Brezilya-Arjantin Gezi Notları-2. Gün Sao Paulo

bütün notlarımı kaza eseri silince ancak yayınlıyorum:) gecikmeli… ama eski tarih girerek:)

13.5 saat süren yolculuğumuzun ardından Brezilya saati ile 19:00 gibi uçaktan indik. Brezilya ile Türkiye arasında 4 saat fark var. Bavulları bekleme, havaalanından otele transferimiz vs derken 22:00 gibi oteldeydik. Günümüz otel odasında son buldu.

17 Kasım 2013

Sabah saat 07:00 de uyandırma ile kalktık.  Otelimizin yeri çok güzel . İsmi  Renaissance Sao Paulo Marriott Hotel.

Oteli çok beğendim. Yataklar bir harikaydı. Kahvaltı da aynı şekilde çok çeşitliydi. Güne mis gibi sebzeli bir omlet ve Tropikal Brezilya meyveleri ile başladım. Meyvelerden yemeğe doyamadım. 2 tabak yedim. Saat 09:00 da  Sao Paulo şehir turumuza başladık.

Tur Boyunca, rehberimizin otobüs sohbeti sırasında Brezilya ve Sao Paulo ile ilgiliepey bir bilgi sahibi oldum;

Ögrendiklerim

Bio-yakıt

Brezilya’da  tüm araçlar bio yakıt uyumlu üretiliyor. Ülkede araçlar için benzin neredeyse kullanılmıyor. Şeker kamışından elde ettikleri  Etanolü kullanıyorlar.  Bü yüzden burada yakıt çok ucuz. Taşıtların hepsi,  hem benzin hem bio yakıt uyumlu olarak üretiliyor. Birisi bitmeden üzerine diğerini ekliyebiliyorsun. İki yakıtla da çalışıyor. Etanol’un fiyatı 1 dolar/lt.

Ülkede yakıt fiyatı devlet tarafından kontrol ediliyor.  Etanol’ün fiyatının benzin fiyatının %70 ini aşmasına izin verilmiyor. Etanol’ü istedikleri kadar üretiyorlar. Fakat ihraç edemiyorlar. Çünkü üretilen etanolün 3 gün içerisinde kullanılması gerekiyor.

300 dolar asgari ücret alıyorlar. Sokakta yaşayan, yatan evsiz insan çok fazla. Caddelerde her yerde evsizleri görmek olagan. Sao Paulo da kartonların üzerine yatan, evsizler görmek bu şehirle ilgili aklımda kalanlardan maelesefL

Burası Portekiz sömürgesi bir ülke. Burada beyaz insan da görmek mümkün zenci de , melez de. İngiliz, İspanyol ve Portekizli çok fazla var. Hatta bizim rehberimiz Rafael’de İtalyan kökenli ama Brezilya lı idi.  Sadece Sao Paulo da 4 milyon İtalyan var. 1.2 milyon Japon var. Sao Paulo nun nüfusu ise 13 milyon.   Japon Brezilya da önemli bir populasyona sahip olduğu için her yerde Sushi restoranı görmek mümkün.

Brezilyanın resmi dili Portekizce.

Merhaba:”Oi”  Günaydın “Bonjiya” demek.

Altın: şuan sadece lokal altın var. Altın bitmiş. Altının dönemi 100 sene , kahve  100 sene şimdi kahve dönemi. Kahve daha karlı.Altın nehirden çıkıyormuş. İngilizler ve Fransızlar  Portekizliler den altını alıp ülkelerinde,   insanları günde 17-18 saat çalıştırmışlar. Bu iki ülkede bu sayede Endüstri devrimini gerçekleştirmişler.

Burası Portekiz sömürgesi iken  şeker kamışı tarlalarından çalıştırmak için önce Afrikalılar buraya gelmiş.  Afrikalılara esir muamelesi yapmışlar ve kahve ve altın işinde çalıştırmışlar.  1888 yılından sonra Afrikalılar gelmemiş ve esir olayı bitmiş . O zaman da İtalya dan  işçi getirmişler. Ama buradaki yaşayanlar onlara da esir muameleri yapmışlar. Bunun üzerine Avrupa buraya serbest pasaport verme imkanına son vermiş. O zaman da çalıştırmak için Japonları getirmeye başlamışlar. Fakat Japonlara da yine esir muamelesi  yapmışlar. 1954 de büyük kriz zamanı kahve işi sekteye uğrayınca Japonlar da esirlik muamelesinden çıkmışlar.

Brezilya’nın 200 milyon nüfusu var.  27 eyaletten oluşuyor. 5500 yerleşim yeri var. 27 eyaletin yerel yönetimi var ve 5500 tane de belediyelikleri var.

Sadece Sao Paulo eyaletinde  600 şehir ve 44 milyon kişi yaşıyor.  Sao Paulo şehrinde ise 11 Milyon bölge ile beraber ise 23 Milyon kişi yaşıyor.

Sao Paulo da 23 Milyon nüfuslu bölgede  7 Milyon araba var. Ülkenin bütün ana yolları Sao Paulo dan geçiyor.

72 farklı ülkeden göçmen var. En büyük göçmen grubu Portekizce konuşan Afrikalılar ve Bolivyalılar.

Büyükbaş hayvancılık çok fazla bu yüzden et çok bol ve ucuz. Etin lezzeti ise dinlendirime şeklinden geliyor.

Genel olarak halk hristiyan Roma katoliği.  Bu yüzden her yere azizlerin ismi verilmiş. Şehrin ismi de San Paulo yine bir aziz ismi. Bu aziz Tarsus da doğmuş.

Evsizler

Şehir merkezinde 10000 evsiz var. İlçeleri ile birlikte bütün Sao Paulo bölgesinde ise  30000 evsiz yaşıyor.

Arjantin-Brezilya

Bu iki ülke hep bir rekabet halinde.  Her konuda aralarında yarış var. Tarihte ise bir kez müttefik olmuşlar. O da Paraguay Savaşında.

Paraguay Savaşı

Paraguay  1800 lü yıllarda güney Amerika daki  tek endüristlerşmiş ülkeymiş.  Denize çıkışı olmadığından denize ulaşabilmek için, Brezilya ve Arjantinê savaş açmış. 1865 de başlayan savaş 6 yıl sürmüş ve 1871 de bitmiş.

Gördüklerim;

İlk Durağımız bir antika pazarıydı. Burada yarım saat kadar zaman geçirdik. Turda henüz kimseyi tanımıyorum. İlk tanıştığım kişi ise sanırım Kamil Bey oldu. Kamil Bey antikacılardan birinde gördüğü şapkayı takıp fotograf çekmemi istedi. Sonra da ablama bir şapka taktı ve beraber fotolarını çektim. Herşey 1-2 dakika içnde geçiyordu. Sonra ben de foto istedim. Biz tüm bu olanlar sırasında tezgahtar bayanın bize çok sinirlendiğini kaçırdık. Çünkü şapkalar izinsiz alınmıştı. Kadın çok tepki verince, Kamil bey sor neyse parası alalım dediJ ben de sordum. Türk parasını çevirdiğimizde bir hasır şapkanın fiyatı 300 TL gibi bir şey yapıyorduJ Çok pahalı gelince herkes kadının söylenmeleri eşliğinde tezgahtan yürüdü. Kadın söylenmeye devam edince Kamil Bey cebinden 1 TL çıkarıp kadına al al ne söyleniyorsun dediL Ben hemen oradan yok oldumJJ

Sonra ablamla yağmura rağmen hemen karşıdaki el işleri pazarına geçtik. Buradan kendime 2 küpe aldım. Son aldığım küpe, kolye ve Melis e aldığımız küpe nin parası ben verdim dedim. Tezgahtar vermedin dedi. Ben Brezilya da hırsızlık olaylarına karşı öyle bir ön yargılıyım ki bir ara ablama “Allah abla sanırım dakka bir gol bir dolandırlıdık dedim” Fakat maelesef adamın haklı olduğunu öğrenince kendimden çok utandım. Ama adam bir kelime bile ingilizce bilmeyince anlaşıncaya kadar o yağmurda sırtımdan ter geldi diyebilirim.

İlk Durağımız Katedral

Sao Paulo Katedrali

Bu katedral, şehrin en geniş kilisesidir. 111 metre uzunluğunda, 46 metre genişliğindeki katedrali 17. yüzyılda  Portekizliler inşa etmiştir.
İçeride Pazar  ayini vardı. Bir süre ayini izleme şansımız oldu. Kimseyi rahatsız etmeden birkaç foto çekip, buradan ayrıldık.

Luz Tren İstasyonu

1900 lü yıllarda yapılmış bir tren istasyonu. O yıllarda bu tren kahve ticareti için çok önemliymiş.  1901 de hizmete açılan  bu garın çelik konstriksüyonları  İngiltere den gelmiş.  Şimdi ise içinde bir takım sanatsal etkinlikler yapılıyor.Turistik bir mekan.

Mercado Municipal Pazarı

2 katlı ünlü bir yiyecek pazarı. Burada tropikal meyveler çeşit çeşit. Gözünüzü alamıyorsunuz.  Her yer de tuzlanmış balık paketlerde satılıyor. Biz burada geleneksel yemekleriinden biri olan Pasto yedik. Ben yanında Brezilya birası içtim. Biralar çok hafif. Tam benlik çok güzeller. Buradan bira alıp eve götürmeliyimJ

Pazarda meyvelerin yanı sıra her yerde paket paket tuzlanmış balıklar var. Çok fazla Tuzlanmış balık tüketiyorlar. Meyvelerin fiyatları hiç de ucuz değil hatta oldukça pahalı. Ama buna rağmen satıcılar çok misafir sefer hepsi hemen meyvelerden buyur edip tattırıyorlar.

Karnımız da tok gezmeye devam;

Brezilya İçkisi; Kaşasa

Caçhaça diye yazılıyor. Kaşasa diye okunuyor.

Şeker kamışından yapılan limon buz ve şeker ile hazırlanıp tüketilen yerel içkileri. Bizim rakımız gibi yani. Ama buzlu, limonlu ve şekerli hali gerçekten çok güzel.

Pazarda dolaşırkeni içki satan dükkanlardan birine girip, Kaşasa denemek istiyorum dedim.  Dükkan sahibi bir bardağa koyup verdi. Saf hali oldukça sert bir içki. Dışarıya elimde bardakla çıkınca gruba tatmak isteyen var mı diye sordum. Rabia Hn tatmak istedi. Boş bulunup bardağı havaya dikince boğazı cayır cayır yandıJ Kendi mi biraz suçlu hissetsem de bunca yolu gelmişken herşeyi denemek gerekir dedim onaJ

Japon Mahallesi

Pazardan sonraki durağımız Japon Mahallesi idi. Burada alışveriş için çok kısa 20-30 dakika gibi bir mola verildi. Sadece magnet alıp döndük. Ha bir de ablamlarım bana 20 dolar’a aldırdığı “golden grass” dedikleri altın renginde amazon yakınlarında yetişen bir bitkiden yapılma kolye var.

 Ibirapuera Parkı

Japon Pazarındaki kısa duruşumuzun ardından Pazar yerindeki grubun  gecikmeli toplanmasından dolayı şehrin en büyük ve en yeşil alanını grup olarak sadece kapısından görebildik. Burada turumuz sonlanıyordu. Tur rehberimiz 5 dakika foto ve kısa bilgi içn  parkın girişinde durup daha sonra otele dönüşümüz için toplanma çağrısını yaptı. Fakat  ablam, Nilgün Hn ve ben parkta kalmaya karar verdik, yanımızda  bir de erkek olsa hiç fena olmayacaktı ki, gruptan Emrah da bizimle kalınca daha da bir rahatladık ve büyük grubu otele uğurladıktan sonra 4 kişilik küçük grubumuzla kentin en büyük ve en yeşil parkı olan bu keyifli yeri yeterince gezme şansı bulduk. Çok keyifli bir parktı. Parkın içinde koşan, yürüyeni rollerblade yapan, kaykay yapan, bisiklet binen çok fazla genç ve çocuk özellikle  dikkatimizi çekti. Bir de farklı farklı kuşlar.

Kentin en büyük  ve yeşil parkı. 1.5 milyon metrekarelik bu parkta yürüyüş, koşu ve bisiklet parkurları bulunuyor. İçerisinde 5 tane müze var. Müzelerden bir tanesi de Afrika Müzesi. Biz Afrika Müzesini gezdik. Brezilya da yaşayan Afrikalıları farklı yönlerden tanıtan bir müze, onların sanatlarına, yaşayışlarına ve kültürlerine ve inançlarına dair bir sürü fikir edinebileceğiniz keyifli bir yer.

Bu arada Nilgün Hn mın kazlara ekmek vermesi üzerine epey bir süre arkamızdan ayrılmamalarına da çok güldük:)

Bir de  70 m yüksekliğindeki şehrin dikilitaşı da bu parkın içinde yer alıyor.

Bandeiras Monumento

Avrupadan gelen ve altın arayan köleleri temsil eden bu anıt 1954 yılında tamamlanmış. İbirapuera Parkının giriş kapısının tam karşısında.

Oldukça bilgi yüklü, dolu dolu gezilmiş bir Sao Paulo turu, bir şehir taxisi ile otele dönerek sonlandı.

Akşam programımızda , Sao Paulo nun ünlü restoranlarından birinde yemek organizasyonumuz vardı.

Herşey açık bufe ve fix menü olan bir yerdi. Garsonlar sürekli et getiriyorlar ve sana verdikleri önünde duran yuvarlak etiket yeşil ise et koymaya devam ediyorlar, kırmızı ise pas geçiyorlar. Kağıdını sürekli  değiştirebiliyorsun. Etler de mezelerde gerçekten çok lezzetli idi. Fakat herşeyden tatma ihtiyacı midemi mahvetti. Çok yedik hem de çokkkk.

Yemekten sonra Sao Paulo  caddelerinde dolaştık. Bu yürüyüş bu kadar çok yedikten sonra bana çok iyi geldi. Yürüyüş sırasında bazı alanlarda dünyanın farklı yerlerindeki doğa harikalarının ya da olaylarının resmedildiği ve bilgilerinin yer aldığı afişler çok ilgimi çekti.

Kolajlar33 Kolajlar35 Kolajlar36 Kolajlar37 Kolajlar38 Kolajlar39 Kolajlar42 Kolajlar44 Kolajlar45 Kolajlar46 Kolajlar47 saopaulo11 saopaulo12 saopaulo13 saopaulo14

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

%d blogcu bunu beğendi: