Kategori arşivi: Eda’dan İnciler

Hayatta Öfkede Gerekli ve VAR!

“Öfke” nin sadece  olumsuz ve hatta hiç olmasa da olur bir duygu olduğunu kanısındaydım. Ta ki kızımla aşağıdaki tartışmamızı yaşayana kadar…

28 Haziran Cuma

Eda ile tatil başında Duyguların Masalı Kitabını bir proje şeklinde ele almaya ve bitirmeye karar verdik. 1. Duygumuz “Sevgi” den sonra geçen hafta 2. duygumuz “Öfke” ye başladık. Zologa gezegeninde yaşayan kendi gölgesine bile öfkelenen bir çocuğun öfkesinden dolayı kaçırdıklarını okuduk . Sonra “öfke” ile ilgili soruları beraberce yanıtladık,  tartıştık. Evet hem de oldukça çok tartışdık. Özellikle de “Siz hiç öfkelenmeyen biri olmak istermiydiniz?” sorusunda! Ben bu soruyu evet isterdim diyerek cevapladım.  Eda’ya aslında öfkenin çokta sağlıklı bir duygu olmadığından insana yanlış karar verdirebileceğinden , benim ya da babasının bazen öfkeli olmasının bu duyguyu kabul edilebilir yapmadığından bahsettim. Eda’ ya  böyle öğretmek istiyordum.

8 yaşındaki kızım bana, benim gibi düşünmediğini söyledi. “Ben hiç öfkelenmeyen biri olmak istemezdim” dedi. Aslında herkes öfkelenir diyordu. Eda böyle dediğinde panikledim!

Kızıma bana örnek vermesini istediğimde,  “şimdi vereceğim  çok küçük bir örnek ama bence konu ile ilgili “diyerek cümleye başladı KÜÇÜK KIZIM!

 

Biraz önce yemekte yoğurdumu bitirmediğim için bana öfkelendin. Ve bitirmemi istedin. Ben de bunun üzerine yoğurdumu bitirdim. Eğer sen bana öfkelenmeseydin ben yoğurdumu yemeyecektim ve o zaman sağlıklı beslenmemiş olacaktım. Yani bu durumda senin öfkelenmen iyi oldu. Eda nın bu örneği önce beni ciddi dehşete düşürdü. Çünkü o an benim algılamama göre Eda oto kontrolünü bana bırakmıştı ve ben istiyorum diye yoğurt yiyiyordu. Ben Eda’ya aslında benim öfkelenmemin doğru olmadığını Eda nın bunu kendisinin zaten ben istemeden yemesinin gerektiğini anlatmaya çalıştım. Fakat sanırım yanlış pencereden bakıyordum ben. Kimbilir yine belki de bir şeyler yanlış mı öğrenilmiş endişesi ile yaklaştım olaya.

 

Oysa Eda bana ilk cümlesinde aslında bu çok basit ve önemsiz bir örnek diye başlamıştı. Ben konuyu nasıl da kaygılı bir hale çeviriverebilmiştim. Sonra Eda benim kaygımı  hissettimesine rağmen açıklamalarımla hem fikir olmadı ve hayır ben böyle düşünmüyorum. Bence herkes öfkelenir ve ben hiç  öfkelenmeyen biri olmak istemezdim diye yineledi. Sonra bir örnek daha verdi.

 

Mesela okulda bahçe saatinde arkadaşlarım bana  bazen beni rahatsız eden istemediğim davranışlar yapıyor ben de öfkeleniyorum.  Eğer ben öfkemi belli etmezsem o davranışı bana tekrar yapabilirler.

 

Eda nın bu örneği benim endişemi daha da arttırmıştı. Ben hala başka pencereden bakıyordum. Oysa kızım “Öfke” duygusunu  o kadar basit ve doğru bir şekilde anlatıyordu ki. Bense neredeyse ona hiç öfkelenmemesi gerektiğini söyleyecektim. Aslında ben uçlardaydım. Öfkenin  aynen okuduğumuz masaldaki  gibi bir huya, “bir öfke kontrolü” problemine düştüğü durumlarda  zarar verici duygu olduğunu , bunun dışında öfkenin gayet insani bir duygu olduğunu kaçırıyordum. Sonunda konuşmamızı duyan babamız girdi devreye ve  tam da Eda ile paralel bu duygunun da diğer duygular gibi insani ve doğal bir duygu olduğundan bahsetti.  Babasının “Öfkeyi” olağan göstermesi bile beni huzursuz etmişti o an.

 

Sonra dönüp bakıp sakince düşündüğümde kızımın bana “öfkeyi” ne kadar güzel tarif ettiğini ve hiç öfkelenmeyen biri olmak istemezdim derken “ bu durumda doğal bir insan olamayacağını” demek istediğini kavradım.

 

Babamızın dediği gibi her duygunun yeri ve zamanı vardı. Mutluluk  güzel ve pozitif bir duygu idi ama ölü evinde ya da hasta evinde mutluluk duyulmazdı. “Öfke” insana huzursuzluk, mutsuzluk veren bir duyguydu ama “kardeşi Eda nın bir oyuncağını kırdığında öfkelenmesi yerine mutlu olması beklenemezdi”

Her duygunun yaşanması gereken yerler vardı.

 

Eda nın annesinin bugün yerli yerinde yaşadığı duygu gibi!  Bugün ben kızımdan bir şey öğrenmiştim aslında.

 

Bir gazetenin köşe yazısında  uzman psikoloğun öfke konusundaki notlarını okuyunca Eda nın verdiği örneklerin bu notlar ile ne kadar paralel olduğunu gördüm. Ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

 

Kızımın bu duyguyu  ne kadar basit ama bir o kadar da doğru ifade ettiğini farkettim.

 

Uzman Psikoloğun notlarına gelince;

 

Öfke Nedir ve Ne İşe Yarar?
Ø Öfke, son derece normal ve yaşamın sürdürülmesi için gerekli bir duygudur.
Ø Öfke duygusal bir tepkidir.
Ø Öfke uyarıcı bir işarettir.
Ø Öfke kişiyi tehditlere karşı uyarır ve kendisini korumasına olanak sağlar.
Ø Öfke, yeni öğrenmeler için motivasyon kaynağıdır.
Ø Öfke sınırlandırılabildiği sürece sağlıklıdır ve işe yarar.
Ø Öfke, kontrol edilmediğinde kişinin kendisi ve çevre için zararlı olabilir.
Ø Öfkenin sağlıklı ve işe yarar olabilmesi için inkâr edilmemesi, bastırılmaması ve öncelikle kabul edilmesi, tanınması ve kontrollü bir biçimde ifade edilebilmesi gerekir.

 

Öfke Ne Değildir?
Ø Öfke bir problem çözme aracı değildir.
Ø Öfke bir öç alma ve intikam yolu değildir.
Ø Öfke başkalarını suçlama biçimi değildir.
Ø Öfke şiddet göstermek ve suç işlemek için bir neden değildir.
Ø Öfke başkalarını kontrol etme yolu değildir.
Ø Öfke bir haklı olma yolu değildir.

 

Reklamlar

BUGÜN ANNELER GÜNÜ …8 Mayıs 2011

Ne mutlu ki   senin gibi  bir kızım var ve anneyim. Bu duyguyu bana tattırdığı için önce Allah ıma sonra da sana teşekkür ederim küçük kuzucuğum.

İnşallah kısa bir süre sonra Ada cığıma da   kavuşur. Onun da annesi olma güzelliğini yaşarım.

Eda nın anneler günü hediyesine gelince ;

İşte bana kendi başına hazırladığı hediye paketi;

Ve içinden çıkan kart. Yazısını bile kendi yazmişJ

Ve de ona ait olup, bana hediye etmeye karar verdiği çilek kız gözlüğü (Birkaç gün önceden bana anne, bana ait olan bir şeyi başkasına hediye etmek istersem hediye sayılır mı diye sormuştu. Sebep şimdi anlaşıldıJ

Kahvaltı Sohbeti…

1 saat önce Eda yı okula uğurladım. Onunla akşam bir kitap çalışmasını başladık. Bu aralar kitap yazmaya meraklı. Akşam kapak ve ilk sayfasını hazırladı. Çok keyif aldı. Kitabının adını “Minik Deniz Yıldızı” koydu. Kitabının arasına bir ayraç yapmak da istiyor. Sürekli kitapla ilgili konuşmak istiyor. Bir öncesinde Dinazor ile ilgili acele bir kitap yazmıştı. Babası kitabın anlatımındaki tutarsızlıkla ilgili bir iki geribilgi verince Eda çok bozuldu.Şimdi bu kitabında hata yapmak istemiyorsmiley

Akşam ilk sayfayı resimlerken benden yardım istedi. Ben de o zaman onun eseri olmayacağını söyledim. Çok mantıklı geldi. Kolu yorulmasına rağmen devam ett. Eğer istediği kadar iyi olursa Pazartesi günü okuldaki göster/anlat saatine bu kitabı götürmek istiyor….

  

Neyse dün akşamımız bu kitapla geçince Eda sabah yine aynı düşüncelerle kalkmış olmalı ki bana şunu sordu. Anne sana Orff öğretmenim ne diyordu? Eda nın ritim kulağı iyi mi diyordu?  Evet annecim. Peki Piano öğretmenim ne diyor. Eda çalışırsa ve istersen çok iyi piano çalabilir diyor. Anne ama ben hala büyüyünce bir Ressam mı yoksa bir Pianist mi olacağıma karar vermedim. Annecim istersen hem resim yaparsın hem de piano çalarsam. Hatta başka bir meslek sahibi de olup yine bunları yapabilirsin. Ama babam gibi hem mühendis olup, o fabrikada çalışıp, hem senin işini yapamam değil mi? Meslek olarak mühendislik seçebilirsin ama çalıştığım fabrika 1 tane olmalı. Ama bunların yanında hem başka bir meslek sahibi olu, resim yapmaya ve piano çalmaya da devam edebilirsin. Hem belki de “Pet shop” cı olurum. Bir sürü hayvanım olur. ya da Veteriner. Bilmem ki belki de ” Toysshop” cı olurum:))

Eda’nın 6. Dişi ve Diş Sertifikası

Eda dün okuldan geldikten bir süre sonra, anne sana bir süprizim var dedi. Ve hemen gidip çantasını getirdi.Eda nın 6. dişi çıkmıştı. Onu bir peçeteye sımsıkı sarmış. Yatarken yastığımın altına koyacağım dedi.Yatma saati geldiğinde de büyük bir özenle onu yastığının altına koydu. Sonra bana anne sence diş perisi bana ne getirecek diye sordu. Annecim, bir dilek tut bakalım dilediğin mi gelecek dedim. Sonra bana dileğimi sen de öğrenmek istermisin diye sordu. Yok bana da sürprüz olsun dedim. Eda ” ama anne diş perisi sensin, bilmezsen nasıl istediğim hediyeyi getireceksin” dedi. Ben de benim nerem diş perisine benziyor diye geçiştirdim.

Neyse gece birşeyler koymayı planlıyordum ama hamile  yarım aklıyla unuttum. Allahtan sabaha karşı bizim yanımıza geldi. Sabah şaşkınlık verici bir şekilde ilk seslenişimde gözlerini açtı ve ilk cümlesi – anne sence dişperisi yastığımın altına ne koydu?- oldu.  Ben eyvah dedim yandık. Dur ben bir bakıp geleyim dedi. Yok yok önce giyin dedim. Ben de o sırada ocaktaki  yumurtana bakayım bahanesi ile yanından çıktım acele ile orada hemen 5 tl buldum . 2 tane de yeni aldığım ve henüz vermediğim tokayı yastığının altına iliştirdim aceleyle.

Ay salise farkı ile odasından çıkmam ile onun gelmesi bir oldu. Hemen baktı ve şok. 5 TL koymuş:(( Tokalar iğrençmiş. Keşke tokalarında parasını koysaymış. ” Zaten 10000 tane tokam var.  Off işte off bu dişim bana şansızlık getirdi. Off zaten çürüktü de kesin ondan şansızlık getirdi “diye hüngür hüngür ağladı. Tam gülermisin ağlarmısın  halleriydi bu sabah bizim ev.

Akşam eve gelir gelmez ona hazırladığım Diş Perisi Sertifikasını, uçan balonları, ve küçük bir pastayı odasına bıraktım. İçeriye odasına girince dumur oldu. Kafası çok gitti geldi. Diş Perisi var mı yok mu diye. Ama sonra ona ben bir sürpriz yaptığımı söyledim..  Sertifikanın detaylarını gelince, üzerine 3 tane diş yapıştırdım. “İlk dişimiz 27 Ocak 2009” da düşmüştü. Bu notu yazarak bu dişi sertifikaya ekledim. 2. Olarak da en çürük  dişimizi seçtim ve onuda yapıştırdım. Altına da Eda nın “en çürük dişi Eda bu dişe baktıkça dişlerini ne kadar iyi bakması gerektiğini hatırlayacak” yazdım.   Son olarak da 6 dişimizi yapıştırdım. Altına” Eda nın 6. dişi  6. yaşında çıktığı için ona uğur getireceğini ve Eda bu dişe baktıkça ne kadar şanslı bir çocuk olduğunu hatırlayacak” diye yazdım.  Seremoninin bir parçası olarak eski dişleri 2 balonla temsil edip pencereden onları uğurladık ki yenileri bir an önce gelsin:) NİSAN2011

NİSAN20111Kolajlar14

Kolajlar15

 

 

Eda’nın Önem Verdiği 2 Şey…

Eda  banyosunu yaparken ,

Eda : anne benim hayatta önem verdiğim iki şey ne bililiyormusun?

Ben : Hayır anneciğim ne?

Eda : Yani tabi başka önem verdiğim şeylerde var da en önem verdiğim?

Ben: Söyle anneciğim ?

Eda : Ama bak gülmeyeceksin.

Ben : Niye güleyim anneciğim söyle hadi.

Eda : 1. cisi tabikim sen ve babam be tabiki bir de kardeşim.

Ben : Peki 2. cisi?

Eda : Bak ama gülmeyeceksin!

Ben: Tamam anneciğim söyle artık hadi?

Eda : İkincisi de “ODAM” !

Eda kardeşinin ilk USG fotografından birşey anlamaz…

Eda’ya ikinci kez doktor kontrolüne gideceğimizin bilgisini veriyorum. 12 haftalık oldu. Eda kardeşi olacağını öğrendiği gün ilk USG fotosunu da görmüştü . O zaman kardeşi 6 haftalıktı.

 

Eda da bana doktora gitmeden önce şu yorumu yapıyor.:”Anne bu sefer doktora söyleyindebiraz daha yakından fotografını çeksin. İLk fotograf çok uzaktan çekilmiş . Hiç birşey görünmüyor. Sadece bir nokta:))

 

Mart-2011

Eda Kardeşinin İsmine Karar Veriyor.

// Anne kardeşim kızmı olacak erkek mi?

Annecim daha belli değil.

Lütfen kız olsun. Eğer erkek olursa odam dan dışarıya çıkmam. Yemeklerimi ze kendim yemem.

Anneciğim ona biz değil Allah karar verecek. Biz seçmiyoruz ki.

Yeterki sağlıklı olsun.

Anne kardeşimin adı Kız olursa “ADA” oğlan olursa “ARDA” olsun. Tamam canım ismini sen koyarsın.

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."