Kategori arşivi: Kutlamalarımız

Eda 12 Yaşında. 1 Mart 2017

Yarın Eda’nın doğum günü. Az önce uyudu. Bana defalarca sarıldı ve öptü. Çok mutlu çok keyifli ve heyecanlı. Çünkü doğum günleri her zaman mutlu eder Eda, yı. Aylar öncesinden başlar konuşmaya. Bu başka bir şey onun için, her çocuk sever tabi ki doğum günlerini ama onun heyecanı başka … Ada’nın doğum günleri bile Ada dan çok Eda yı heyecanlandırır bizim evde. Seviyorum senin bu heyecanını kızım. Kendi kendine yetebilmeni ve mutlu olabilmeni ve her zaman her koşulda yoktan var etme enerjini,  çabanı..

Az önce banyosundan sonra saçlarını fırçaladım.  Elinde telefon olunca fark etmedi, aslında hiç sevmez. Ben de ona o zaman kestirelim niye bu kadar uzatıyorsun derim. Ama o hem kestirmek istemez,  hem de fırçalanmasından hiç hoşlanmaz. Ama bugün keyfi yerinde hiç bir şey söylemedi. Babası ve Ada uyudu. Yarım saatten fazla fırçaladım sanırım saçlarını. Beline kadar dökülen ipek saçlarını. Canım kızımın bir tanecik Eda cığımın saçlarını…

Nasıl da huzur veriyor onun saçlarını fırçalamak… Bir sürü şey geçti aklımdan doğumundan bir gün önceki son hazırlıklar. O sabah Karşıyaka daki evimizin kapısından çıkışımız üzerimdeki mavi pantalonum koca göbeğim. Ve şuan ki gibi net hatırladığım heyecanım. Canım kızım şimdi 12 yaşında.

Nasıl seviyorum bebeğim seni. Özellikle büyüdükçe bana arkadaş oluşunu, olgunluğunu, sohbetlerini… Ve bana olan sevgini. Bugün kendi kendime şükrettim seninle böyle güzel bir ilişki kurabilmiş olduğumuz için ve birbirimizi bu kadar iyi anlayabildiğimiz için.

Son yıllarda büyüdükçe bana karşı öyle naifsin ki…

Hep böyle özel ve kendin olarak kal canım kızım. Bu yıl parti temanı Unicorn olarak seçtin. Çünkü yazdan beri bir unicorn sevdası tutturmuş durumdasın. Bu sevda tam da seni yansıtıyor aslında. Çünkü herşey inanmakla başlar Eda cım. Sadece İnanmakla.Ve senin de her zaman kendine ve yapabileceklerine inandığını çok iyi biliyorum.. Unicorn simgesi ben de farklı olmayı, özgün olmayı , kendin olmayı çağrıştırıyor . Unicorn mottosu da zaten “ always be yourself unless you can be a unicorn”, “Never give up on your Dreams” “don’t  stop believin”

İşte bunlar tam da bana seni anlatıyor benim kendine özel yaratıcı, neşeli, komik ve eğlenceli kızım. Sana yeni yaşının hayal ettiklerini getirmesini diliyorum SAĞLIKLA , SEVGİYLE, SEVDİKLERİNLE…

Seni çok seviyorum benim dombilik dos dos kızım

Ve işte ileride okuyunca sana keyifli bir anı olması için son zamanlardan bazı kesitler…

Geçen hafta Ada nın bana topuklu ayakkabı giymiyorsun , elbise giymiyorsun okuluma gelirken topuklu ayakkabılar ile gel diye bana sızlandığı anda senin annem böyle güzel Ada diye  savunmalarınJ) Ada nın tamam biliyorum da topuklu giyince de güzel olur diye susturamadığı içindeki kokoş tarafıJ) Bizim seninle son zamanlarda bu şekilde devam eden sohbetlere gülüşlerimiz…

Neredeyse haftada 3 e çıkan pasta ,çörek, börek denemelerin… Sanırım son bir yılda ben senin kadar çok mutfak da birşeyle yapmamışımdır. Ama en son 10-15 gün önce yapacağım diye kafaya koyduğun İÇLİ KÖFTE ve muhteşem tadı gerçekten olay dı!!!

Geçen Pazar Ada benim ve babanın oyun tekliflerini beğenmeyip, ailecek anlık bir gerginliğin içine girmiş iken ve sen odanda ders çalışıyorken , ortalığı sakinleştirmek için geldin Ada yı aldın. Ada ya top modellerden birisini açmışsın Şimdi sen ben dersimi bitirinceye kadar burada hayalindeki bir elbiseyi tasarla  ben de ödevlerimi bitireyim diyorsun biz dışarıdan duyuyoruz. Sonra da tasarladığın elbiseyi ben dikeyim diyorsun. Bu önerin üzerine Ada artık bunu nasıl ciddiye aldıysa rengarenk gerçekten de çok güzel bir elbise tasarlanmış ve sen kardeşini tam yarım saat bu şekilde oyalamayı başardın.

Ha bir de 2 ay önce nihayet diş tellerin takıldı. Rengarenkler. Ve sana bir şey söyliyeyim mi çok yakıştılar sanaJ)

Birkaç yıldır tek taktığın takı küpe, bilezik ve kolye takamıyorsun ama farklı küpeler alıp biriktirmeyi çok seviyorsun. Hatta takıyorsun da…

Geçen hafta sınıf öğretmenin Seçil Hn aradı. Bir şey sordu. Konuşma arasında bana Eda nın yaratıcılığına hastayım. Haberiniz varmı Dombilika diye bir ülke kurdular sınıfta dedi. Olmaz mı dedimJ Evet arkadaşlarınız ile kurduğunuz ülkede  para biriminiz, bayrağınız, pasaportlarınızz herşey düşünülmüş  ama sanırım oyun bu son haftalarda cazibesini ufaktan yitiriyorJ

Bu aralar evdeki muhabbetleren birisi voleybol kampı. Mayıs ta gideceksiniz ama bizim gündeme oturdu bile. Kim kiminle kalacak , odalar kaç kişilik bu haftanın gündemiydi. Umarım harika bir kamp olur .

Hımm Ada’yla akşamları yaptığınız dans gösterilerine değinmezsem ayıp olur. Ama sana bir şey söyliyeyim mi Ada bence dansta seni geçecekJ

Ha bir de kimse duymasın ama hala oyuncaklarla oynuyorsun hatta sömestre tatilinde sana yine “Sylvanian Family” oyuncaklarından aldık. Ada bile istemezken sana hala bebek ve aksesuarlarını alıyoruzJ

Ve bu yıl ki hediyen DJ Mixer . Evet kendimiz ettik kendimiz bulduk… Umarım çok gürültülü değildir diyorum…

O zaman İyi ki DOĞDUN güzel kızım

 

 

 

Reklamlar
  1. Doğum Günün Anısına Annenden Kısa Notlar…01/03/2016

Seni Çok Seviyorum Canım Kızım

SÜRPRİZLER SENİN İŞİN…

Bugün 11 yaşını dolduruyorsun. Senin doğum günlerini ne kadar çok sevdiğini ve her doğum gününde günler önceden ne kadar heyecanlandığını biliyorum.

Annesinden kızına kalan bir miras mıdır yoksa senin zaten içinde olduğundan mıdır bilmiyorum ama kırk yaşında iken bile benim her kutlamadaki heyecanımın benzerini senin de yaşamanı çok seviyorum. Sen kardeşinin arkadaşları hafta sonu gelecekler diye neredeyse kardeşinden daha heyecanlısın.

Onun tüm davetiyelerini, yazı yazmayı hiç sevmesen de tek tek sevgi ve sabır ile yazdın. Onlara el işi etkinlikleri tasarladın.

Öğretmenlerinin ve arkadaşlarının doğum günlerinde hazırladığın özel hediyeler, pastalar ve tüm bunları yaparken ki heyecanın… Öyle çok bana benziyorsun ki güzel kızım ve bunları öyle karşılıksız yapıyorsun ki umarım karşına çıkan insanlar bunların kıymetini hep bilirler ve sen de içindeki bu pırıltıyı hep yaşatabilirsin.

Ve işte bugün de senin doğum günün, yine bir şey sürpriz olmayacak diye düşünüyorsunJ Çok istediğin okul çantasını rengine karar veremediği için annen sana göstermek zorunda kaldı. Çok beğendin ve mutlu oldun ama doğum gününe bir sürpriz kalmadı. Anneannenin sürprizi olacaktı aslında. Babaannen de, annene hediye alması için bir gün önce sorunca annenin de zamanı olmayınca, offf gerçekten de sürpriz yok diye düşünmeye başladınJ Anne bari sürpriz yap da şu matarayı ne olur bana al diye köşe bucak beni sıkıştırır oldun bir iki gündür.

BAZEN HİÇ BÜYÜMEYECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM KÜÇÜK KIZIMSIN

2 gün önce Çeşme ye gitmeye karar verdik. Kahvaltı sonrası evde hazırlanıyoruz. Baban Ayşen bugün hava çok sıcak çocukları kalın giydirme diyor. Ben arkada giyinme odasındayım. Babana soruyorsun. “Baba hava güzel olursa denize girebilir miyiz? Mayomu alayım mı?” Evet bu soruda her zamanki gibi ciddisin! Aylardan Şubat’ mış, mevsimlerden kış, ne önemi var! Her Çeşme yolculuğunda sorulan soru aynı. Ve ben Eda hiç büyümeyecek mi acaba diyorum. Ve işte sen hala Şubat da denize girebilir miyim diyen benim küçük tatlı kızımsın.

ANNESİNİN KÜÇÜK SIRDAŞI

“Eda sana bir sır vereyim mi. “İnsanlar kendilerine beğenmedikleri bir şey olunca başkalarının hep o özellikleri gözüne çarpar biliyor musun. Ben de şu kollarımdaki lekelenmelere öyle takılıyorum ki kolları pürüzsüz olanlara gıcık oluyorum” dediğimde benim için gerçekten üzülen ve çözümler arayan küçük sırdaşımsın.

DÜNYADA EN SEVDİĞİN KİM DİYE SORULDUĞUNDA HEP AYNI CEVABI VEREN KOCAMAN YÜREKLİ BİR ABLASIN..

Anneannen anlattı. Sömestr tatilinde sana sormuş “eskiden en çok Melis ablanı sevdiğini söylerdin şimdi de öyle mi Eda?” dediğin de “Anneanne yanlış anlama tabi ki Melis ablamı çok seviyorum ama Ada benim kardeşim ve Dünya da herşeyden çok Ada yı seviyorum” diyecek kadar kocaman yürekli bir ablasın.

KARDEŞİNE KARŞI ZAMAN ZAMAN SİNİRLENSEN DE YUMUŞACIK YÜREĞİNİ ASLA GİZLEYEMEZSİN

Pazar günü , sen ödev yaparken her zamanki gibi Ada onunla ilgilenmen için seni rahatsız etmeye başladı. En sonunda kalem uçlarını kutusundan çıkarıp, alıp kaçmış Ada önce sen arkada evde bağırış çağırış içinde bir koşturmaca. Tam Ada yı köşeye sıkıştırdığın bir anda Ada senin gözünün içine baka baka uçların hepsini kırıyor. Sen tabi ki feryat figan bağırıyorsun. Ada utanç içinde odasına gidiyor. Biz de Ada ya kızıyoruz. Ama senin öfken geçmiyor. 5-10 dakika sonra Ada yine senin odanda ve sen çığlık çığlığa “çık odamdan”. Sonra Ada sana çok sevdiği desenli bantları getiriyor. Kedi gibi tek tek masana bırakıp kaçıyor . Sen niye bunları getiriyorsun al şunları diye bağırıyorsun. Ben de sana anneciğim çok üzgün ve mahcup, sana kendini affettirmek için en sevdiği bantlarını veriyor diyorum. Ben odadan çıkıyorum. Salona Ada ya seslenişin duyuluyor. “Adaaa buraya gelirmisin, özür dileyeceksen seni affediyorum. Ama gel önce bir kez sarılayım sana”.

11.DOĞUM GÜNÜNDE BİSKÜVİ DEN BAHSETMEMEK OLMAZ

1 aydır Bisküvi ile yatıyor Bisküvi ile kalkıyorsun. Sömestr tatilinde Almanya dünyaya geldi bu tatlı ayıcık:) Bunun hazırlanışındaki bu tılsımlı seremoni mi ne bu kadar özel yaptı bilmiyorum ama itiraf edeyim senin Bisküvi yi ben de çok seviyorum:)

Bu küçük ayı hatta geçen hafta hastalandı. Evcilik 11 yaşında ancak bu kadar keyif alınarak oynanabilir. O zaman benim doğum günü sürprizlerime bayılayacaksın diyorum,  başka da bir şey demiyorum!

O SES EDA

Bu aralar “O Ses Çocuk” yarışmasına taktın kafayı. Önce benimle sonra babanla ciddi bir konuşma yapıp yarışmaya katılman için izin istedin. Bunu eğlenceli ve hoş bir anı olacağını düşündüğünden yapmak istediğini söyledin. Baban Acun’u bazı sebeplerden pek onaylamasa da sen o  kadar olgunca ve ciddice bu isteğini belirtin ki, baban da ben de kişisel olarak çok tercih etmesek de sana tamam dedik. Haftasonu seçmelere katıldın.

Bu müzik midir, tiyatro mudur yoksa dans mıdır bilmiyorum ama bildiğim tek şey ileride hangi mesleği seçersen seç bunlardan birisi de hayatının bir parçası olursa bu sana büyük enerji verecek canım kızım.

İSTEYİNCE HERŞEYİ BAŞARABİLECEK AZİMLİ VE HIRSLI KIZIM

Azim deyince 2009 yılında Ilgaz a gittiğimiz ilk Kar tatilimiz geldi aklıma. “Baby Lift” teki görevliler yemek molasına gitmişti. Fakat bunu 4,5 yaşındaki sana anlatamıyorduk. Hala kaymak istiyordun. En sonunda kayakları sırtına yükledin ve” bana ne bana ne ben kendim çıkıp kayarım o zaman” deyip tepeyi tırmanmaya başladın.

Senin için olmazlar hiç yok Eda cım. Bunu görüyorum. Senin için Şubat da denize de girilir ! Ve şimdi de her alanda kendine ciddi ve büyük hedefler koymaya başladın bile. Buraya kadar herşey çok iyi ama sana her zaman söylediğim ve hep söyleyeceğim tek şey.

Senin en büyük rakibin sensin KIZIM ! Bunu sakın unutma. Geçmeye çalışacağın ve yarışacağın tek kişi kendin ol! Ve sana söz veriyorum o zaman hep sen kazanacaksın.

SANA AYNEN DİĞER SENELERDE OLDUĞU GİBİ SAĞLIK VE YİNE SAĞLIK DİLİYORUM EDA’CIM DİĞER HERŞEY ZATEN SENİN AZMİN VE İSTEĞİN İLE SENİ BULACAK.

Sevgilerimle

Annen, İzmir, 1 Mart 2016

 

 

Yeni Yıl Heyecanı… Sağlıkla Gel 2015

Bugün bir bloğumu takip eden bir anneden daha önceki zamanlarda yazdığım bir yeni yıl yazım ile ilgili yorum aldım. Bugün ki postumu da bu annenin vesilesi ile yazıyorum. “Eskiyen Yeni Yıllar” adlı postumu inanın ben bile unutmuşum ve okumak bana da çok iyi geldi. Ve bir süredir yazamayıp biriktirdiğim bir sürü anı için yine içim gitti. Çünkü buraya yazdıklarımın ne kadar da değer kazandığını gün geçtikçe görüyorum. Ve bu yazının tüm yoğumluğuma rağmen bir milat olmasını diliyorum…

Biz de yeni yıl heyecanı geçen yıl olduğu gibi 1 Aralık itibariyle başladı bile… Hatta 30 Kasım akşamı yeni yıl temalı keyifli bir çocuk filmi ile  başladı bile diyebilirim. Eda nın talebi üzerine babamız “Hediye Operasyonu ” isimli bir DVD almış. Noel baba ve Yeni Yıl konusunu işleyen ketifli bir filmdi. Kızlar ortamı sinema ambiyansına çevirerek filmi izlediler. Tabi ki Ada hem yaşı hem de TV ye olan sıfıt ilgisinden dolayı filmi takip etmedi. Ama o ortamın sinema keyfi için hazırlanmasını yenilen meyve ve patlamış mısır seremonisini çok sevdiği için ablası kadar heyecan duydu bu etkinlikten.

 

1 Aralık ta ise Ferah ablamız yeni yıl ağacımızı ve  geri sayım takvimimiz gündüzden benim hatırlatmam üzerine çıkardı. Eda okuldan gelince sürpriz olarak ilk etkinlik onu bekliyordu. Yeni yıl ağacı süsleme. Eda nın tüm bunların sevincini hala bu kadar derin hissetmesini çok seviyorum. Biliyorum ki bu küçük şeylerden duyduğu mutluluk her zaman onu enerjisi yüksek birisi yapacak. Geri Sayım Takvimimiz geçen seneki postumda yer vermiştim. Fakat bu etkinlikten Eda nın aldığı keyifin tüm yıl süreceğini tahmin etmemiştim. Eda bu bir ay boyunca o kadar eğlenmişti ki yıl boyunca hep yine yapacağız değil mi anne diye sordu. Ben de bu sebeple tüm yoğumluğuma rağmen bu yıl da bu rutini sürdürebildiğim için çok mutluyum. Umarım ayı da keyifle tamamlarız. Bugün ki ” sürpriz kartımızda ise Eda nın  bir süredir istediği renki yazan bir tükenmez kalem hediyesi vardı. Kart da şifreli bir şekilde  hediyenin yeri yazıyordu. Eda ve Ada büyük bir heyecanla kartı çekip sonra hediyeyi aramaya koyuldular. Eda için yerini bulmak hiç de zor olmadı.   Bizim bu yıl her güne bir yeni yıl etkinliklerimiz de  yine kokulu hamur yapma, yeni yıl banyosu,  yakın arkadaşlar ile yeni yıl yemeği, sevdiklerine yeni yıl kartı hazırlama, El Yapımı Yeni Yıl Süsleri Yapma, Ada nın kız arkadaşları yeni yıl kahvaltısı , Yeni yıl Gingerbread house süsleme, Noel Babaya mektup yazma , ailecek kutu oyunu gecesi, Yeni yıl temalı oyunlar vs şeklinde etkinlikler var.  Kimi etkinlikler bir kaç yıldır yaptığımız etkinlikler olsa da cazibesini hiç kaybetmiyor. Tıpkı Ginger Bread House  süslemesi gibi. Bu yıl Ada ilk kez süsleyeceği için bu etkinliiği Eda nın arkadaşları ile değil de iki kardeş yapacakları bir etkinlik olarak planladım. Ada nın neler yapacağını göreceğiz.

 

Bu arada bu akşam ki diğer etkinliğimizi de ileride Eda ya anı olması için paylaşayım. Eda nın 1 haftadır üzerinde çalıştığı  Lala Lupsy evi.Bu kez hiç yardımsız tamamen kendi yaptı. Bu gece son rutuşlarını tamamlarken ve oynarken ona sadece eşlik etmemi istedi. Dolabındaki bir çok oyuncak eve rağmen kendisinin yaptığı bir evi kullanma gayreti bana yine işte benim kızım dedirtiyor. Yıllar önce onunla çok fazla etkinlik yapmış olmamın sonuçları bunlar….IMG_6477 IMG_6478 IMG_6480 IMG_6481 IMG_6486 IMG_6488

Bir Anneler Günü Kutlaması… Osmancık Kiraz Bahçesi

10.Mayıs.2014

Eda  nın son 1 yıla damgasını vuracak filmi belli ki “Charlie’nin Çikolata Fabrikası olacak”.

Eda bu filmi aylar önce ilk izlediğinde babası istiyorsan ağla kızım sıkma kendini demişti ve Eda sonra ağlamaya başlamıştı. Aslında film mutlu sonla bitiyor ama öyle güzel öyle anlamlı bir film ki insanın ruhuna dokunuyor . Bu filmin geçen yılın sonundan beri abartısız neredeyse haftada bir seyrediliyor bizim evde. Haftada bir seyrediliyor çünkü ablası çok seviyor diye Ada nın da en sevdiği film oldu. Anlamasa da “ay çok güzel dimi anne diyerek” o da kendine CD seçme hakkı verildiğinde “Çikolata Fabrikası” diyor ve bu filmi istiyor.

Ada dün gece ateşli olunca ben de bugün planımı bozup işe gitmedim ve Ada nın durumunu görmek istedim. Ada sabah yine Çikolata Fabrikasını izlemek istedi. Tabi o TV yi sadece laf olsun diye ister hep ama bu sefer filme bir kez daha ben takılıp kaldım.

Şimdi de bloga anneler günü ile ilgili not düşmek isteyince bu film geldi aklıma. Aynen filmin sonunda dediği gibi. Eğer bir aileniz varsa “Dünyadaki herşeye sahipsiniz demektir”

İşte ben de bu yıl anneler gününde tam da böyle hissetim. İyiki ailem var dedim.

Bu yıl Anneler Gününde Eda nın bir arkadaşının doğum günü olduğu için biz aile arasındaki küçük kutlamayı 1 gün önce yapmayı planladık. Cumartesi günü çocukların okul sonrası Turgutlu da ablamın kiraz bahçesinde  buluştuk. Aynı zamanda ablamın buraya yaptığı minik konteyner evin de kutlamasını yapacaktık.  O gün sabahtan ve önceki günler hava çok yağışlı olmasına rağmen, biz oraya gittikten sonra hiç yağmadı. Mis gibi toprak kokusunda, açlıktan zil çalan karınlarımız annemin mangal sefası ile şenlendi. Sonra tüm aile kiraz toplama seremonisine katıldık. Yağmurun günlerdir yıkadığı kirazları hiçbir ilacın verilmediğinin de rahatlığıyla büyük küçük hepimiz direk ağaçtan toplayıp mideye indirdik. Ada ve Eda da çok keyif aldı. Ada kirazları kendi sepetine doldurdu.

Eda tüm gün boyunca ağaçtan inmedi dersem hiç de abartı olmaz…

Günün sürprizi ise, annesine anneler günü sürprizi yapan Melis oldu. Taa Ankara lardan, pat diye çıkageldi. Ablam 1-2 dakika anlamayıp şaşırıp kaldı . Tabiii sonra gözleri doldu.

Melis olmasaydı bizim de bir yanımız eksik olacaktı zaten.

Eda ve Ada, Melis i görünce havalara uçtular. İkisi de paçasından bütün bir gün ayrılmadılar.

Ayla Teyzesi söz verdiği gibi evin önüne 2 salıncak kurmuştu. Biri Ada biri Eda için, Ada ya hazır salıncak alınmıştı. Tabii bu Ada ya küçük gelince ve biz de çocuğu zorla oturtmaya çalışınca, Ada nın salıncaktan kalkmak istemesi biraz olaylı oldu. Adayı salıncaktan bir süre çıkaramadık!!! Neyse sonra kazasız belasız durum çözüldüJ

Yemek ve meyve merasiminden sonra, hediye merasimine geçtik. Biz bu sene annelere parfüm almıştık. Çiçek yerine de  Patina dan harika  meleklerden aldık. Herkese birer melek hediye ettik. Eda her bir meleğe kart hazırladı. “Sen bizim meleğimizsin” yazdı. Günün anlamına çok uydu. Ayşegül(Patina nın sahibi) yavrum son dakika benim için dükkanı açmak zorunda kaldı ama onun bütün bu fedakarlıklarına değdi.

Hatta son dakika, ondan Ayla Ablam için aldığım 3 mele li “Melekler Korusun” yazılı duvar süsü, Ayla Teyzemize cuk diye oturdu. 3 yiğenini temsil eden bu hediyeyi Ayla Teyzemiz çok ama çok beğendi.

Murat la konuşmamız üzerine, ben bana hediye almamalarını ertesi gün gidip beraber almak istediklerimi allalım dediğim için hediye beklemiyordum. Fakat kocam bana gerçekten de sürpriz yapıp, Ada dan bir converse ayakkabı, kendisi parfum ve Eda dan da çok güzel bir gözlük hediye edince gerçekten bana da sürpriz oldu ve bütün hediyelerimi de çok beğendim. Ayrıca babaannemizin pike takım hediyesi ve Ayla Teyzemizin nevresim takım hediyesi ile evimizde epey bir yenilendi.

 

Tadı damağımızda kalan  harika bir günden elimizde kalan ise  de tabiki harika kareler ve zihinlerden çıkmayacak anılar oldu…

Not: Yazıyı 30 Mayıs da yazıyorum ama aslında 10 Mayıs a ait gecikmeli bir yazı…

IMG_2492 IMG_2496 IMG_2499 IMG_2507 IMG_2509 IMG_2513 IMG_2527 IMG_2530 IMG_2531 IMG_2533  IMG_2538 IMG_2541 IMG_2542 IMG_2543 IMG_2544 IMG_2545 IMG_2546 IMG_2549 IMG_2551 IMG_2552 IMG_2555 IMG_2558 IMG_2559 IMG_2562 IMG_2563  IMG_2567 IMG_2569  IMG_2572  IMG_2575 IMG_2576 IMG_2578  IMG_2583 IMG_2586 IMG_2587 IMG_2589 IMG_2590  IMG_2593 IMG_2598 IMG_2599 IMG_2601 IMG_2604 IMG_2605 IMG_2622 IMG_2629   IMG_2654   IMG_2664   IMG_2667 IMG_2668   IMG_2680  IMG_2684 IMG_2686   IMG_2698 IMG_2699  IMG_2701  IMG_2703 IMG_2704 IMG_2707  IMG_2709 IMG_2711 IMG_2714  IMG_2719  IMG_2739 IMG_2740  IMG_2745 IMG_2757 IMG_2765 IMG_2768  IMG_2770    IMG_2779 IMG_2786  IMG_2807 IMG_2809 IMG_2811 IMG_2812 IMG_2817 IMG_2818 IMG_2824 IMG_2826 IMG_2830  IMG_2833 IMG_2835  IMG_2846   seçmece (1)

Eda’nın 9. Yaş Partisi

Hani derler ya “Bezelye Prensesi misin?” diye.

Eda bu sene arkadaşları ile evde küçük bir Pijama Partisi ile 9. yaşını kutlamaya karar verince pijama partimizi bir tema ya da  sembol üzerinden planlamaya karar verdik. Eda ya iki seçenek sundum. Birisi “gece kuşu” teması , diğeri ise benim çok sevdiğim bir Andersen klasiği olan “Prenses ve Bezelye Tanesi” masalın üzerinden planlanan bir parti olması idi. Bu masalı Eda da çok sevdiği için hiç düşünmeden “Prenses ve Bezelye Tanesi” ni   Pijama Partisine tema olarak seçti. Hikaye şöyle;

"bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış, fakat onun aradığı prenses
gerçek prenses olmalıymış. Bundan dolayı prens dünyanın dört bir yanını
dolaşmış, fakat hep birtakım sorunlar çıkmış. Prenses çokmuş da o gerçek
prenses olup olmadıklarını bir türlü anlayamıyormuş. Hepsinde bazı küçük,
belli belirsiz kusurlar varmış. Bu nedenle çok istediği halde gerçek prensesi
bulamamış olarak keyifsizce evine dönmüş.  Bir gece inanılmaz bir fırtına
çıkmış. Gök gürlüyor, yıldırımlar düşüyor ve yağmur sel olup akıyormuş.
Korkunç bir hava! Saray kapısının dövüldüğünü duyan yaşlı kral kapıyı açmaya
gitmiş.

Masal bu ya, kapıda bir prenses duruyormuş; fakat o ne, prenses yağmurdan ve
fırtınadan berbat bir durumdaymış. Su saçlarından ve elbiselerinden aşağı
ayakkabılarının içine oradan da dışarı akıyormuş. Sıra misafirin kendini
tanıtmasına gelince, misafirimiz kendisinin gerçek bir prenses olduğu söylemiş!

"Öyle olsun bakalım, yakında anlarız!" diye aklından geçirmiş yaşlı kraliçe.
Fakat hiçbir şey demeden yatak odasına gidip yatak takımlarını almış ve
prensesin yatağını hazırlamaya koyulmuş. Döşeğin üstüne bir bezelye tanesi
koymuş, üzerine yirmi kuştüyü şilte, onların da üzerine yirmi kuştüyü yorgan
koymuş. Böylece prensesin yatağı hazır olmuş.

Ertesi sabah kraliçe prensese nasıl uyuduğunu sormuş.

"Çok kötü!" demiş prenses. "Gözümü neredeyse hiç kırpmadım bütün gece! Yatakta
ne olduğunu bilmediğim birşey vardı. Her tarafımı al al mor mor yapan sert
bir şeyin üzerinde yattım. Korkunçtu!"

Böylece, artık onun gerçek prenses olduğunu anlamışlar, çünkü o üzerindeki
yirmi şilte ve yirmi yorgana rağmen bezelyeyi hissetmişti.

Gerçek bir prensesten başka hiç kimse bu kadar duyarlı olamazdı.

Böylece prens sonunda gerçek bir prenses bulduğuna emin olmuş ve onunla
evlenmiş. Bezelye tanesi de herkes görebilsin diye Kraliyet Müzesine
konmuş. Kimse çalmadıysa hala orada duruyordur."

Ben aslında Eda nın bu temayı seçmesine çok memnun oldum . Çünkü her yıl olduğu gibi bu yılda ona bir mektup yazmak istiyordum ve bu yılki mektubumda da, evimizdeki “bezelye prensesini” anlatmak istiyordum;

Çorapların dikişlerine taktığı için hiç bir çorabı beğenmeyen, “Blackspade” markası hariç  hiç bir atlet giymeyen ve eğer bu atletlerin hepsi de kirli ise beni tef gibi geren, yüzüne krem sürdürürken rahatsız olan, sabahları bu krep terlemiş diyerek krep de hafif bir nemlenme görse  yemeyen, 9 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala ekmeğin kabuğunu yemeyen, yoğurdunda minik bir kaymak parçası varsa o yoğurda dokunmayan,  son bir yıldır 1 kot pantalonu hariç tüm pantalonları giymeyi rahat değiller diye reddeden, biraz fazla yemek yiyince  midesi bulanan, kaloriferi açık olan bir odada asla uyuyamayan narin bir bezelye prensesi var bizim evimizde de:)

Annesini zaman zaman çıldırtsa da, bir o kadar da duygusal bir prenses, bir o kadar hırslı, tuttuğunu koparan, konuşmayı çok seven, çok meraklı, yaratıcı, fikir makinesi ve hepsinden de ötesi harika bir abla prenses.

Annesi bu sene koşturmacadan  ve kardeşinin ardı ardına hastalanmasından  ona yazmak istediği mektubu ve  hediye etmek istediği el yapımı bezelye prensesi bebeğini  tamamlayamamış olsa da en azından Eda yı mutlu edecek bir partiyi organize edebildiği için mutlu…

İşte partimizin detayları…

İnternetten yaptığım minik bir araştırmada bu temanın Türkiye de adının bile geçmediğini hatta hikayesini bile bilmeyenler olduğunu fark ettim. Yurt dışı sitelerinden aldığım bazı fikirleri ve kendi fikirilerimi de ekleyerek optimum bir parti gerçekleştirdik.

Önce salona “bezelye prensesinin yatağını yaptık”

Halamızın okulundan ödünç aldığımız yataklar çok işimize yaradı. Yatak Eda ve Ada nın ve Eda nın arkadaşlarının çok hoşuna gitti. Hatta Ada yataktan inmek istemedi:)

Pijama Partimiz için mevsim geçişi sebebiyle kızlara güzel bir pijama bulamayınca babaannemizin de yardımlarıyla iki kardeşe takım pijama diktirdik.

Menü de  Pijama Partisi klasiği Pizza vardı.

Pizza sonrası için ise tabiki yine Pijama Partisi klasiği sütler hazırladık. Sütlerin üzerine delikli tarçınlı kurabileyeler yaptık. Çok dekoratif durdu. Partide fazla hazır gıda olmamasına özellikle dikkat ettim. Kızların sevdiği susamlı kurabiyelerden yaptık.  Nilay Teyzemizin verdiği yeşil yuvarlak sakızlar bezelye tanelerini temsil etti.

Etkinlik olarak, “bezelye prensesi bebek yapımı”, çanta süsleme, oje sürme ve sohbet saati ve en son  sinema saati planlamıştık. Çanta Süslemeye maelesef zamanımız  kalmadı. Çantaları o haliyle kızlara vermek durumunda kaldık. Eda pijama partisini çok kalabalık istemeğinden 5 arkadaşını çağırdı.

Ferah Hn ve ben de gördük ki 6 kişilik bir 9 yaş partisi inanılmaz keyifli ve zahmetsiz oluyormuş.

Küçük misafirlerimize hediye olarak minik ahşap kutular boyadık. İçlerine de masalı temsilen minik yastıklar dikip bir tane bezelye tanesi koyduk. Ayrıca Ferah Ablamız misafirlerimize uyku için göz bantları dikti.

Bu arada her doğum gününmüzde olduğu gibi bu doğum günümüzü de Selda Teyzemizin el emeği  muhteşem pastası süsledi.

Eda nın partiden sonra defalarca teşekkür etmesi  ise günün yorgunluğunu bir anneye unutturan en keyifli andı. Ve en keyifli kısmı… partimizden kareler…düzelt  düzelt2  düzelt4 düzelt5  düzelt7  güzeller2 güzeller3 güzeller4 güzeller5 Kolajlar36   Kolajlar39 Kolajlar40 Kolajlar41 Kolajlar42 Kolajlar43 Kolajlar44 Kolajlar45düzelt3Kolajlar38Kolajlar37güzellerdüzelt6Kolajlar27 (2)Kolajlar28 (2)Yeni klasör4Yeni klasör5

Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında..

“Kızıma Mektup… Eda 9 Yaşında

Kıymetlimiz… İçimi cız ettiren Sevgi…

Edacım… Sana göre geçen yıl 9 olmuştun bile … Fakat artık tam bir 9 sun kıymetlim benim.

Bu saatlerde senin o alnına ilk öpücü kondurmuştum bile . Yeşil bir örtüye sarıp seni aşağıya indirmişlerdi.

Ege Sağlık Hastanesi… Hatta bu yüzden zaman zaman hala ben Karşıkaya’ lı mı, Alsancak’ lı mıyım diye soruyorsun bizeJ

Baban, Ayla Teyzen ve halan o sırada hastane odamızı süslerken girivermiştin onun aralarına yeşil bir çuhanın içinde. Ben bu sırada hala ameliyathane de olduğumdan daha sonra anlatılanlardan ve video da izlediklerimden biliyorum ilk aile fertleri ile tanışmanı…

Babanın kucağına seni verdiklerinde bayılacak gibi bembeyaz olduğunu ve hemşire sana ilk banyonu yaptırırken babanın heyecandan seni değilde yer karolarını çektiğini…” 1Mart 2014

Edacııım yukarıdaki satırları tam da senin bul yılki doğum gününde hatta doğduğun saatlerde yazmaya başlamıştım. Fakat sevgili kardeşin bu gün bir azizlik yapıp sabahın bir vakti uyanınca tamamlayamadım. Tabiki klasik hemen arkasından da seni uyandırdı. Yazmak için sessizliğe ve yalnızlığa ihtiyacı olan ben de maelesef devam edemedim. Seneye sana iki mektup borcum var:9

Şimdi bu yazıyı sonradan yazıp doğum günü tarihi ile bloğa ekleyeceğim ki ararken bulmamız zor olmasın.

Bu sene yine ailecek evde bir kutlama yaptık. Partini ise haftaya kendin belirlendiğin kız arkadaşlarınla kutlayacaksın.

Bu sene benden yine bir sürü oyuncak hediye istedin . Ben de sana artık büyüdüğünü bunları sana alamayacağımızı söyledim. En en çok istediğin ahşap bir evdi. ELC de görmüştün.

Aslında sana büyüdüğünü söylerken senin hala oyuncaklarla oynaman bir taraftan çok da hoşuma gidiyordu. Kendime benzetiyorum bu yönünü . Çünkü ben de ortaokulda bile bebekler ile oynuyordum. Ve anneannen hala bebeklerle oynuyorsun diye ortalığı yaydığımda yakındığı zamanlar, Hüseyin deden araya girer, dokunma kızıma evcilik demek hayal kurmak demek. Hayal kuran çocuklar ileride çok başarılı olur derdiJ Şimdi bakıyorum da sana iki ara bir dere hemen iki bebek alıp eline konuşturuyorsun. Özellikle her akşam banyo sonrası ben saçını kuruturken hemen poly pocket kavanozunu alıp bebekleri konuşturuyorsun. Ada da kıyıdan seni izliyor ve senden bebek almaya çalışıyor. Ve her seferinde senin ona verdiğin bebeği değil de senin oynadığını istiyor ve her seferinde kıyamet kopuyor.

 

Ve işte ben çocukluğunun büyük bir kısmını geride bıraktığın bu doğum gününde sana hayalinin de üzerinde yine oyuncak hediye etmek istiyorum. Biliyorum ki oyuncaklar ile oynayacağın zaman gittikçe azalıyor ve sen bunu bu kadar keyifli yapıyor iken   olanaklarımızın en iyisini sunmak bana da keyif veriyor. Fakat bir taraftan da alınan her oyuncağın israf olduğunu düşünerek bu kez sana aldığımız oyuncağın büyüdüğünde de evinin bir köşesinde saklayabileceğin bir klasik olmasını istiyorum.

İşte tam da böyle bir ahşap ev alıyorum sana. Bu anneannenin hediyesi oluyor. Babaannenden ise odana gerçek bir telefon alıyoruz. Yine bu da klasik ileride saklayıp hatta kullanabileceğin çok cici bir telefon.

Vee Ayla Teyzenin ve benim hediyeme gelince… İşte beni en çok heyecanlandıran proje..

Sana bu doğum gününde çok ama çok özel bir hediye vermek istiyorum. Sana hayallerinden birini hediye etmek istiyorumJ

Sen 2-3 yıldır hep büyüyünce ünlü bir pastacı olmak istediğini söylüyorsun. Ve bu fikrinden asla vazgeçmiyorsun. Hatta önce iyi bir üniversitede İşletme okuyup sonra da çok büyük bir pastacı olmak istiyorsun. Şimdiden böyle hedefler koyman benim çok hoşuma gidiyor.

Ayla Teyzene kafamdaki hediyeden bahsediyorum. Ama senin yardımın olmadan yamapam diyorum . Çünkü sadece 1 haftamız var. Ayla Teyzen en az benim kadar seviyor bu projeyi ve hatta benden daha da çok emek vererek, 2 gece neredeyse sabahlayarak , bense İzmir de gizli gizli geceleri aksesuarlarını yaparak sana “Pastacı Eda” nın oyun evini hediye ediyoruz.

Ve tabi senin hediyeyi gördüğün an. Gözlerin gülüyor ve neredeyse ağlamalı oluyorsun. Salonun ortasında inanmıyorum, inanmıyorum diye zıplayıp duruyorsun.

Ve sonra tek tek diğer hediyeleri alıyorsun. Ahşap ev. Pastacı Eda oyun evi için pasta takımları vs. Bu doğum gününde aldığın tüm hediyeler beklentilerinin çok ama çok üzerinde.

Seni böyle mutlu görmek beni daha da mutlu ediyor. Keyifli bir doğum günü geçiriyoruz. Demir Abin ahşap evin montajını yapıyor. Gece boyunca Ada ile beraber dans ediyorsunuz. Ada da çok mutlu oluyor.

Ve benim ilk göz ağrım bugün 9 yaşını bitirip, 10 a giriyor.

Ben de canım kızıma, sevdikleri ile geçireceği, mutlu, sağlıklı uzun bir ömür diliyorum.

 

SEVGİYLE…

seçmeler

Kolajlar30

Son Güncellenenler

Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29  Kolajlar31 Kolajlar32 Kolajlar33 Kolajlar34 Kolajlar35

Ginger Bread House Günü

2014 Geri Sayım Takvimimiz bugün Ginger Bread house yapımını gösteriyordu. Aslında bu etkinliği Eda için planlamıştım. Fakat son zamanlarda Eda arkadaşlarını daha fazla davet etmek konusunda sitem edince, etkinliğe 2 arkadaşını da davet etmeye karar verdik. Bugün Yeni tatilinden dolayı OSP olmadığından sabah kahvaltısı organizasyonu ve arkasından “Ginger bread house ” süsleme fikri güzel geldi. Eda sınıfına bu yıl katılan 2 kız arkadaşını daha yakından tanımak üzere Selin Narbay ve Doğa İrez i davet etmeye karar verdi. Kızlara annecik güzel bir kahvaltı hazırladı. Ama bu çocuklar acaba kaç yaşına geldiklerinde tüm hazırlıkları daha iştahlı ve keyifli yiyecekler bilmiyorum. Her zamanki gibi hepsi de çok az yediler.

Daha sonra kostüm oyunu için Eda nın odasında gittiler Ferah Hn ve ben de Ginger Bread House süsleme için mutfağı set up hazırlığına koyulduk. Evin kalıp kurabiyelerini dün kaşamdan pişirmiştim fakat montaj işini bugün kızlarla yaparız diye düşünmüştüm fakat yanlış düşünmüşüm. Kuruması epey zaman aldı. Ve süsleme biraz geçe kaldı.  Neyseki kızlar kostüm oyununa daldılar. Daha sonra eve geçmeden önce evlerinin dışına dekor olması için şeker hamurundan kardan adam yaptılar. Bu şeker hamuru hazır olduğu için çok da içime sinmediğinden kızlara bunu sadece dekorasyon için kullanmalarını yememelerini defarlarca söyledim. Ama onun dışındaki evin tüm malzemeleri  ve kurabiye duvarları şekerin doğal zararı dışında mümkün olana en iyş malzemeler ile yapıldı. Eda da arkadaşları gittikten sonra zaten evi afiyetle yedi. Kızlar evlerini bütün parmaklarını yalaya yalaya keyifle süslediler. Doğa nın 2 kez duvarı çökünce biraz moralıi bozulsa da  sonunda herkes çok keyif aldı. Bana da bir dahaki sefere  evlerin montajını 1 gün önceden yapmam gerektiği iyi bir ders oldu. Önceki senelerdeki yeni yıl kutlamasından tecrübeli olmalıydım oysa:(

kuçukfotos

 

Kolajlar26 Kolajlar27 Kolajlar28 Kolajlar29 Kolajlar30

Oğlumu Büyütürken

Yağız'la hayat daha anlamlı. Hergün büyüyorum.

kitapsepeti

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

sandıklıdivan

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."