Kategori arşivi: 19 Aylık

ADA 20 AYLIK….

Canım Ada, kuzum Ada bugün 20 aylık..

Bense tam 1 aydır 19 ayını doldurduğu günden beri bloğa onun bu aralar neler yaptığını yazayım derken 1 ay geçmiş.

Ada artık son 1 aydır bıcır bıcır konuşuyor diyebilirim. Henüz cümle kuramasa da vurgularla, kelimelerle kendini gayet de güzel anlatıyor. Hergün bize bir sürü komiklikler yapıyor. Ah o mimikleri ! Mimiklerini o kadar güzel kullanıyor ki. O dudağını şişirmeler. İstemediği birşey olduğunda ya da ona kızdığımda o dudağı öyle bir şişiriyor ki tam yemelik.

Bir kaç aydır “Su” ya hala “Du” diyoruz. “Süt” e de “Düt” diyor. Bu arada 25 Nisan da ADa anne sütüne veda etti. Çok da kolay atlattık bu süreci. Birkaç gün ben yanında yatmadım. Ablası ve babası ile uyudu. “Mem” dediğinde memi kedi almış demişler kuzucuğa “miyav” dedi durdu birkaç gün sonra unuttu. Bu ara “anne” ve “Eda” diye seslenmesine bitiyorum. Aslında bu ikisini uzun zamandır söylüyor.

En çok kulladığı kelime “bi da”. Arabada giderken yolda bir at, inek vs birşey görsün geçer geçmez “bi da”… Ona bir şaka yap “bi da”, eline meyve ver”, bi da”, kraker ver “bi da”. Feci bir doyumsuzluk dönemindeyiz sürekli bi da…

Son günlerde z sabahları biz evden çıkarken çok üzülüyor . Arkamızdan çok ağlıyor kuzum. Ah o dudak büzüşü . İçimi koparıyor her sabah. Sonra da işten benimle tel konuşmaları. Sorduğum sorulara “hı hı hı” diye cevap vermeleri. “Alooo” deyişi nasıl vurgulu gizemli bir “alooo” o öyle..

Yine bugünlerde gözü hep ablasında ablası ne yapıyorsa hemen “Ada”” diye soruyor. Ada da yapacakmış, Ada da giyecekmiş, Ada yiyecekmniş. Ablasının yaptığı herşeye talibiz kısacası.

En sevdiği çocuk tekerlemesi “Sümüklü Böcek” “Sümüklü böcek suya da girecek , annesi ona gel gel diyecek. Babası aşçı hımmm, annesi terzi tıkır tıkır, abisi asker rap rap rap, ablası manken ıhhh ıhhh” bu tekerlemeyi hareketler le yapıyoruz. Bayılıyor Ada sürekli “bi da” bida” deyip duruyor. Ve hemen abili yere gelmemi istiyor. Bazı geceler kaç kere tekrarladığıma inanamıyorum.

En çok oynadığı oyunlara gelince, dans uzun zamandır en başta.. Mutlaka her gün müzik çalıp dans ediyoruz. Hamur oynamaya bayılıyoruz. Zaten ne oynayalım dediğimde tek bir cevap var “amu”. Ablayla hamurlarımı kuruttu tartışmaları çoktan başladı bile…

Bunun dışında sulu her türlü oyunu çok seviyor. Bir kaç gün önce balknda bir leğenin içinde bebeğinin elbisesini ve Miniş i yıkadık. Ablası da Ada ya yardım etti. İkisi de çok eğlendiler

Dün de bana misafirler için hazırladığım çileklerin sağlarını temizleme de yardım etti. Sandalyenin üzerine çıkıp bana yardım etmeyi çok seviyor.

Kart eşleştirme oyunları oynuyoruz şimdilerde. Artık bu oyunu iyice anladı ve canı istediği sürece eşleştirebiliyor. Fakat eğer eşleştirdiği kartta bir yiyecek varsa aklına geliyor ve onu istiyor. Dün akşam yine eşleştirme yaparken üzerinde salatalık resmi olan kartları görünce, oyunu bıraktı ve tutturdu “ısır ısır” diye. Salatlık diyemediği için salatalık a zaman içinde farklı isimler takar oldu Ada. Önceleri salatalığa nedense “ot” diyordu. Sanırım bu aralar otun ne olduğunu öğrendi ve “ısır ısır” demeye başladı. Oyunu bıraktık salatalık yıkadık. Yıkarken sabırsızlandı. Sonra her seferinde olduğu gibi yine “Eda?” dedi . tamam ona da yıkarız bir tane dedim. Sonra da “baba?” tamam babaya da 1 tane… En sonunda “anne?” anne yemeyecek. “hııı” dedi. Salatalıkları aldı gitti. Hiç bir zaman tek almaz mutlaka ablasına ve babasına da alır öyle gider. Ve sonra da zorla onlara yedirir:)

Ada , epey bir zamandır “lütfen”, “teşekkür” gibi sihirli sözcükleri kullanmayı öğrendi. Ah o lütfen deyişi “ütfen, ütfen” demeye başladığında başda yan tarafa düşürülüyor. İstersen yapma istediğini yapıncaya kadar “ütfen”ler bitmiyor.
10 gündür “hoşgeldin” de demeye başladı.

Oyunlarına geri dönersek , geçen hafta evde olduğum bir gün oyun oynamaya karar verdiğimzide “bana bip bip” diye birşey anlatmaya çalıştı ben de bir türlü anlamadım. Sonra sinirlendi. Kalk göster dedim. Kalktı ablasının oyuncak dolabına götürdü. Dolaptan oyuncak mikrodalga fırını çıkardı. Meğer daha önce oynadığımız hamurlarla yemek pişirme oyunu oynamak istiyormuş. Mikrodalga bitince bip diye ses çıkardığından ve Ada bu sesi her duyduğunda “pişştiii” dediğinden “bip bip” diyormuş çocuk. Bir süre hamurla oynadıktan sonra ablasının odasında Sywlia Families oyuncaklar ile oynamaya başladık. Evcilik sırasında ben ayılardan birini elime alıp “tak tak, ding dong” zil çalıyor dedim. “Ada hadi ayıya kapıyı aç” diye ekledim. Ada birden ayağa kalktı. Hatta Ferah Hn da yanımızda idi ve güldü. “ooo Ayşen Hn o kendi havasında sizinle oynadığı yok” dedi. Ada dışarıya çıktı. Arkasından seslendim. “Ada hadi gel nerdesin?”, Ada hemen geri geldi. “Açtımm” dedi. Biz Ferah Hn la birbirimize baktık. Ferah Hn hemen kaklıp daire kapısına gitti. Meğer Ada ben kapıyı aç deyince gitmiş kapıyı açmış! Bu da bize komik bir ders oldu. Artık kapıyı asla kilitlemeden bırakmıyoruz. Çünkü artık ADa kapıları gayet kolay açabiliyor.!!!

IMG_9875 (683x1024)IMG_9880 (683x1024)IMG_9881 (725x1024)IMG_9882 (681x1024)

IMG_9883 (1024x683) IMG_9886 (1024x683) IMG_9892 (1024x683)

Reklamlar

Doldurma-Boşaltma Çalışmalarımız

Bir kaç hafta önce küçük paşabahçe soslukları ile farklı zamanlarda içine, mercimek, pirinç vs koyarak Ada nın bir kaptan diğerine boşaltmasını istemiştim. Ama Ada pek ilgilenmemiş minik cam soslukları birbirine vurmaya kalkmıştı.  Bu yüzden  hemen kaldırmıştım. Dün  kahvaltıdan sonra mutfağı toplarken Ada “gel gel” diye beni sürekli taciz edince, su ile doldurma boşaltma etkinliği yapmaya karar verdik. Bu çok da planlı değil,  o an gelişen bir etkinlik olmasına rağmen Ada o kadar çok eğlendi ve o kadar uzun süre etkinliği yaptı ki, ben bile şaşırdım. Etkinliğin ideali evyede yapmak olacaktı ama evimizde Ada ya özel yükseltici olmadığından, bu etkinliği masada yaptık. İlk önce eline normal kepçe verdim. Bununla da etkinliği çok güzel yaptı,  fakat metal olduğu için ve biraz büyük geldiği için arada sıra küçük kabın içine bırakmaya kalktığında küçük kaptaki sular döküldü.Daha sonra evde sos kepçesi omadığndan dondurma kaşığını verdim. Bu kaşık eline biraz daha uydu. Sanırım yakında küçük bir sos kepçesi almamız gerekecek. Fotograflarda da görüldüğü gibi tabiki ufak tefek kazalar sonucu sular biraz yanlara döküldü. Bu seferlik dökülenleri ben sildim. Bundan sonrakilerde Ada nın yanına bir bez koyarak dökülenleri kendi silmesini de öğretmeyi deneyeceğim.Etkiniği Ada bitirmedi. Ada uzun bir süre etkinliğe devam etti. Daha sonra ablasının ödevi bitince beraber birşeyler yapalım diyerek etkiniliği  sonlandırdık.

nisan20133

WALDORF Salıncağımız

“Waldorf Yöntemi ile Harika Çocuk nasıl yetiştirilir” kitabını okuyorum bu aralar.

Henüz Waldorf sistemi ile ilgili çok bilgiye sahip olmamakla beraber bu sistemin oyun ve oyuncak konusundaki yaklaşımını çok beğendim.

Waldorf Sisteminde erken çocukluk dönemi merkezleri var. Bu merkezler çocukların kişiliklerini yaşlarına uygun olarak geliştirebilecekleri bir ortam sunuyor. Çocuklar bu merkezlerde serbest ve yaratıcı oyunlar aracılığı  ile yaşam deneyimleri kazanıyorlar. Kitabın içinde  eğitmenlerden  bazı alıntılar var. Bir tanesi çok hoşuma gitti; “Arada ne kadar büyük bir fark var. Bir tarafta mümkün olduğunca hayal gücünü harekete geçiren basit oyun malzemeleri, diğer tarafta çocuğunuzun zihinsel faaliyetine hiç bir katkısı olmayan hazır oyuncaklar” Rudolf Steiner Eğitimin Kökenleri adlı kitabında böyle söylemiş.

Biz şimdilik 2 Waldorf oyuncağı yaptık bile. Güzel olan bu iki kızım içinde bir etkinlik oluyor. Eda bu oyuncakları yapmaya bayıldı. Hatta bu yazımda değineceğim “Salıncak” bana kalsa birkaç gün daha beklerdi. Eda bu hafta sonu kitap okuma saatinda Waldorf kitabını okuyarak geçirdi. Salıncak yapımının bütün detaylarını okudu. Şanslıyız ki teyzesi de bize gelmişti. Pazar günü teyzesi ile beraber çok güzel bir salıncak  yaptılar. Ada uyandığında salıncağı balkona asmaya çalışıyorlardı. Ada o kadar heyecanlandı ki, onlar ayarlamaya çalışırken “bitti, bitti” dedi durdu. Çünkü biran önce bitmesini ve bebeklerini sallamayı istiyordu. Teyzemize kocaman bir teşekkür. Bu etkinlik hem Eda hem de Ada için çok güzel oldu.  Eda salıncak için gerekli olan bambuları cm cm ayarlayıp minik bir el testeresi ile kendi kesti. Bu ona çok büyük bir gurur verdi. Anne ilk kez testere kullandım hem de gerçek bir testere diye böbürlendi.  Waldorf salıncağımızın yapılışına gelirsek, 3 tane 20 cm boylarında bambu kullandık.  18 cm eninde  uzunluğu oturtacağımız bebeğe göre değişecek bir kumaş kullandık. Kitapda 28 cm diyordu ama bu bize kısa geldi. Biz 40 cm civarında yaptık. Salıncağı asmak için gerekli olan ipi ise Eda ile Teyzesi yün ipten hazırladılar. Bir kaç kat ipi döndürerek basit şekilde urgan elde ettiler. Bunun yapılışını öğrenmek de Eda nın hoşuna gitti.  Bambular kumaşın kenarlarına ve oturma yerine dikildi. Ada sırayla ayısını, arap bebeğini, ve sarı bebeğini tek tek salıncakta “bi, iki, uc, döt” diyerek salladı. Çünkü biz o salıncak binerken aşinalık olsun diye hep beşe kadar sayıyoruz. Çocuk bir salıncak görünce saymaya başlıyor şimdi:)

Biz waldorf salıncağımızı çok sevdik ve şimdi balkonda. Mevsim itibariylede bu bahar Ada daha çok bebek sallayacak gibi görünüyor bu salıncakta. Ama umarım dünkü gibi yine kendi binmek istemez. Çünkü dün bir ara “bin bin” diye kendi binmeye çalışıyordu minik salıncağa:)

nisan2013Kolajlar  nisan20131 nisan20132

 

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."