta ferah Ablasının telefonu Julia telefonun paketini ablası açınca bir ara kıyamet koptu “benim hediyem açma diye” Şimdi evde hala doğum günü hediyeleri ile oynarken “benim hediyem” diye dolanıyor.

Ada nın doğum günü kostümüne gelince üstünün işlemesi yine her zamanki gibi Ferah Ablamıza ait. Etek ve genel aksesuarı da ben yaptım. Çok cici bir kostüm oldu. Doğum günlerinde kızlara tütü giydirmeyi seviyorum. Fotolarda çok hoş görünüyor.

Doğum günü gecesi Ada yatağa yattığında çok yorgundu. Sıcak bir banyo sonrası nerediyse uyudu uyuyacak derken bir kaç kez gözünü açıp; “Anne ben iyiki doğdun pasta kestim”, sonra tekrar yatıp bir süre sonra tekrar kalkıp “Anne Melis geldi” bir süre sonra, “Anne ben mum üfledim”  gibi yorumlarla defalarca yatağın ortasına oturdu. Kuzucum belliki günü çok yoğun yaşamış ve mutlu olmuş. Günün heyecanından bir süre yorgun olmasına rağmen uyuyamadı.

Evimizin kıvırcık kızı (bu ara saçlar kıvır kıvır:)  küçük Ada mız bu heyacanın ve mutluluğun hep sürsün  küçük kızım. Sağlıklı ve beraber nice kutlamalarımıza. SENİ ÇOK SEVİYORUM…

AUGUST130550 AUGUST130551 AUGUST130555 12079_10151868887802360_1048435040_n 15988_10151868887512360_655065546_n 529169_10151868889537360_1280417056_n 530544_10151868887697360_1582022537_n 532131_10151868888062360_1741265786_n 547487_10151868889352360_2106148563_n 581837_10151868889452360_1676859083_n 993732_10151868888562360_568805486_n 999221_10151868889137360_933240364_n 1229849_10151868888497360_622932950_n 1236028_10151868889642360_1246926965_n 1236708_10151868888407360_1536648144_n 1237181_10151868887742360_409164303_n 1240243_10151868888647360_1903984514_n 1240317_10151868889712360_927439915_n

Açık Hava Sinema Keyfimiz…

Bu yaz iki çocukla her daim  dışarıda bir program yapmak zor olunca biz de bahçede bol bol sineme keyfi yaptık. Eda bu düzene bayıldı. Hatta bir iki seferden sonra Ada bile  eğlendi:))001 invite (1) 001 Page1 (1) 002 Page2 (1) 003 Page3 (1) 004 Page4 (1) 005 Page5 (1) 006 Page6 (1) 007 Page7 (1) 008 Page8 (1)

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."