Kategori arşivi: 22

Kendi Oyun Hamurunu Kendin Yap!

Eda tatilin başında okulunun kütüphanesinden bazı ingilizce kitaplar aldı. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda onun için en populer olanı yine ingilizce etkinlik kitapları idi. Birisi sadece oyun hamurları ile ilgili olan kitap ise en çok açıp baktığı oldu. Hoşuma giden kısmı ise İngilizce talimatını okuyup birşeyler yapmaya çalışması. Yine bu kitapda yer alan oyun hamuru tarifi ile Eda çok güzel oyun hamurları yaptı bu sene. Ada nın da en sevdiği oyunun oyun hamuru olduğu düşünülürse bu etkinlik hem Eda yı hem Ada yı mutlu etti. Hele ki gelen misafirlerimiz ve Eda nın arkadaşları hamurun kıvamını çok beğenince Eda mest oldu. Anne bu senin yaptığın hamurlara benzemiyor bunun kıvamını sadece ben doğru hazırlayabiliyorum diye gururla sundu çalışmasını:) Bugün Eda dan 15 dakika kardeşini oyalamasını ama sakin oyunlar oynamasını rica ettim. O da o zaman hamur yapalım dedi. Ben malzemeleri önlerine koydum. Eda kardeşine hangisini dökmesi gerektiğini söyledi. Ada döktü Eda karıştırdı. ve sonra da hamurları ile oynadılar. Benim yukarıda işim olduğu için etkinliğin sadece başını çekebildim. Oyun kısmını maelesef çekemedim. Ama daha önce yaptıkları hamurdan birkaç foto da var ekte. Bence bu tarifin daha önce benim ve Ferah Hn mın yaptıklarından en büyük farkı içinde yağ olmadığı için hem ortamı kirletmemesi hem de buzdolabı poşetinde 15 gün saklanıp hafif kuruluk olduğunda da tekrar su eklemesi ile yeniden kıvamına getirilmesi.

Eda nın ölçüsü; 1 su bardağı un, 1 yemek kaşığı kadar tuz (aslında gerçek tarifte tuz çok daha fazla ama Eda tuzun elini yaktığını söylüyor ve mümkün olduğunca az koyuyor) Yarım bardak kadar su. Kıvamına göre un ya da su eklenecek.AGUSTOS20133

Temmuz20132

Reklamlar

Karpuz Böyle Yenir:)

Denizden kızlarla eve geldiğimizde ikisi de banyo yapıp  cici cici giyindiler:) Eda hemen  sonra,  tatlı birşeyler yemek istediğini söyledi. Ben de yemek saatine az kaldığını ancak meyve yiyeblieceğini söyledim. O da karpuz yemek istedi. Ama babasının usulünde kabuklu olarak servis yapmamı kendisinin ısırarak yiyeceğini söyledi. Onu gören minik kardeşi “Ada Ada” diyerek aynısından istediğini belirtti. Ben de bahçede yiyebileceklerini söyledim. İkisi de büyük bir keyifle karpuz dilimlerini yediler. Eda nın karpuz suları kol dirseklerinden akarken, Ada ise baştan aşağıya karpuz suyu olmuştu. Heralde 5 dakika içinde üzerini kirletmek, bu seferde Ada gibi bu konuda tecrübeli bir çocuk için henüz bir rekor olmamıştır. Ama karpuzlarını yerken ki keyifleri  “kirlenmek güzeldir” dedirtecek cinstendi!!!

Temmuz20131

Ada 22 Aylık…

Zaman bir ay daha su gibi akıp geçti ve küçük kızım 4 gün sonra  22 aylık olacak.

30 Haziran dan beri Çeşme’deyiz. Buradaki yazlık koşturmacasından  10 gündür planlı  Montessori aktivitelerimizi  yapamıyoruz. Ama Ada ya pratik hayat aktivitelerinden elini yıkama (henüz sunum yapmadım ama küçük başlangıçlar yaptık), barbunya temizlerken bana yardım etme, kaptan kaba su boşaltma, çiçek sulama, yumurta soyma gibi etkinllikleri gün içinde yaptırıyoruz.

Bunu başka bir ilkler yazımda yazacak olmakla beraber Ada 2 gündür yumurtayı haşlanmış olarak yalnız başına yemeye başladı. Tabi bu beni ve Ferah Ablasını çok sevindirdi. Arada bir deneme yapıyorduk ama yumurtayı yalnız mama karışımı şeklinde olmadan omlet ve krep dışında yemiyordu. Ferah ablasının yumurta soydurma etkinlikleri işe yaradı ve artık Ada yumurtasını yiyiyor.

Bunun dışında burada beslenme konusundaki direnci de biraz kırıldı. Daha önce ana övünlerini yemeyi reddediyor hep kendi istediği şeyleri yemek istiyordu. 10 gündür Ada ya çok net yemeğini bitirdikten sonra istediği şeyi yiyebileceğini söylüyorum. Bu aşamada adım adım serisinin 20.ay kitabını defalarca kullandık. Çocuk makarna yemek istiyor ama annesi önce çorbasını ya da yemeğini yemesini sonra makarnayı yiyebileceğini söylüyor. Ada ya bu sayfayı defalarca okudum. Ve sanırım başarılı olduk. Şİmdi Ada “donduya” diyerek dondurma istediğinde önce yemeğini yemesini sonra “donduya” yiyebileceğini söylüyorum. Bu arada Ada küçük boy bir magnumu kendi başına bitirebiliyor. Fakat son 10 gündür beslenmemize epey kısıtlamalar getirdiğimiz için, bir minik “büyümix” yoğurdu da “donduya” diye veriyoruz Ada ya . En azından küçük magnumu haftada 1-2 ile sınırlı tutmaya çalışıyoruz.

Ada Çeşme ye geldiğinden beri tam bir sakız canavarı oldu. Sakız çiğnemeyi çok seviyor. Ada yı sadece “Falım klasikk” ile tanıştırdık. Buradaki markete arada bir 1 Tl ödüyoruz ve sonra her seferinde gidip 1 “Falım” sakız alıyoruz. Ada kimi yakalasa “sakiz” diye markete sürüklemeye çalıışıyor. “Oyıyaa oyıyaa” yani “oraya” diyerek marketi gösteriyor. Ama güzel olan marketten 1 tane “falım” sakızdan başka hiç birşey almıyor. Şöyle bir bakınıp çıkıyor. Artık bu onun için bir etkinlik haline geldi:)

Tabi sakız 3-5 dakika içinde bir şekilde düştüğü için gün içinde 3-4 kez sakız alma seremonisi tekrarlanabiliyor:)

Ada burada konuşmayı iyice kopardı. İzmir de iken de derdini gayet güzel anlatıyordu. Ama 2 den fazla kelimeyi aynı anda pek kullanmıyordu. Şİmdi ise neredeyse cümle kuruyor ve herşeyi anlatıyor. Mesela “Eda nerede ?” diye sorduğumda “Eda ditti Tomiş” diyor. ne yapıor orada dediğimde ” donduya” diyor. Yani Eda Tomris lerde dondurma yiyiyormuş.

Bu ara beni en çok eğlendiren davranışı seçmeli bir soru sorulduğundaki “düşünme tepkisi”. Mesala dün bana “anne anne oyıyaa” diye markete gitmek istediğini söyledi. Tamam hadi gidelim dedim. Elimden tuttu gidiyoruz. Yolda gidirken soruyorum. Ne alacaksın Marketten? Ada “hımm hımmm” “Sakiz!!”

O “hımmm hımmm” diye düşünme sesi çıkarması beni koparıyor. Çok tatlı. Bu halini mutlaka video ya çekmeliyim. Bu düşünme seçmeli sorularda da aynen uygulanıyor. Mesela “çilek mi yemek istersin, karpuz mu?” dediğimde “hımmm hımmmm” ….

Bir de bir kaç gündür otururken kalkarken bir gayret sesi çıkarmaya başladı. Ya da bir şeyi çekerken “Ayyyy Ayyy “diye zor bir iş yapıyormuş gibi sızlanıyor.

Geçen seneden suyu ve denizi çok sevmemize rağmen bu sene suya çok ısınamadı. Henüz denize girmek istemiyor. Dünden beri en azından ayaklarını sokmaya, kova ile su doldurmaya ve birşeyleri denizde yıkamaya başladı. Haa bir de dün gider ayak poposunu yıkama bahanesi ile ucundan kıyından denize sokmuş oldum. Biraz tedirgin olsa da çok tepki vermedi. Sanırım bir kaç güne alışır.

Ada 1 ay öncesine kadar kitaplar ile çok fazla ilgilenmezken şimdi epey ilgileniyor. Hatta bazen eline ablasının kitaplarını bile alıp, bir sayfayı açıp kendi kendine ” kitap okurmuş gibi yapıp anlaşılmayan birşeyler söylüyor” . Babası  dizinden olduğu ameliyat sebebiyle 10 gün evde iken hadi babanla kitap oku dediğimde de bir kitap seçip babası ile beraber gayet ilgili takip ederek okudular.

Tabi bir de uydurma  uyku öncesi hikayelerimiz var. Ada nın bu hikayelere tepkisi çok komik.

Aslında 3 uydurma hikayemiz var  ama ilkinin miadı Ada için çoktan doldu. O “havucu çok seven tavşan” hikayesi idi. Şimdi populer hikayemiz “Küçük At” ve “Küçük İnek” Ada nın  söylediği şekli ile ise ” At” ve “Mö”.

Her gece yatağa yatınca “At, At diye hikaye anlatmamı istiyor. Hikaye bitince de hemen “Mö” diyor. ve ikisi de bitince “bi da bi da ” diye tezahürat yapıyor. Ben de tamam anne biraz dinlesin diye geçiştiriyorum sonra hiç tutturmuyor. Bu sefer de poposunu dikip yüz üstü yatıyor “kaşi kaşi” diyerek sırtını kaşımamı istiyor. Sırtını tırnaklarımla kaşımayıp avuç içimle kaşırsam kalkıp yastığa elini uzatıyor ve tırnakları ile yastığı kaşırmış gibi yapıp ” böye böye” diyor.ve bir süre sonra da uyuyor:)

Uydurma hikayelerimize geline;

At: Bir varmış, bir yokmış evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Kocaman bir çiftlikte yaşayan küçücük bir at varmış. Bu at  annesi ve babası ile birlikte mutlu bir şekilde yaşarmış. Bütün gün  koşar, zıplar, oyunlar oynarmış. Bir gün babası atı ormana gezmeye götürmüş. Akşama kadar hoplamış zıplamış. Çok eğlenmiş. Sonra küçük at  “baba benim karnım çok acıktı demiş” Babası peki o zaman sana şimdi en sevdiğin yiyeceği vereceğim demiş.  Burada hikayeyi her seferinde kesip Ada ya soruyorum. -Ada atın en sevdiği yiyecek nedir?- Ada her seferinde bu soru geldiğinde büyük bir mutlulukla yatakdan doğrulup oturma pozisyonuna geçiyor “hımmm” diyerek ve sonra “Eeel- maaa” diye uzata uzata yavaş yavaş söylüyor. Ben de evet bildin atın en sevdiği yemek “elma” diyorum. ve hikayeyi babası bir elma ağacı bulmuş ve en kırmızı en güzel elmayı koparmış. At da elmayı kırt kırt ısırarak yemiş ve karnı doymuş. Bu hikaye burada bitmiş diye hikayeyi bitiriyorum.

Ve sonra çok benzer bir hikayeyi çok az değiştirerek “inek”için anlatıyorum. Ada “ineğin en sevdiği yiyecek sorusunda, yine yataktan doğrulup, keyifle bu seferde uzata uzata “oooot” diyor:)

Ben hiikayi çeşitlendirmeye çalışıp başka hayvanlar ile anlatmak istersemde kesinlikle red edip “at” ve “mö” diyerek aynı hikayeleri aynı şekilde anlatmamı istiyor.

Ada bu ara küçük empati örnekleri göstermeye başladı. Mesela babası Eda ya kızsın. Hemen Eda nın yanına gidip “Eda Eda, Eda üzüldü” diyor.

Kendi başına merdiven çıkabiliyor fakat inmeyi ayakta değil oturarak yapıyor. Ki ben böyle öğretmeye çalıştım. Fakat inme konusunda henüz çok iyi değiliz. Bu yüzden yanımızdan bir an bile ayıramıyoruz Ada yı.

Her övününü olmasa da bazı öğünlerini kendi başına yiyiyor. Fakat henüz tam bitirmiyor. O daha çabuk sıkılıp kalkıyor . O zamanda bir devam ediyoruz. Fakat Çeşme de bunu az uygular olduk biraz artırmalıyız.

Bardaktan süt içmeye 2 ay kadar önce başlamıştı zaten. Çok fazla içmese de canı çekince güzel süt içiyor.

Dans etmek, hamur oynamak hala en favorileri. Hafta sonu Aysun Teyzesinin doğum gününde ablası ile ikisi bize keyifli bir dans şov yaptılar. Pazartesi günü ben işte  iken. Eda Kütüphaneden aldığı kitapdaki tarife göre oyun hamuru yapmış. Ada ile ikisi epey oynamışlar. Bugün ise yine hamur oynadılar. Ada bir taş parçasının üzerine bir parça hamur yapıştırarak “paşta paşta” diye dolaştı durdu. Daha önce hamurla bir şey pek meydana getiremiyordu. En  fazla hamurun üstüne çubuk vs gibi cisimler batırıyor, hamuru parmağı ile bastırıyor ya da bana/ablasına birşeyler yaptırıyordu. Şİmdi ise artık kendisi birşeyller yapmaya çalışıyor.

Bu postu sonlandırmadan önce Ada da son zamanlarda çok işe yarayan bir başlangıç cümlesinden de bahsetmek istiyorum. “Dünyadaki bütün çocuklar” Bunu özellikle uyku saatine geldiğinde kullanıyorum. Bu da tamamen kendiliğinden çıktı. Aslında çıkış noktası da sanki kafamın bir yerlerinde “Etkili Anne Baba Semineri”nden kalan notlar. Ada yı anladığımı  hissettirme ihtiyacı. Ada artık uyku saati geldiğinde doğal olarak ortamdan kopmak istemiyor ve kaçıp bağırarak ağlamaya başlıyor. İşte tam bu anda onu kucağıma  alıp, Adacım şimdi çok üzüldüğünü ve hala bizimle oynamak istediğini anlıyorum. Daha kalmak istiyorsun. Ama çocuklar için uyku saati geldi. Dünyadaki bütün çocuklar uyudu ve senin de uyuman gerekiyor diyorum. Ve bu sözler Ada yı sanki bir sihirli değnek değmiş gibi yatıştırıyor. Ve tek tek herkese ” baba iyi geceler”, Eda iyi geceler” vs diyerek uyumayı kabul ediyor.Daha dünyanın ne demek olduğunu bile bilmeyen bir çocuk için bu cümlelerin nasıl bu kadar işe yaradığı ise tabiki sadece “empati” duygusu ile anlatılabilir sanırım.

IMG_0050 (1024x683) IMG_0057 (1024x683) IMG_0067 (1024x683) IMG_0152 (1024x683) IMG_0154 (683x1024) IMG_0165 (683x1024) IMG_0181 (683x1024) IMG_0183 (683x1024) IMG_0195 (683x1024) IMG_0196 (683x1024) IMG_0210 (683x1024) IMG_0227 (1024x683) IMG_0230 (1024x683) IMG_0234 (1024x683)

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."